Ağaca tırmananlar

24 Şubat 2012 Cuma

tavşan vak'ası

  Yarıyıl tatiline girdiğimizde, kardeşim Orhan bir "TAVŞAN İSTİYORUM BEEEEEN!" diye tutturdu. Gerizekalının 5 tane dersi var zaten, onların da yarısı 4, bir de kalkmış "Ben çok çalıştım karne hediyesi istiyorum banane" diyor. Çok çalıştı. O kadar çok çalıştı ki annem ona yalvardı resmen.  "Biz bu bilgisayarı boşuna mı aldık! Azcık kalk bilgisayar oyna oğlum bırak ders çalışmayı! Şu kotayı aş! Boşuna mı bağlattık interneti!" diye yalvardı kadın. Hıhığm. Evet. Tabi.

  Bana dedi ki "Yıldız tavşan almak istiyorum ben, ne diyorsun?" Ben de dedim ki "Hayır. Sakın almayın. Papağan alalım, balık alalım, kedi alalım, kaplumbağa alalım, kurbağa alalım...Ama tavşan almayalım! Bak papağan alalım, çok güzel. Hem konuşmayı da öğretiriz. Ne güzel olur. Çekirdek de yiyor onlar. Çok tatlılar." Sonra ne oldu? Ertesi gün Orhan elinde bir tavşanla geldi. GERİZEKALI. SALAK.

   Tavşanları sevmediğimden değil, tavşanı geldiği ilk günden beridir seviyorum. Hatta Orhan'dan daha çok seviyorum. Orhan bir keresinde yanlışlıkla üstüne oturdu hayvanın, resmen eziyet çektiriyor ona böyle bir kapıp havaya atışı var, görseniz ağlarsınız üzüntüden. İyi davranmıyor tavşana, habire hırpalıyor. Hayvan seven biri olduğum için üzülüyorum, gitsin bu evden diyorum.

  Bu gerizekalı Orhan, tavşanı benim odamdaki balkona koydu başka yer olmadığı için. BANANEEEE İSTEMİYORUMMMMMMMMM BEN SİZE TAVŞAN İSTEMİYORUM DEDİM NİYE ALDINIZ dedim, lafıma karşılık olarak tavşan odamdaki balkona bırakıldı.

  Hatırlarsınız, geçen yıl bir tavşanımız daha vardı, ben bir gün okulda depresyona girmiştim. Ellerim tavşan sidiği kokuyordu. Sabunluyordum, tavşan sidiği kokuyordu. O gün sınıfta ağla, ağla, ağla, ağla öldüm. Ellerimin derisi soyuldu yıkamaktan. Şimdi de aynı. Orhan getiriyor tavşanı salonun ortasına, gidip elimi sabunluyorum. Sonra dayanamayıp bir okşuyorum, gidip elimi sabunluyorum. Ellerim artık kertenkele derisine döndü. Her gün yarılıp kanıyorlar. Şimdi yine yıkayacağım çünkü huylanıyorum.

  Odamda dönüp duran tüyler de cabası. Artık ne yapacağımı şaşırdım, en sonunda çamaşır suyu içeceğim kendimi temiz hissetmek için. Bir de tavşanın kaldığı balkona çamaşır asılıyor, inanın, çamaşırlar hep tavşan kokuyor. Geçen gün parfümün direk kapağını açıp üstüme döktüm. Öyle rahatladım.

  Odama zırt pırt girilmesinden hiç hoşlanmıyorum zaten, bir de bu Orhan sürekli tavşana bakmaya geliyor ben kafayı yiyorum. Tamam, günün normal saatlerinde gelsin yine kardeşimdir, o kadar da katı değilim, bir şey demem. AMA SABAHIN BEŞİNDE GELMEK, BİR DE BAĞIRIP ÇAĞIRMAK ODAMDA NEDİR.

  Yine tavşan çok tatlı, hiçbir günahı da yok. İlk geldiğinde çok mülayimdi, kafesinde oturuyordu, arada eve getiriyorduk, sonra tekrar kafesine koyuyorduk geceleri. Orhan kalktı, "Bu tavşan neden zıplamıyor?!" dedi, Her akşam kafesini açık bırakmak suretiyle, tabii ben o esnada SALAK GERİZEKALI ÇIK ODAMDAN NE YAPIYORSUN DURSUN KAFESİNDE diye bağırdım, bu tavşana kafesinden zıplayıp çıkmayı öğretti. Kafesine koyuyorsun, strese giriyor, kafesini kemiriyor hayvancağız. Biz de acıdık, balkonda gezinsin o zaman dedik ve olan şu:

  Bu sabah balkonda ütü masasının üstünde duran BENİM kıyafetlerim, yere düşmüş. Kendi kendine düşmez o kıyafetler, kim düşürdü acaba onları? ACABA KİM SÜREKLİ GİRİYOR ORAYA? Bir gün uyuyayım dedim, uyutmadı gene zaten, allahım nasıl sinirliyim.
 
   Bu tavşan, benim bütün kıyafetlerimi kemirmiş. Kot pantolonlarımı, tişörtlerimi, kazaklarımı, hırkalarımı. Hepsinin üstünde bir delik var. BEN DAHA KIYAFETLERİMİ BAŞKALARININ GİYMESİNE KATLANAMAZKEN, HEPSİNİN ÜSTÜNDE BİR DELİK OLMASINA NASIL KATLANAYIM? Sinirden ne yapacağımı şaşırdım, bağırıp çağırdım, şimdi de sesim kısık. Bütün olan bana oldu. BÜTÜN OLAN BANA OLDU. Kıyafetlerimde dana gözleri kadar delikler var. Ellerimi yıkamayı bırakamıyorum. Odamda geçmeyen bir koku, her yanda tüyler var. Resmen ruh hastası oldum. Elim ayağım titriyor.

  Bu tavşan bu akşam bu evden gidecek. Gitmezse camdan aşağı fırlatırım. Eğer bir daha hayvan konusu geçerse, Orhan'ı camdan aşağı fırlatırım. Salak ya, ben sinirden kuduruyorum orda, kendimi tırmalıyorum, Orhan bilgisayarda video izliyor, gülüyor, beni hiç takmıyor. Kırdım bilgisayarını. Sarjını da aldım sakladım. "Bir daha da odama gelirsen yırtılmış kıyafetlerimden biriyle seni boğarım" dedim. Şimdi oturuyorum bilgisayarın başında. Evet. Kafayı yedim.

   İnsanlara bakıyorum, kardeşleri arkadaşları gibi. Sürekli birlikte geziyorlar, gülüyorlar, eğleniyorlar. Ama ben kardeşimle en son sinemaya gittiğimde olanları duymak istemezsiniz. Ciddiyim. Allah yarabbi, tövbeler olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı