Ağaca tırmananlar

20 Mayıs 2011 Cuma

anı anlatmacaaaa

Buraya anlatmadığım bi anım kaldı mı emin değilim. :D Ama illa ki kalmıştır -ki kaldı, çünkü ben az önce beynimi şşşöööyle bir yokladıııım veee Kahraman Dikenlerin  hikayesini anlatmadığımı farkettiiiiim. İşte geliyor;..
  Ceren diye bir arkadaşım var, kendisiyle 2 yaşımdan beri tanışığız ve ailelerimiz de çok yakındır. Biz arada böyle sıcak havalarda bunların köyüne falan giderdik, onlarla mangal yapardık. İşte sanıyorum ki bi 4 yıl kadar önce, gene çok güzel bi piknik havasının olduğu günde cerenlerle köye gittik.
  Köyde napılır? Oturulur,gezilir,mangal yapılır vesaire. Peki doğayı seven çocuklar naaapaaaar, ormanda keşif gezisine çıkar! (Aslında ceren pek böyle işlerden hazetmez ben zorlamıştım onu benimle ormana geleceksın uleeeeeeeeeeyn diye.)
  Bizimkiler mangal yemek hazırlarken Cerenle ben ayakkabılarımızı giydik ve köyün bilinmeyen tenha orman uçlarına doğru ilerledik. Yürürken bi yandan da konuşuyorduk, sohbet muhabbet gülüşe gülüşe gidiyoduk, en son bir dereye vardık. Böyle suyun bileklerinize geldiği türden yukardan akan normal çakıl taşlı bir dereydi işte. Bizim geldiğimiz yerse derenin bittiği yerdi.  Epey yüksek bir uçurumdan aşağı akıyordu ve aşağıda devamına karışıyordu. Benim ilgimi çekmişti ve Ceren de orayı bildiği için orda durduk.
    “Aşağıda ne var ya?” diye sordum be şöööyle bi eğilip baktım. Kesinlikle taşlar, kumlar, kayalar düştüğünüzde kafanızı patlatabilecek şeyler vardı. Suyun tam aşşağı gittiği o yerde de dikenli dikenli otlar falan vardı işte böyle değişik şelalemsi bi yerdeydik.
  Ben eğilmiş bakarken ceren de yanıma geldi ve aşşağı doğru bakmaya başladı. Sonra bir çaaaaaat sesi duydum…
  Cerenin ayağı kaydı ve akan suyun içine düştü!!!! Ben anlamadım “noluyo yeeeaa?” dedim. Su onu aşağı doğru (o uçurumdan aşağı) çekiyordu. Eğimli olduğu için aşşırı hızlı akıyodu çünkü. Ben o an cırladıım ve ne yapacağımı şaşırdım, yavaşça aşağı inmeye çalışıp elimi uzatmaya, onu tutmaya çalıştım ama kııız kaydıraktan kayar gibi gidiyordu!
  Sonra birden sonuçlar kafamda belirdi. Ceren kayıyor…Ceren şelaleden aşağı kayıyor…Uçurum çok yüksek…Ceren uçurumu çok yüksek olan bir şelaleden aşağı kayıyor…Düşerse ölür…Ceren uçurumu çok yüksek olan bir şelaleden aşağı kayoyr ve eğer düşerse ölüüüür! OHAAAAA!
  İçimde böyle adrenalimsel patlamalar oluyordu ama yapabileceğim hiçbişey yoktu, onun peşinden aşağı kadar inmiştim ama eğer bir adım daha atarsam, ben de kayardım ve ikimizin de aşağı uçup ölmesi işleri kolaylaştırmazdı.
  Ama cereni kurtaramamaktansa ölmeyi tercih ederdim o yüzden tam yavaşça öne eğildiğim sırada cerenin tam uçurumun dibinde durduğunu gördüm.
  Belden aşağısı havada sallanıyordu ve o nasıl?…dikenleri tutuyordu!
  Dikenlere tutunarak kendini yukarı çekmeye başladı…Dikenler onu taşıyabiliyordu! Hemen öne atlayıp kolundan yakaladım ve onu kendime doğru çektim. Çıktığımızda ikimiz de sırılsıklamdık.
  Eve gittiğimizde bizimkilere anlattık ama bize güldüler :D Uçurumu vesaire görmedikleri için uyduuyoruz sanmuışlardı heralde…zaten şoktan da çıkamamıştık, üstelemedik.
  O gün bugündür Ceren benle hiçbi şekilde keşif gezisine çıkmaz. “De get kafamdan yıldız voyh” der gider asdfghjk.
  Yine  de aşşırı zekiydi. Ben çığlık çığlığa düşerken dikenler elimi acıtır diye tutmazdım onları. Denize düşen yılana sarılır ama benim aklıma bile gelmezdi yani.
  Burdan çıkaracağımız dersse, dikenlerin bile oluşunun insana hayırlı bir sebebi vardır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı