Ağaca tırmananlar

18 Kasım 2011 Cuma

kabus gün

  Kapıyı çaldım, açılmadı.
  Tekrar çaldım, yine ses yok.
  Artık isyan etmenin eşiğindeydim. 150 ton ağırlığındaki çantamı merdivene fırlatıp, içimde kalmış son güç kırıntılarıyla ayakkabılarımı çözmeye çalıştım.
  Bir kere daha çaldım...hala ses yok.
  Şimdi de çantamı fırlattığım yerden geri alıp anahtarı bulmam gerekiyordu. Ya da ne gerek vardı kapı önünde durup yatayım, ne olacak. Galiba düşüyorum.... Allahım şu lanet gün bitsin artık.

  Ben kapı önünde yaşam mücadelesi verirken , birden kapının arkasından bağrışma sesleri geldi. Hemen ardından da gürültülü ayak sesleri... ve sonunda evin kapısı açıldı. Salak kardeşim "Babamın açmasını bekliyoğdum" dedi. "Salak gerizekalı sen açsan ölür müsün öldüm ben şurda" demeye bile mecalim olmadığı için cevap vermeyip sendeleyerek içeri girdim.
  Odama girer girmez yatağın üstüne düştüm. Başarmıştım...artık evdeydim. Ama sorun şuydu ki artık tek bir kasımı bile oynatamıyordum.

  Annem odaya girip "Nerdeydin kızım?" diye sordu. Ağzımı açıp sadece iki kelime söyleyebildim... "Anne....açım." Sonrasını hatırlamıyorum.

  Yemek yemede olduğu gibi giyinmede de çok yavaş olduğum için genellikle, sabahları kahvaltı yapmadan evden çıkıyorum. Bugün de aynı şekilde üstümü giyinip evden çıktım. Okulda ilk iki teneffüs sınıfta kaldım, üçüncü teneffüse geldiğimizde iki lokma bir şey yiyeyim diye kantine gittim. Zaten şimdi yemezsem bir daha da yiyemezdim.
  Çünkü son 2-3 haftadır her gün öğle aramı koro çalışmasına giderek harcıyorum. Sabah ve öğle yemeği yemeyi, öğle arasında normalde ne yapıldığını, 5. dersin ilk 10 dakikasını nasıl geçirdiğimi unuttum. Yine koro olacaktı 1 saat, yine aç kalacaktım. O yüzden şimdi yesem iyi olacaktı.

  Sandiviç alıp sınıfa geldim. Daha zil çalmamıştı, tam bir ısırık aldım, Eyüp Hoca "konferans var haydi oraya!" diyerek sınıfa girdi. Ben de gönülsüzce oraya geçtim.
 
  Konferansı sunum yapan kadını arkadaki kırmızı perdeden ayırt etmeye çalışarak geçirdim. Allahım...karnım aç, ışık loş,uykum geliyor ve aklım sandiviçimde kaldı. Kaşlarım çatık, gözlerim kısık halde durdum konferans boyunca. Konferans salonunun ortamından olacak, bir garip oldum. Herkesi sarı görüyordum ve arkadaki o perde hareket ediyordu. Ayrıca kadını da perde renginde görüyordum. En sonunda kadın "çıkabilirsiniz" dedi de çıktık.

  Okul açıldığından beri daha hiç cuma günü dışarı çıkmadım. Bizimkiler her hafta yemeğe çıkıyorlar bense "Korom var. KOROM VAR. GENE KORO VAR." şeklinde arkada kalıyorum. Tabii bu saçma üniversite konferansı -ki kadın hiç dil alanından bahsetmedi. fenmiş tmmiş konuştu da konuştu- öğle arasından 10 dakika götürdüğü için yemeğe giden canım sınıfımın diğer üyelerini bırakıp koştur koştur koroya gittim.
 
   Allahım... koroda söyledik söyledik söyledik söyledik; karnım aç, sınıf 50 kişi aynı anda nefes alıp verdiği için havasız, konferans yüzünden uykum var, şarkı söylemek beni susattı ve bu cırtlak sesler bende müthiş baş ağrısı yapıyor. Kendimi koro boyunca dışarı atmamak için zor tuttum.

  1 saat sonra tam çıktık, dedim "Oh tamam şimdi ben sandviçimi de yerim ki 5 dakkada tamam koro da bitti oh oh", bir baktım, bizimkiler toparlanıyor. Ders resim. Atölyeye gitmek zorundayız.
 
  Resim sınıfına gittik, hoca önümüze bir ayakkabı koydu "Çizin." dedi. Karnım hala aç, hala uykum var, başım ağrıyor ve bendeki de şans, nasıl bir yere oturmuşsam tam oraya güneş dırkş diye vuruyor. Ayakkabıyı çizmeye başladığım için açımı da değiştiremiyorum, öyle kalakaldım.
  Ders bitti, dedim "Bu sefer tamam, bu sefer sandiviçimi yiycem holey evet." ... ... Sınıfta bırakmışım. "Gider alırım ne olacak" dedim, ama nöbetçi benmişim. Yani resim odasındaki bütün masaları temizleyip sıraları düzenlemem gerekiyordu. Bu da tüm tenefüsümü aldı ve BEDEN DERSİNE GİTMEK ÜZERE yola çıktım.

  Karnım aç, uykum var, başım ağrıyor, üstüme müthiş bir üşengeçlik çökmüşşşş ve beeeen bedene gidiyorum. Yol boyunca "ühühühühühühühühühühühühüh" dedim ve ühülerim spor salonuna gelince daha da arttı ama hoca 'istemiyorsanız giyinmeyin' deyince mutluca oturdum. Oh be sonundaaaa. Şimdi ver elini sandiviç ver elini huzur derken farkettim ki sandiviç hala sınıfta.
 
   50 tane yalan uydurup sınıfa gittim, sandiviçimi alıp geldim. Tam yiyeceğim, biri "Yıldız" dedi. "Birazdan tiyatro seçmeleri başlıyor bedenliklerini giyin de gel."
  Sandiviçe baktım, kıza baktım.... "Yok ya ben giyinmiyim ya..." dedim. Döndüm bizimkilerin yanına oturdum, sandiviçi yiyeceğim şimdi, onlar da canlarım tabi yemişler öğle arası gidip, keyifleri gayet yerinde, "Bence kaçırma Yıldız yani tiyatro bu hem yeteneklisin de ben olsam giderim..." şeklinde gaza başladılar. "Ama ya...tamam" deyip gittim.

  Üstümü değiştim, tiyatro sınıfı toplandı, benim hala KARNIM AÇ, UYKUM VAR, BAŞIM AĞRIYOR, ÜŞENİYORUM, AÇLIKTAN KAYNAKLANAN BİR HALSİZLİK BAŞLAMIŞ.
  Tiyatro hocası konuşmaya başladı, "Haftada en az 3 gün çalışmalıyız. O da en az 3 saat. Yani öğle aralarından okul çıkışlarından haftasonundan fedakarlık yapacaksınız."
 
   Düşündüm...Her gün öğle arası koro var. Haftasonu 16 saat dershanem var. Okul ödevleri var. Sınavlar yaklaşıyor. Karnım aç. Başım ağr....

  Birden beynimdeki tüm şalterler attı. "Yeter lan öldürecek misiniz beni" dedim içimden. "Karnım aç benim. Oy başım. Ne kadar konuştu bunlar da öffff." Birden bana cesaret geldi. Bu neydi böyle yıldızzz neden bu kadar yoruyordum kendimi!  "Yeter be böyle hayat mı olurmuş yapmıyorum tiyatro falan aaa yeter, getirin bana sandiviçimi, yiyeceğim ben onu arkadaşım! Ayrıca korodan falan da bıktım her yıl aynı şarkılar öf be ÖFF" 
   İçimden söylenmeye devam ettim. Hatta konu tee 10 yıl öncesinin olaylarına gitti, anasınıfında hamurumu alan kıza bile söylenmeye başladım. Ama dersin sonunda 'Napıyorsun şimdi tiyatroya gelecek misin?' diye soran hocaya sadece "Ya ben çok yoğunum şu sıralar ama deneyeceğim hihih" diyebildim.

  Zilin çalmasına 5 dakika kalmış, o yüzden bir daha gidip formamı giymem gerekiyordu. Soyunma odalarına gittim, yemin ediyorum içeride 9863258736587362876 tane kız var. Sıkış tıkış giyiniyorlar. İsyan edecektim artık... bu kadar olur. Bir sinirle çıkıp tuvalete gittim ve orada değiştirip çıktım.

  Okul biter ama bendeki bu çile bitmez. Çıkışta 1 saat daha koro çalışması var. Ağlamaklı gözlerle bizimkilerle vedalaşıp koroya gittim. Artık karnım aç başım ağrıyor falan bile demiyorum, artık ölüyorum. Sadece ağzımı oynatabildim, ki bu bile beni yordu. Azmettim, dişimi sıktım ve sonunda çıktım.

  Hemen bitti sanmayın, bu sefer de 2buçuk saat sürecek bir dershane denemesine gitmem gerekiyor. Koro yüzünden geç kalmışım zaten, koştur koştur gidip başladım sınava. Bizimkiler çoktan girip çıkmıştır, inşallah yalnız kalmam diye düşünürken bir baktım onlar da kapıdan yeni giriyorlar..
  "Naptınız benden sonra?" dedim, "Yemek yedik." dediler. Saat akşam 5 buçuk ve ben hala iki gıdım bir şey yiyememişim, benimkiler 3. öğünü yediler.
 
   Neyse sınava girdik....soruları okuyamıyorum. 30uncu türkçe sorusuna geldim, artık ağlayacağım. Darlandım. ÖLÜYORUM. 40a geldim GERÇEKTEN ÖLÜYORUM. Sosyali açtım 25. sorudayım dua etmeye başladım. "Allahım sen bana yardım ettt Allahım çok darlandım öleceğim Allahıııım."
   36. soruda hayatım gözlerimin önünden geçmeye başladı. Matematiğe geldiğimde cenaze törenimi düşünüyordum. Dayanamadım, attım kendimi dışarı.

  Uzunsokakta insanlar üstüme üstüme geliyor, hava o kadar soğuk ki ayaklarımı hissedemiyorum ve ben artık bildiğin babamın annemin numarasını aklımdan geçirmeye başladım. Çünkü şimdi düşeceğim ve kimse benim kimin nesi olduğumu bilemeyecek. Yanımda ne telefon, ne nüfus cuzdanı var. O yüzden bilincim açık bayılmalı ve annemin numarasını aklımda tutmalıyım.
  Ama sandığımdan daha güçlüymüşüm. Dolmuşlara kazasız belasız geldim, indim ve sonra başta anlattığım şekilde evde odama yığıldım. Sonunda bitti.

 Hayır bitmedi.
 Eve gelince farkettim ki bir yığın dershane ödevi var. Şimdi bişey derim yapmayacağım arkadaş.
 Biraz yemek yedim, yatağa uzandım, şimdi iyi gibiyim ama pelt olmuşum resmen. Her yanım ağrıyor.
 
   Sonuç olarak Tiyatroyu başlamadan bırakmaya, Korodan öğretmenler gününden sonra ayrılmaya ve dershane denemelerini asmaya karar verdim. Bir de gücüm sınav denen zımbırtıları yok etmeye yetse, hayat çok güzel olacak.
   Allah kimseye böyle bir gün yaşatmasın, amin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı