Ağaca tırmananlar

30 Ocak 2012 Pazartesi

üç kafadar bölüm1

  En son Burakhan, Batuhan ve Ben bir araya geldiğimizde, 5 sokak koşmak durumunda kaldığımızı hatırlıyorum. Bu mallar daha çok küçükken bile boylarına yaşlarına bakmadan millete sataşırlardı, ondan sonra koş babam koş....kaçar kaçar dururduk. :D
  Biz üç yaşıt kuzen acaaaayip yaramazdık. Milletin camını kırardık, balkondan kafalarına tükürürdük, (hatta bunlar yumurta patates falan çalıp dolaptan fırlatırlarmış dün anlattılar) dalga geçerdik, kedi köpeği alır eve getirirdik, millete sataşır sonra dayak yememek için kaçardık...kimseye iki dakika huzur vermezdik anlayacağınız. Ama aradan epey zaman geçti, birbirimizi çok göremez olduk. Ta ki Samsun'a geldiğimizde ben "Ben Batuhan'ı özledim yaaa dayımlara gitceeeeem!" diyene kadar.

  Üç gündür Samsun'dayım, dün Ayhan dayımlara -batuhanın babası- kahvaltıya gittik. Şimdi Batuhan ondan 5 yaş büyük Ayşegül'ün, Burakhan da ondan yine 5 yaş büyük Cansu'nun erkek kardeşi oluyor. Cansu teyzemin Ayşegül de dayımın kızı. Orhan da benden 5 yaş küçük kardeşim. Hah buraya kadar tamam mı? Çok simetrik bir aileyiz. Tamam.

  Batuhan odaya bir geldi; adam aşmış gitmiş. Ben küçükken dalga geçerdim bunlarla "UZUNUM BEN SİZDEN HAHAHAHAHAHAHAH" diye, Batuhan yanıma bir geldi...sarılacağım, boyum yetmiyor, o derece. Kahretsin küçükken kısa sonradan uzun erkek milleti!
  "Yıldız Burakhan'la buluşuyoruz gelecek misin?" dedi. Ben de bir duraksadım. Ayşegül Ablamla sohbet ediyoruz, hava çok soğuk, karnım aç; ama diğer yandan Burakhan'la Batuhan'ı çok özlemişim, Sadece Pazar günleri buluşabiliriz....E haydi geleyim dedim biraz çelişkili. Sonra çıktık dışarı.

  Dolmuş bulup meydana inmemiz (Samsunun her yeri meydan anacım. Bizde bir sokak var, yürü anca. Ama orası acayip büyük bir tatil köyü gibi.) epey uzun sürdü ama sonunda geldik.
  "Nerede buluşuyoruz Burakhan'la?"
  "Burger King'te. Biz hep orda buluşuyoruz hahaaha. Geçen 6 tane menü söyledik."
  "Ne? Höh."
  "Valla bak! Ama 6 menüyü de büyük sipariş ettirmişiz, 6 tane kocaman kola! Dedim 'Lan oğlum nasıl içeceğiz bu kolaları?' içeriz içeriz dedi, sonra şimdi içiyoruz hahaha Burakhan içip içip geğiriyor. En sonunda birlikte ritim tutturmaya çalıştık böy..."
  "Yaaaa iğrençsiniz."
  "Ahahah ama çok komikti resmen şarkı yaptık millet de bakıyor..."
  "Öffff...iğrenç. :D"
  "Aha Burakhan arıyor. Burakhan nerdesin donduk soğuktan? Yıldız'la Ben. Tamam."
  Sonra Burakhan geldi, Burger King'e doğru yürümeye başladık, ama bunları görmeniz lazım...bildiğin uzunsokak apaçileri gibiler. Böyle yüksek sesle konuşup gülüyorlar, "Laaaa napaysın oluuuuum hdgsahkgdhsafgsfjfhgsdfj" gibisinden muhabbetler, ben nasıl utanıyorum.
  "Bakın annem sizi bana emanet etti doğru davranın." dedim.
  "Ne? Batuhan duydun mu?"
  "Bi dakka biz şimdi sana mı emanetiz?"
  "Evet."
  "HHAHAHHAHAHAHAHAHAHAHAHHAHAHAHAA"
  "HAHAHAHAHAHAHAHHAHAHAHAHAHAHAHAH"
  Burger King'e girdik. Kasiyer kadın "Hoşgeldiniz." dedi. Bunlar "Biz gidiyoz o zaman." dediler, kaldım böyle. Sonra millet bakıyor, önümüzde bir kız var, Burakhan "Şu kıza bak şeker çuvalı resmen." dedi. "Ne diyorsun yaaa?" dedim. Kız duymuş olacak ki bir baktı, ben resmen ağlayacağım. "Ama öyle değil mi şeker çuvalı dhdasgd" "Gerizekalı! Sussanaaa!"
  Kasiyer kadın "Sipariş vermeyen var mııı?" dedi Batuhan "BİİİZZZZ!" diye bağırınca kadın suratını buruşturdu. Bunlar iki tane mega menü söylediler, ben küçük boy tavukburger aldım. Yanına da hardal istediler aldık. Daha sonra alt kata inip bir masaya oturduk.
  Ben tabi yavaş yavaş, nazik nazik, yemeğe eziyet çektire çektire, bir lokmayı 50 kere çiğneye çiğneye yiyorum; bunlar hamburgeri iki ısırışta bitirip "Eeee biz doymadık? Nolacak şimdi!" diye bağırmaya başladılar. Sonra patatesleri yiyorlardı, Burakhan hardalı açtı...
  "LA BU UHU GİBİ KOKUYO."
  -Ben sessizce hamburgeri kemiriyorum.-
  "Hakkaaaten laaaa Burakhan hahahaağahajhağaha. Görüntüsü de kusmuk gibiiii ahgsahgh"
  "La Batuhaan tadı da kusmuk gibi AHAHAHSH"
  "HAHAHAHA KUSMUKKK"
  -Ben hamburgeri kemiriyorum hala sessizce-
  "Allaaaaaaaah! Batuhan! Elime döküldü hardal!"
  -Peçete uzattım.-
  "Bu ne pis bişey laaa ıyyy kuş şeyi gibi."
  "Buraakhaaaaan git milli piyango bileti al zaaaaaaa"
  "AHAHAHAHAHAHAHAHA
  -Bu noktada ben yemeyi bıraktım-.
   Batuhan "Yıldız, sen bi otur, biz bir menü daha alıp geliyoruz." dedi
   "Yuh." dedim. Gülerek yukarı çıktılar.
   Kendimi oyalayacak bir şey bulmak umuduyla çantamı karıştırdım, 140 soruluk ingilizce deneme çıktı. Ben de başladım çözmeye. Bunlar geldiler.
  "Napıyosun sen?"
  "İki sorum var şurda du çözeyim." dedim.
  "Batuhan ne diyo la bu?"
  "Kusacaaaaaam. Gızım napıyosun sen gızım?"
  "Bırakıp gidelim bunu burda ahsgadg."
  "Bırak şu testi, saçmalama."
  "Yesenize siz yeeaaa allaaamm yarebbimmm. E ben bi lavaboya gidiyim lavabo nerde?"
   Lavoboda diyorum 'Allahımm, eve mi dönsem, nasıl döneceğim yolu mu biliyorum, döneyim dersem de ayıp olur, aslında eğlenceliler ama rezillikkkkk, hem evde napacağım, ama hava da çok soğuk. Karnım mı ağrıyo desem? Yok ya canlarım onlar benim ama bu çocuklar evrim mi geçirmiş nolmuş abazaçi olmuşlar...Allaah Allaaah.' Sonra gızım Yıldız, az bi mızıldanmayı bırak, nolacak daha kaç kere geleceksin bu Samsun'a dedim, döndüm.
   Benim gelmemle masadan koşarak kalkıp tuvalete koştular. Ne olduğunu anlamadan, montumu giydim yukarıda beklemeye başladım. Sonra kıs kıs güle güle geldiler, dışarı çıktık, bunlar hala kıkırdıyordu.
  "Naptınız ulan gene?" dedim kızgın bir ses tonuyla.
  "Kuzen şimdi biz gittik tuvalete, millet tuvalete kusmuş mu napmışsa artık görevli geldi, 'Ulan ne şerefsiz adamlar var bu memlekette nimet o nimet!' dedi. Ona güldük çok komikti adamın kızışı jahdasg"
  "Evet çok komikti hıhığm ahahahahahah"
  "Şşşt....Siz mi kustunuz yoksa?" dedim.
  "Yoo." dedi Burakhan. "Burakhan'la Batuhan kustu! AHAHAHAHAHAHHAA!"

  Bu mallar ben tuvaletteyken oturuyorlarmış, Batuhan "Kuzen bi ısırık alabilir miyim hamburgerinden?" demiş, Burakhan da "Al kuzen.." demiş. Sonra Batuhan hooop hepsini atmış ağzına. Vay sen naptın naralarıyla hooop Burakhan da Batu'nunkini atmış ağzına. Sonra bütün hamburgeri yutamamışlar, tuvalete tükürmüşler, hemen arkalarından görevli girmiş, bunlar hiçbir şey olmamış gibi ellerini yıkayıp çıkmışlar. Sonra bir dönmüşler; tuvaletin kapısının önünde "Tuvalet Arızalıdır." tabelası var. Güle güle ölmüşler tabi sonra.

  "ALLAAAHH" dedim. Sonra üçümüz beraber Samsun'un bilmediğim sokaklarında yürümeye devam ettik. Ki buraya kadar yazdıklarım hiçbir şey. Bu ne iğrenç saçma bir gün ya diyordumsa da kendi kendime, ardından ne kadar eğleneceğimden hiçççihgçhhiiççç haberim yoktu. Ve bilmediğim bir şey daha; bu Burger King'i son görüşüm olmayacaktı. 50 kere gittik ya. Valla. Hatta kasiyer kadın sonunda "Doymadınız mı?" dedi. Offf ooff.
  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı