Ağaca tırmananlar

15 Ocak 2012 Pazar

internet güzel bir şey değil arkadaşlar şimdi herkes modemin fişini çekip internet yokken ne yapıyorduysa onu yapmaya dönsün!

  Geçen gün eve bir geldim, annem fırına kurabiyeleri koymuş, kek çırpıyor, makarna suyu ısıtıyor, ocakta bir yandan patlıcanlar közleniyor, boşta kalan eliyle kabak-havuç rendeliyor, bir yandan da sebzeler yıkıyor. Benim de karnım nasıl aç, artık çatlayacağım, manzarayı görünce kaldım öyle.
   "Anneee napıyorsunnnnnnn anaaam canım anaaaam!" dedim.
   "Patlıcansalatasıyapıyorumbirdeyanınanormalsalatayapıcamyabideyoğurtlukabakyerizçokgüzelolursonraiçine havuçdakoycam,şimdifırınaüzümlükekkoydumbaktarçınlıkurabiyelerdeyeniçıktıbirdecanımnasılmakarnaçektiyıldızyagelmakarnalarıatsuya." dedi. Ben....ben....ben...mutluluktan bir şey diyemedim. Karnım aç. AÇIM.
   
   Yemeklerin olmasını beklerken internette dolanayım dedim. Ama öyyyyyyle açım ki mutfağa gidip gidip bir şeyler aşırıyorum, en son o patlıcan salatasının güzelliğini görünce koşa koşa odama gelip twittera "Annem makarnayla patlıcan salatası yapıyor huhuhuuhuhuhuhuh!" yazdım, sonra uçarak mutfağa gittim ve yemeye başladım..

   Tam yiyeceğiz, telefon çaldı. Türkiyenin teeeeeeeeeeeeeeeeeeee diğer ucundaki canım kuzenim arıyor;
   Bir şeyler dedi, sonra annem "Nerden duydun kıız?!!" dedi. Sonra konuştular epey, kapattı. "Ne dedi " dedim. Demiş ki;
   "Halaaaaaaaaa makarnayla patlıcan salatası mı yapıyormuşsunnnnnnnn??"
 
   Bu güzel bir şey, hatta ayşegül ve cansu artık gelin yani tatilde ben size patlıcan musakka bile yaparım. Ama yine de çok şaşırdım. Dedim ohaaaaaa nasıl yani nasıl nasıl nasıl nasıl... NASIL!

  21. yüzyıl çocuğu olmama ve internetin ne kadar tehlikeli olabileceğini adımm gibi bilmeme rağmen hala "ya kim görecek allah aşkına yani şimdi kim iki saat twittera adını şifresini yazacak, anasayfaya gelecek, yazdığımı okuyacak sonra onu aklında tutacak ya da facebooka girip duvarımı açacak...çok iş yeea." ayaklarında takılıyorum. Ki öyle değil.

   Ne yazsam ertesi gün herkesssssssssssssss görüyor ve aslında bakarsanız bu zamana kadar başıma bu yüzden gelmedik iş kalmadı. Hala da akıllanmadım, yazıyorum ya. Pucca gibi adımı mı gizleseydim napsaydım, en azından yazdıklarımın sonuçlarına katlanmazdım. Havaya sallardım "TANSABİL TAM BİR GERİZEKALI. NARİCİYESUDAN NEFRET EDİYORUM. HÜSOGÜLNUR TAM BİR MAL."  -böyle kişiler yok. olsalardı bile nefret edemezdim onlardan. ya tansabil, hüsogülnur ne hoş isimler olurdu, böyle ismi olan birinden nasıl nefret edebilirsin. ----şimdi nefret diye bir şey de yok ben hümanistim biliyorsunuz yok yani örnek veriyorum------- ya ne kadar mantıklı ve mantıksız bir isim!-
 
   Hocalarla ilgili şeyler yazardım, çok eski değil biliyorsunuz, özellikle facebookta yazardım. Yıldız, allahaşkına, hoca sende ekli. Hoca değilse kankası ekli. Kankası değilse akrabası ekli. Yani sen nasıl kalıp da günde 10 tane hocayla dalga geçen durum yazıyorsun Yıldız. :D  Dalga geçerdim, sonra -ergenliğime vuruyorum bunu- kötü şeyler derdim, sonra hocalar okulda kızardı bana. İş çok çok çok ileri boyutlara gitti hatta. Sonra da çok utandım. Çünkü normalde böyle şeyler yapacak bir değilim. Hocaya asla sen bile demem "siz" diye hitap ederim. Ama buraya gelince sanki burayı benden başka kimse okuyamıyormuş gibi düşünerek yazıyorum. Şu an bile öyle yazıyorum. Neden öyle yazıyorum. Bilmem.Saftoriğin tekiyim.
    Resmen saygısızlık ama yani ne bileyim....En azından dürüstüm. Ama saygısızlıktı o. Ama dürüstüm. Çoğu yapmacık insan gibi "Seni sevmiiiiiiiiyorum" cümlesini başından kırpıp sonundan kırpıp "ayhh canımm :)" yapmıyorum. Ya da seni seviyorum cümlesini. Bu konuyla ilgili çok yazdım artık yeter bence anlayın yani. Ama sevmiyorum diye bir cümle de yok. Hümanistlik, secret, dünya barışı hııhğm hııhğm. Tamam. Örnek bunlar arkadaşlar.
   
   Evet işin cılkını çıkarmış ergenler gibi yazıyorum ha. Adamlar tuvalette bile tweet atıyorlar. Tabi ben o kadar değilim ama...o kadarım ya..
    "Saat 08:01. Eteğim nerde? Eteğimi gördünüz mü? Okula gideceğim."
    "Saat 08:02. Yaaaa damacanada su kalmamış. Of çok susadım."
    "Saat 08:03 Annem kahvaltı hazırlamış iki zeytin bir parça peynir yedim. Zeytin çekirdeklerini çöpe attık. Peynir midemde, okey."
    " Saat 08:03 Dolmuşa bindim. Önümdeki kadına şuradan biröğrenci uzatır mısnııızzz, dedim. Uzatıyor."
    "Allahım ders X hocamızın adı X soyadı Y sayfa XXX. Ya bu hoca çok sıkıcı. Hocam çok sıkıcısınız."
    "Ya bugün şu X adlı çocuk bana kalktı xxxxx dedi. Salak mal gerizekalı. Ayrıca burda ekli bende haha görmez ki haha. "
 

    Neler neler gelmedi ki başıma. Bir keresinde böyle salak salak şeyler yazmıştım yine, bir kişiye karşı, ertesi gün çocuğun arkadaşları tenhada kıstırdı beni, -tenha falan da değildi yani bildiğin okulun ön bahçesi- "Sen nasılllllll öyle yazarsın blogunaaaaaaaaaa ne hakla yazarsın yani nasıl öyle şeyler dersin kimsin seeeeeeen." diye cırladılar. Ben de utandım tabi. Ama öyle gelip hesap sormalarına da kızdım. Ayrıca o şeyleri yazmakta haklıydım sonuna kadar. Ne demek yani. Sen kalk takidryttyythythf....hooop....yine de biraz biraz akıllandım, ayrıca dayak yemek istemiyorum. Burada duralım. Sen de aç blog "Yıldız pis kaka." yaz. Banane. Aslında banane değil. Çok üzülür ağlarım. Ama banane.

  Sonra yüzsüz yüzsüz kalktım
  "Ama yine de blogumu okuyorlamış bak yoksa nerden bilecekler hohohohohohoohho." dedim. Adamlar okuyor blogumu!!!!
 
   Şimdi yine öyle bir rezillik yaptım. Ondan şeettim. Bananeee. Bu benim hep başıma gelecek sonuçta değil mi. Sosyal ilişkilerimi mafediyorum. Ama olsun. Bir gün bir insan gelecek "Sen beni yazsan da seviyorum seni Yıldız. Ben seni böyle olduğun gibi kabul ediyorum. Çünkü biliyorum ki seni sen yapan kendini böyle ifade etmen. Ayrıca beni ölürcesine sevdiğini de biliyorum, asla benim hakkımda bir şey yazmazsın. Ama eğer biri gelir de sen nasıl bunu yazdın derse sonuna kadar arkandayım. Çünkü seni seviyorum. Çünkü sen çok özel bir insansın. Ayrıca bugün çok güzel görünüyorsun, ne güzel gözlerin var. Bir de sana çiçekle en sevdiğin çikolatadan aldım. Dur kahve yapıp yanında getireyim." diyecek. Sonsuza dek mutlu olacağız. O kişi de Elijah olacak çünkü adam türkçe mi biliyor? Hehehe :D

  Bir de şimdi şöyle bir şey var. Sonuna kadar açık kitap gibiyim. Hiçbir gizlim saklım yok. Hiç ilgi çekici değilim. Bu da olumsuz bir yön. Yani bazı kızlar oluyor, çok gizemliler. Filmin sonunda hepsi çok yakışıklı oğlanlarla evleniyor. Ama ben öyle değilim. Google'a yaz yıldız dırş diye hayat hikayem çıkıyor. Sonra da ağlıyorum burda beni kimse sevmiyor diye. Kısmet.












  Ya da gizlim saklım var mı? Bilmeeeem. Belki de ben bunları yaşamıyorum. Belki de ben 75 yaşında orta boylu 98 kilo kel bir adamım. Gizli görev için gönderildiğim Tibet'te, devlete kolpayı vurup bütün ülke sırlarını italyanlara 2 trilyon dolar karşılığı sattıktan sonra pasifik okyanusunun üzerindeki bir adaya sürgün edildim. Ama çok fazla şey bildiğim, uzaylılarla bağlantı kurabildiğim ve 1. derece merlin nişanım olduğu için  devlet beni elden çıkarmayı göze alamadı.. Bu yüzden adada yalnızlıktan şizofren olunca bana bir bilgisayar ve sınırsız internet sağladılar. Ben de böylece eğlenmek için yaşamadığım şeyleri yazarak kendi kendimi tatmin ediyor siz zavallı dünyalıların zihinlerine sübliminal mesajlar yolluyorum. Aslında benim zihnimde çip varmış. Masonlar beni ele geçirmiş.  Aslında ben yoğum. Ben senin süperegonum. Yoğum ben. Yoğ. Yo. Y.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı