Ağaca tırmananlar

27 Eylül 2011 Salı

doğduğum ev

  Şu an oturduğumuz evin de aralarında bulunduğu, trabzonun artık ünlüüü taş, drıkş diye dikme jenga sitelerine çıkan Boztepe Mahallesi'nin ana yolunda, -ki ben bunu şiddetle kınıyorum. boztepe eskiden fındıklıklarıyla ünlüydü, camınız açık süremezdiniz arabayı, içeri doluşurdu fındıklar- yaklaşık 2-3 haftadır bir doğalgaz boru döşeme çalışması var.
  Trabzonu bilirsiniz, aynı yere çıkan 40 tane yol vardır. Kimi daracık mahalle aralarından geçer, kiminde iki araba yan yana yarış bile yapabilir, kimisi top oynayan çocuklardan dolayı şen şakrak ama tıkalıdır ve kimisi de ıssız, terkedilmiş gibidir. Ama hepsi aynı yere çıkar; nereye gitmek istersen, oraya.
  Hal böyle olunca, dolmuşçular ve diğer tüm şöförler işte bu arka-ara sokaklardan boztepeye çıkan bir yol keşfetmek durumunda kaldılar ve buldular da! Hem de doğalgaz çalışması için kapatılan yolun başlangıcının hemen sağ tarafında, küçük bir fotoğrafçı dükkanının yanında.

  Her şey okulun ilk günü eve dönmek için bindiğim dolmuşta başladı. Yolun kapandığını zaten önceki günden biliyordum, ama genelde babam daha farklı rotalar izlediği için -babamın bir araba sürüşü var, binince aynen şöyle oluyorum; "DUURRRR YAVAŞLAAAA1 ORASI ÇOK DAR GEÇEMEZSİİİİN! NASI GEÇTİİİN?! YAVAŞ GİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİT! ÇARPCAAAN YAAAAAAAAA" beni okula 5 dakikada getirdiğini hatırlıyorum BOZTEPEDEN BİZİM OKULA BEŞ DAKİKA.- daha önce hiç görmemiştim.
   Neyse; cam kenarına oturdum, gitmeye başladık. Az ilerledikten sonra dolmuşçu size bahsettiğim başlangıç yerinden hooop sağa kırdı ve dar bir yola saptı. İşte her şey o dönüşten sonraki 1 dakika içinde oldu.

  Bir ev vardı...
  Eski, tarihi, güzel...yok yok....muhteşem bir ev. Boyası yer yer...hatta her yerinde dökülmüştü, bahçe duvarı ve duvarla beraber bahçesindeki tarihi bir çeşme yıkılmıştı. Kimbilir kaç genç kızın, çocuğun, çiçek sulamak için eğilen babaannelerin, kahve içen dedelerin açıp dışarıyı seyrettiği camları kırık, pervazlarıysa...kırıktan da beter durumdaydı. Unutulmuştu, sitemliydi. "Ne tarihler, ne kuşaklar görüp geçirdim ben....şu halime bak...peeh" der gibiydi hali. O an dolmuşa "müsaiit bi yerdeee" deyip inmek, eve bakmak istedim, ama o kadar kısa bir süre için gördüm ki onu, daha şaşkınlığımı atamadan hoooop eve varmıştık bile.
 
   O günden sonra sürrekkli o evi düşünmeye başladım. Dolmuşla yanından her geçişimde dikkatlice bakıyor, arkamı dönüp bakıyor, boynumu güvercin kafası gibi döndürrrüüüp döndüürüüüp her açıdan bakmaya çalışıyordum. Eski evlere olan aşkımı biliyorsunuz, trabzonda kaç ev görüp de "ben bunu restore ediceeem!" demişliğim vardır...Edicem de, tarihi evleri yaşatma ve evlat edinme vakfı kurup evleri tamir edip, değer bilen bir aileye satıcam. Ordan gelen parayla başka bir evi tamir edip, satıcam. Sonra daaa gid...bi dakika tüm planlarımı açıklamayayım öhöm.

  Bu sabah kahvaltı yaparken anneme o evden bahsettim. Birden gözlerini faltaşı gibi açıp "O evii biliyoruuum!" dedi. "Tabi biliyorum o evi! İşte biz o sokakta oturuyorduk, o evin hemen yanındaki apartmanda. Sen de orada doğdun. Ahh hep imrenerek bakardım o eve, benim olsun isterdim."
  "Nasıı yaaaa, gerçekten mi?" dedim. Sonunda nereli olduğum ortaya çıkmıştı! (+Nerelisin? -Trabzon. +Neresinden? -Imm...meydan? çok konuşma geçti böyle çooooook)
  "Orası hala boş mu? Biz orda otururken de boştu."
  "Ya..."
  Hiii....ne kadar yalnız, ne kadar unutulmuş... Resmen oturup ağlayabilirdim o evin düştüğü hal için. Öyle olunca onu daha da çok sevdim ve açıkçası doğduğum evin de onunu hemen bitişiğinde olması beni çok etkiledi. Böyle küçük tesadüfler beni oldum olası derinden etkilemiştir zaten.

  Evden çıktıktan sonra pür dikkat kesilip o eve gülümsedim ve beni görmesini umarak baktım. Okula gelince de bunları hemen koşup Aziz'e anlattım.
  "Aaa orası mı?" dedi. "Biz de o apartmanın hemen karşısındaki apartmanda oturuyoduk işte! Hatta o yandaki fotoğrafçıda çektirmiştim fotoğraflarımı.."

  11 yıllık arkadaşımın, kardeşimden öte insanın, onu henüz tanımazken ve küçük bir bebekken karşı apartmandan komşum olması...işte beni etkileyen asıl bu oldu. Ve evi daha da çok sevdim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı