Ağaca tırmananlar

19 Şubat 2012 Pazar

Fetih 1453

  "Türkler film yapmış!" dedirten türden. Hatta belki de "türklerin yaptığı ilk film." diyebileceğimiz türden. Adamlar yapmış, olmuş. Allahım, sonunda "Gavur yapıyor hacığğ." demediğimiz bir şey gördük, şükürler olsun!

  Fetih'le tanışmamız geçen ay sınıfça gittiğimiz "Sümela'nın Şifresi: Temel" filmiyle oldu. Filmin hemen öncesinde gelen reklamlar var ya hani; bunun fragmanı da orada çıktı, biz de şaşkınlık içinde birbirimize baktık. Osmanlı tarihine epey ilgisi olan Nadide de "Osmanlı Torunlarıııııııııııııııyıııııız Allah Allaaaaah!" diye bağırarak sevincini belli etti gayet, heyecanla filmi beklemeye başladık. Canım bacım sen hala sinemadasındır çünkü bizden sonraki seansa girdin, yüzün nasıl şekillere giriyor hayal edemiyorum adfghj :D

  İlerleyen günlerde konuyla ilgili epey araştırmalar yaptık -yani google'da arattık. hıhığm- ve zaten daha sonra medyada epey yer tuttu bu. "Türkiye'nin en pahalı filmi! Şok şok şok!" gibisinden. Vallahi ne diyelim, Helal. Adam yapmış, olmuş. AFERİM! Kedi olalı bir fare tuttuk, yedik bir güzel, hıhığm, İstanbul'u da aldık....ama o sonundaki kız çocuğu olayı biraz abartıya kaçtı. Eminim Nadide de filmden çıktıktan sonra beni destekleyecektir. Orası abartıydı dostlar!

  Filmin vizyona girdiği gün facebooktan bakabildiğimiz herrrrrrr türlü yoruma baktık. İnsanlar nedense aşırı söylenmişler. Yok mehter marşı yoktu, yok osu yoktu, yok busu yoktu, yok berbattı, yok tarihi yanlışlar vardı, yok Fatih'in burnu, yok Fatih'in sakalı falan da falan da falan. Diyorum ki: YA HEĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞ.

  Elbette hatalar vardı, yok değil. Bazı yerler daha güzel olabilirdi, evet. Ama bunlar her filmde olan hatalar işte. Hatasız film olmaz beyler! Çok doğru demiş kim demişse, yabancılar yapsa "Vayy beee ne güzeldiiiii Fatih kevin costnerdı ama olsunnnn adamın göğsünde haç dövmesi vardı ama olsunnn" bile derdiniz. Türkler yaptı ya, anca bok atın. Zaten filmi yapanlar açıp okumamışlar tarihi, siz biliyorsunuz hıhığm. Muhteşem Yüzyıl'a gelince de kimsenin gıkı çıkmıyor.

  Neyse işte, bugün aldık bilet, gittik sinemaya. Öncelikle; yanımda oturan amcanın yaptığı gibi 5 yaşında çocuk getirmeyin filme. Adamın boğazına mızrak saplanıyor kamera zoomluyor, adamın gözü çıkıyor, adamın ağzından ok giriyor, adamın bacağı kopuyor kanlar fışkırıyor; çocuk bakıyor. Yavrucağız yanımda "Ne zaman bitcek yeeeeaaaaaa!" diye ağlamaya başladı. O sahnelerde etkilendi çocuk. Gelecekte şiddete eğilimli bir yönü olacak, en önemlisi bu gece rüyasına girecek belki de. Bunlar psikolojik gerçekler hııhğm.

  Ama o sahnelerde ben çok eğlendim. Güldüm hatta. Tamam, hümanistim falan ama, savaş filmi yapıyorsan Cüneyt Arkın fimlerindeki gibi "bu anam içinnnnnnn" deyip adamın kolunun yanından geçirmeyeceksin kılıcı. :D Kafasını mı kesiyorsun, o kafa uçacak, akan beyni göreceğiz, evet! Ve ben görünce çok mutlu oldum hıhığm :D

  Sonra o ses efektleri nedir, müthiş! Tamam, daha güzel görüntüsü olan savaş filmleri izledim -bakınız yüzüklerin efendisi, ondaki emek, alın teri de fetih filminden aşağı kalmaz. Filmdeki askerlerin giydiği bütün zırhlar tek tek, halka halka elle yapılmış şeyler. Sonra kılıçlar, miğferler, tamamen el yapımı. Belgesellerini izlerken ağlayasım geldi, insanlar hayatlarının 3 yılını bu işe vermiş ama neyse bunu daha sonra etraflıca konuşuruz- fakat ses olarak bu film müthişti. Kulaklarım zonkluyor şu an, o derece. Askerlerin "Allahuekber!" deyişleri, insanın tüylerini diken diken ediyor.

  Lağımcılar geliyor! Allaaaaaaaah ! Adamlarda bir vücut vardı, inanın, yüzlerine bakamadım gözümü çevirip. O ne kastır, o nedir o. Karın bölgesinde hani şu baklava dediğimiz kaslar olur ya, adamların omuzlarına kadar baklava vardı yemin ediyorum. :D Ve bir lağımcı, tüneli kazdıktan sonra, barutu atıp kendisiyle beraber patlatıyormuş, çok etkileyiciydi. İnsanlar bu topraklar için gönüllü olarak ölmüşler, bunu hatırlatıyor. Kimsenin bir şüphesi olmamış. Hatta bazı yerlerde "neden savaşmıyoruz?!" diye söylendiler. Gemiler karadan yüzdü, askerler toprağın dibinde ter döktü. Bunları görüp anlamak çok önemli. Böyle bir filmden sonra artık Kurtuluş Savaşımız için de adamakıllı bir film bekliyorum, lütfen.
 
   Yine çok şükür, muhteşem yüzyıldaki gibi böyle her bölümde harem, her bölümde harvet olayı yoktu. Her şey gayet ölçülü, olması gerektiği gibiydi, takdir ettiğim bir yön. Bir arkadaş "yaaaa hiç harem olayı olmadı ööfff" falan dedi, OLMASIN TABİ. dedim. Sonra Hürrem'in her bölümde bi çocuk doğurması olayıyla başka bir dizide 2 yıl boyunca bir türlü çocuğunu doğuramayan salak kadını konuştuk, çok güldüm. Liseye başladığımda başladı dizi, ben liseyi bitireceğim, kadın hala hamile. Sonra bi ara sonunda doğurdu, doğurur doğurmaz da çocuğu kaçırdılar hahahahah :D

  Uzun lafın kısası, film güzel. Uzun bir macera, zahmetli bir yolculuk, o yüzden bazı yerleri sıkıcı, evet. Ulubatlı Hasan karakteri de çok ön planda, evet. Hasan'ın sevgilisinin gözleri çok lens gibi, bence lens, evet. Filmin sonu bi garip, evet. Ama güzel. GÜZEL. Gidin. En azından Recep İvedik'e gişe rekoru veren halkımız, aynı ilgiyi bu filme de yöneltsin bir zahmet. İzleyin, izletin. Sevgiler.

  Ha bu arada. Baltalı İlahlık yapıp filmin sonunu söyleyeceğim. İstanbul'u ele geçiriyor sonunda ha-ha!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı