Ağaca tırmananlar

19 Eylül 2011 Pazartesi

ilk günün azizliği

   Bu yaz hiçbir şekilde ve hiçbiiir koşulda ben "ay okul açılsın yea" demedim. Hayır efendim, asla. Sıkıntıdan kafam patlamadı ama patladıysa bile demedim. Çünkü hayatımdan gayet memnundum; yeni yerler,yabancı arkadaşlar,uzun seyahatler,deniz-havuz-kaydırak-disco,sosyal etkinlikler.. gayet güzel bi yaşantım vardı. (Disco dediğime bakmayın, üç yaşındaki bebeklere çocuk dansları yaptıran animatörlerden biri gibi bişeydim.Çocuk dansı yapıp oturuyodum o kadar. :D)
  Ama her şeye rağmen okullar açılacağı için de mutluydum tabii! Arkadaşlarımı çok özlemiştim, ortamı çok özlemiştim ve de 11. sınıf danası olmanın büyük heyecanı vardı içimde.. Fakat bu da diğer bloglarda geçen yaşantılarımda görebileceğiniz üzre, beklediğim gibi gitmedi.

  Bi kase nesquik yedikten sonra -reklam karşılığında bedava nesquik alıyorum- hemen üstümü değişip saçlarımı yaptım ve evden çıktım. Meydanda Aleyna -sınıf arkadaşım- ile buluşup okula geldik. Tabii ben okul bahçesine girip arkadaşlarımı görünce falan resmen krizlere girdim, kalbim sıkıştı, çok mutlu oldum, sevgi kebeleği oldum. Herkesle sarıldık,öpüştük falaan derken bi yarımsaatim gülmekten ağzım yırtılmış bi vaziyette "aaaa X seni çok özlemişim a Y nasılsıııııııın" diye sarılarak geçti, çok mutluydum çok güzeldi.
  Ardından müdür bey açılış konuşmasını yaptı, biraz güldük, alkışladık, sonra sıradan dağılıp hocalarla muhabbet ettik sonraaa yollandık sınıfımızaaaaa. Sınıfımız yine okulun dışında, biliyorsunuz. Okuldan yine kopuk, yine küçük bir sınıfız. -ARTIK ZİL SESİNİ DUYABİLİYORUZ AMAAAAAAA- Tabi bu sınıf temizlikçilerin bile unuttuğu bi sınıf olduğu için, resmen içeriyi b*k -sansürlemediğimde reklamdan aldığım nesquiklerime haciz geliyor- götürüyodu. Pisssss, toooz, toooooooz, TOOOOOZ.. Ve ben de hepinizin tahmin edebileceği gibi gidip, sanki benim bunu yapmam için hemen sınıfın yanına bırakılmış bir kova ile toz bezini alıp sıraların,dolabın,masanın,bilgisayarın falan tozunu aldım. Ötekiler de ıslak mendiller, peçeteler, bezler derken sınıfı temizledik...Ama toz almak benim resmen kaderim olmuş yaa nereye gitsem peşimde! Tatilden eve döndüğümde valizimi kapının yanına bıraktım, ayakkabılarımı çıkardım, annem elime bezi tutuşturdu o derece.Yok yok büyü var bende kesin...toz büyüsü...
  İngilizceci sınıf hocaamıız Özden hocayı da epey özlemişim. İlk ders öyle sohbet muhabbet tatil anıları dzart zurt güzel geçti. Sonra ikinci ders gelmedi, üçüncü derse bi dil anlatımcı girdi aşıırı sıkıldım sevmedim, dördüncü derste de o vardı daha da sıkıntı bastı beni darlandım, öğle arası zili çaldığında dünyanın en mutlu insanı bendim. Zıplaya hoplaya, hoplaya zıplaya çıktım.
   Gittik kantine işte sıradayız, bi arkadaşım var;
   "Ya Yıldız.hahahahajhahaha." dedi "..bizim sınıfta hahahahahhaha sizin eski 9. sınıf resimleri hahhahaha var ay seninki neydi öyle hagffdghgffdfoahahahaha çok güldük ona yaa aşşırı güldük ona hahahahhaaohohoh.."
   Ben de suratımı ekşiterek kafamı salladım. "Hıııımmm"
  "Ay tiksindim resmen hahahaha çok kötüydü OHAHAHAHAHAHHA AHAHAHA AAAY ÇOK KÖTÜYDÜ.."

 İŞTE ŞİMDİ NEDEN BENİM 9. SINIFTAN NEFRET ETTİĞİMİ ANLADINIZ MI HA ANLADINIZ MI? 

  Bir gün gelecek de biri bana bunu diyecek diye çok korkuyordum zaten ve "bu yıl harika bir yıl olacak hihihi secret yapayım hihihih" dediğim bu lanet yılın ilk gününde bu suratıma dırrrkş diye vuruldu. Hatırlamak bile istemiyorum o zamanları ama maalesef o yıl, lise1 yılı, benim sınıf fotoğrafımda...kafam...benim kafam....vesikalığa sığmamıştı... Evet..
   Herkesin normal boyutlarda küçük bir kafası vardı. Normal gülümsemişlerdi, çirkin çıksalar da -herkes çirkin çıkar- gayet normallerdi. Ama ben? Benim kafam zaten büyük, bi de adam zoomlamış mı, yakın mı çekmiş, kesince mi büyümüş, artık ne olmuşsa benim kafam fotoğrafa sığmamış arkadaş...sadece kafamım yarısı var yani...amblem gözükmediği için alnıma yapıştırmışlar amblemi öyle bi kötü.
   Sınıfın en arkasına ya da en önüne...nereye giderseniz gidin, o kafa diğerlerinin arasından çok net seçiliyordu lan? "Anaaa o yıldızın kafası değil mi ohahahah burdan bile görülüyor ayı kafası resmen o" bile diyenler olmuştu...ve kimse bunları sessiz söyleme zahmetine bile girmiyordu çünkü, bilinen bir gerçeği söylemekten utanmazsın. Evet maalesef.
   Ben bir yıl kimlik kartımda bunun utancını yaşadım, yaktım kartı. Şimdi 11 olmama rağmen bu lanetli fotoğraf peşimi bırakmadı, görüyorsunuz. Bununla yüzleşiyorum hala YÜZLEŞİYORUM.
  Ya bugün benimle dalga geçen o malum erkeğe ne demeli...allahııım.. beni HER gördüğü yerde güldü lan! Yarıldı resmen gülmekten...ayıptır, günahtır, ben tamam dedikçe gülüyo yazık değil mi ben de insan evladıyım yani kafam caillou nun kafasından büyük ama napayım, zaten beynimden asla silinmeyecek bir dokuzuncu sınıf fotoğrafım var, bütün gün onun bi taraflarıyla gülmesi beni iyice depresyona soktu anlayacağınız.
  Öyle keyifsiz bi öğle arası geçirdim, konuşmayı arzuladığım bazı insanlarla da konuşamadım, kafamda "allahım o resim neden hala orda...geçen yıl kimler gördü acaba onu...ulan ben de mal kafa hiç aklıma gelmedi gidip almak o resmi...ya of yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa" düşünceleri dönerken yemek bile yiyemedim bırakın konuşmayı.
   Ardından tarih dersi oldu resmen ağlayacağım artık, aklımda o fotoğraf, sınıf sıcak, hocanın zırvaladığı şeyler çok sıkıcı, benim moral sıfır. Bu arada tüm hocalarımız erkek yaaaaa hepsi de sıkıcı insanların teki yani. Nihat hocacığım yok bi kere ben ona ağlarım. Dil anlatıma giren hocayı hiç sevmedim.
   Daha sonra edebiyat dersi oldu, konuşacak bi şey yok. 7 kişiyiz sınıfta öyle rahatsız edici bir sessizlik var ki...dayanılmazdı. İçimdeki organların tüm faaliyetlerini hatta akan kanımın sesini bile duyabiliyordum o nasıl bir şeydir öyle. Havada uçan tozun masaya düşüşü bile "dıııııııııııııııırkkkkkkkkşşşşşşş" şeklinde bir ses çıkarıyor hepimiz döüp o tarafa bakıyoruz, öyle garip bi dersti..
   Sonra tenefüse çıktık, benim çok yakın arkadaşlarımdan Semanur (semanurkalpsemanurkalp), o fotoğraflardan Sudeninkini koparıp almış, getirdi bize. "Seninkini her yerde aradık, bulamadık yıldız. Amma güldüler ona biz de alıp getirelim ama biri zaten almış.."

  OHA. Yaaaa nasıl lamış yaaaa! Yaa ben ilerde evlendiğim zaman o fotoğrafın kapımın altından atılmasını istemiyorummmmmm. Resmen boşanma sebebi! Malum kocam beni oracıkta boşar, davada hakim "sizi, eşiniz yıldız aşarın aşırı büyük kafasının yarattığı şiddetli geçimsizlikten dolayı boşuyorum." der. Sonra ben işsiz evsiz sokaklarda kalırım ama davamla dalga geçecek gazetelerde -Kafası Büyük diye Karısını Boşadı!- -Büyük Kafa Boşanma Sebebi Oldu- -Ekmeğin Tazesini Karının Küçük Kafalısını Alacaksın!- şeklinde manşetler hatta atasözleri ürer. Sonra bu haberleri gören Kocakafalar bana hemeeeen bi iş teklifi gönderir. "Yıldız hanım yayında bidaha kafanızı fotoşopla büyütmemize gerek kalmayacak...çok masrafsız bir çalışan olacaksınız lütfen bizimle çaılışın" of of.
  Saçlarım da kabarık, kafam olduğunun 50 katı. :( kestiriceğim saçlarımı.
  Sonra çıkış zili çaldı çıktık allahım bu çocuk gene geldi gördü beni "HAHAHAHHAA yıldız o fotoğraf ne ya ööğğıyıyığğööö HAHAHA" deyip deyip gülüyo "ööffff BEEE" dedim omuz atıp karıştım kalabalığın içine.
  Ne la o öyle. Sadece o gülse iyi, arkadaşları da gülüyolar o sınıf o 20küsür kişi gülüyo bana. Konuşmam bidaha onunla. O fotoğrafı da hemen geri alıp imha etmeliyim...

  Yok hacı ben lise3 terk olup toz işine gireceğim. Tozları alır alır dururum. Mutlu bir yaşantım olur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı