Ağaca tırmananlar

1 Şubat 2012 Çarşamba

üç kafadar bölüm2

Soldan sağa: Burakhan Ben Batuhan. Batuhan kafanın yarısı
yok kusura bakma ajhdsjdgshsdgsk.
  Burger King'ten ayrıldıktan sonra, bir kafeye gidip oturmak istediler. Aslında hava aşşıırı soğuk olduğu için ben de içimden 'kafeye mi gitsek?' diyordum, o yüzden hemen tamam deyip peşlerine düştüm. Yolda giderken yine aynı hayvanlıklara devam  tabii! Millete çarpıyorlar, saçma sapan espriler yapıyorlar, argo konuşuyorlar, yere tükürüyorlar...... En sonunda "ALLAH AŞKINA. Çok utanıyorum yaa." dedim. Burakhan "Tamam kuzen seni daha utandıracak bir şey yapmayacağım." dedi, sonra.....sonra.....sonra....sonra birden şey....burayı söyleyemeyeceğim gerçekten. Neyse atlıyorum.
 
   Kafeye gelip oturduğumuzda "Sıcak çikolata içer misin Yıldız?" dedi Batuhan.
  İçimden 'Anaaam kiloları kalorileri ala ala patlayacağım. Zaten hamburger yedim oyyy oyyy vicdan azabıııııııııı ve ben çikolata yemeyeceğim ooyyyy oyyyy' derken dışımdan "Yok ya. Su alayım ben." dedim. Ama önüme gelen şey yine sıcak çikolata oldu.
  Bu kısımda aslında pek bir şey yapmadık ama atlamam gereken birtakım ayrıntılar var. Sebebiyse....sebebini boşverin.
  Ben sıcak çikolata içerken, benimkiler hemen arkamda olan televizyondan Samsunspor maçı izliyorlardı. Samsun 4 golü yemişti hohohoh. Bu arada Batuhan Galatasaraylı Burakhan da fanatik Trabzonsporludur. Aslında küçükken Fenerbahçeliydi, sonra eniştem ve babam ne demişlerse ona bir sabah aniden trabzonsporlu oldu. Hatta öyle ki benim çaykurrizesporlu olmama aşırı kızdı. Alırım seni ayağımın altına dedi. :D

  Oturduğumuz sıcak ve güvenli yerden çıkıp yine sokaklara döküldük. Ben soğuktan korunmak için ellerim cebimde, kafam önümde yürürken, onlar "Nereye gitsek?" diye düşünüyorlardı. Ben de kaşkolün altından "Bir tokocoya godelim, bilozok alcaom hatora olson." (Bir takıcıya gidelim bilezik alacağım hatıra olsun.) dedim. Erkekler için bu işlerin AŞIRI sıkıcı olduğunu da bildiğim için, beni götürdükleri dükkana girdiğimizde hemen elime ilk gelen bileziği almaya niyetlendim.
  İçeri girdik, bu ikisi yine yüksek harflerle şakalaşıp gülüyorlar, hemen bir kadın cikleme korosunun ve kasiyerin kötü açıdan dikkatlerini çektiler.
  "Haydi seçtin mi?" dedi Burakhan.
  "La oğlum dur bi kız bakınsın allaah allaah" dedi Batuhan.
  Gülüp döndüm. "Hangisi? Turkuaz mı? Mavi mi?"
  "Mavi."
  "Mavi."
  "Ama turkuaz da güzelll."
  "Sen hangisini beğendin?"
  "İkisini de."
  "O zaman maviyi al."
  Sonuç olarak turkuaz nazar boncukları olan bir bileklik aldım. Sonra baktım madem iki dakka bakınmama bir şey demiyorlar, küpelere bakmaya başladım. Tam 'Bunlar sıkılmıştır, kasaya verip de çıkayım.' derken, bir de ne göreyim! Boyunlarına inci kolyeleri geçirmişler, kakara kikiri aynanın karşısında fotoğraf çekiliyorlar. Burakhan benim boynuma da bir kolyeyi geçirdi, fotoğraf çekildik. O ara bir kolye hoşuma gitti, onu da aldım. Sonra inci kolyeleri çaktırmadan geri bırakıp kasaya koştuk.
  Kadın "1 liranız var mı bütün vereyim paraüstünü?" dedi. Bizimkilere dönüp "Bende bozuk yok." dedim. "Bizde vardır kuzen dur dur." dediler, 5 dakika boyunca ara ara ara ara bulamadılar. En sonunda çantamı karıştırırken çıktı para, verdim, kasiyer kadın Burakhan'la Batuhan'a dönüp "Çok kötü rencide etti sizi." dedi. Bizimkiler bu lafa o kadar atarlandı ki yol boyunca "Ama cüzdanı çıkaramadık cebimizden allaa allaaa" diye söylendiler. Ben de epey güldüm. :D

  Tekrar yürürken, 5D sinemanın önünden geçtik, "Girelim miii yaaa?" bakışları arasında dönüp geldik. Aynen şöyle bir konuşma geçti:
  Burakhan: "Ne güzel kokuyo burası oğlum."
  Batuhan: "Evet çok güzel."
  Kasiyer kadın: "Parfüm sıktık."
  "Yaa? Markası ne?"
  "Oda spreyi."
  "Kuzen bunlar böyle çok hoş kokuyor biliyor musun."
  "Evet ferah kokuyor. Neli ki bu acaba?"
  "Lavantalı."
  "Hığğm güzelmiş güzel."
  -Ben gözlerime inanamadan izliyorum-
  "Evet siz ne izleyeceksiniz gençler?"
  "Ya biz korkmak istiyoz, korkunç bişe var mı?"
  "Korkunç derken?"
  "Korkalım işte."
  "Anlıyorum ama bu eğlenmek için yani bizde korkunç bir şey yok. Tamam hareketli eğlenceli şeyler var da.."
  "Ha korkunç bir şey yok mu yani?"
  "Evet korkalım ya."
  "O zaman şu denizaltını önerebilirim."
  "He. Ne var bunda?"
  "Köpekbalığı var, biraz ürkütücü o açıdan."
  "Köpekbalığı mı? Ya ben ondan korkmuyorum da, hamsi var mı? Hamsiden korkarım ben. HAHSAHAHAHHABAHA"
  "HAHAHAHAHAHHAHAHAHAH KUZEEEEEN"
   Burakhan'ın bu lafının üstüne kadın ÖYLE korkunç bir surat ifadesiyle baktı ki, kendimi bir savunma yapma zorunluluğunda hissettim.
  "Şey..aslında iyi çocuklardır ya." deyiverdim.
  Burakhan "İyi çocuktur Batuhan." dedi. "Benim ne terbiyesizliğimi gördün?"

  Böylece uzay yolculuğu denen bir şeye bindik. Aşşşşşıırıııı eğlenceliydi. Ama binerken bizimkiler "Nerden biniyoz laa kapı nerde laaa" diye bağırdıkları için kasiyer kadın sonunda patlayıp "ARKADAŞLAR BURADAN BİNECEKSİNİZ." deyince, çıkışta kadına görünmeden ikisini kaçırdım.
  Saat öğlen üç falandı, Lunapark'a gitmeye karar verdik. Ama Burakhan durup "Benim tuvalete gitmem lazım." deyince bir daha onca yolu geri yürüyüp Burger King'e gittik. İnanın, biz kapıdan girdiğimizde bu kasada duran çalışanların bakışları değişti. Bir 15 dakika falan durduk, sonra Lunapark'a gittik.

  "Adrenalin Maxx'a binelim oluuuummm ahahaha"
  "La yok saçmalama ben ona binmeeeemmm."
  "Yıldız sen binecek misin?"
  +"Nasıl bir şey ki o?"
  "Şimdi böyle yuvarlak bir şey var, böyle 360 derece dönüyor, yukarı aşağı dönüyor, korkar mısın?"
  +"Yooo binerim belki."
  "Ama amuda da kalkıyor.."
  "Takla atıyor."
  +"Hiiii kamikaze gibi mi? Assssla binemem o zaman!"
  "Ya bin ya ben bincem. Aslında o kadar korkunç değil."
  +"Güvenli mi?"
  "Evet evet, üstünden böyle yelek gibi bir şey geçiriyorlar aşırı güvenli."
  +"Ya bizim trabzonda bir gondol var, allahım, insanın önüne bir şey koyarlar, kemer falan bağlarlar, tutunmazsan düşersin kafa üstü, gondoldan değil düşeceği diye korkuyorsun binice. Hatta ayağa kalkıp durmak daha güvenli o derece.. Zaten Elma Kurdu'nda bir kadının kafası koptu, kapattılar lunaparkı."
  "Ohaaaaaaaaa. Nasıl?"
  +"Şimdi kadın çocuğuyla binmiş sonra çoc..."

   O sırada Burakhan'a ayrıldığı sevgilisinden mesaj geldi. Haaa siz bunu bilmiyorsunuz, bu ikisi sevgililerini kıskandırmak için beni kollarına takıp yürüyorlardı. Yani ben kollarına giriyorum, yürüyoruz. İlla ki arkadaşı emicesi görümcesi bilmemnesi görürmüş. Vallahi ben de yapmayın demedim. Ohh çirkeflik olsun, girdim kuzenlerimin koluna, yürüdük. Ayrıca bütün sülale manita yapmış vay anasını. Hepsi aşk hayatlarını anlatıyor, ben de diyorum "işte okula gittim ben. sonra dershaneye gittim. elijah çok yakışıklı." Kısmet işleri bunlar.
   İşte Burakhan'a da "Daha sana ne diyim ben." diye mesaj gelince sandık ki, kız bizi gördü. Epey güldük. Ama öyle değilmiş. Neyse. İşte öyle gülerken geldik Lunaparka. Burakhan binmek istemedi, ben ve batuhan bindik.

   Böyle ters dönüyor, düz dönüyor, sağa dönüyor, sola dönüyor, havaya çıkıp takla atıyor falan....on numaraydı ya. Dünyayı resmen tersten görüyorsun, salıncak gibi sallanıyorsun, gülmekten ağzım yırtıldı o derece. O kadar güzeldi ki, bitince "Bir daha binelimmmmmmm" dedim ama Batuhan'ın mora dönmüş suratını görünce indim. "Midem altüst oldu." dedi. TABİ YERSEN 50 TANE MENÜ...........

   Köşede bir makina vardı, yumruk atıyorsun ölçüyor. Şimdi Batuhan boksördür, Burakhan da her gördüğü adama "Gapışalım mı?" dediği için kendini epeyce geliştirmiş. Batuhan bir vurdu 905 dedi makina. Burakhan bir geçirdi 917 çıktı. Sonra vay ben daha az vurdum vay sen daha çok vurdun derken bunlar en az 20 kere vurdular. Ama nasıl giriyorlar makinaya, sanki ortada bir kan davası var.
   "Oloooom ben idmanlı değilimm bikeresinde makinayıbozmuştum ben idmanlıyken 940 vurmuştumm."
   "Gıhahah geçtim seni hohohoh."
   "La benim kaslarım eridi bıraktık da boksu allaaam."
   "Yıldız vurmadım mı 917? Suscaaaaan batuhan!"

  Sonra bu mallar "BİZ ACIKTIK." dediler, YİNE BURGER KINGE GİTTİK. Birer menü yediler, sırf 7 erkek arka arkaya tuvalete girdi diye kavga ederiz umuduyla beni yukarı çıkarıp tuvalete koştular, gelince "dövdük hepsini çocuk elini yüzüü yıkıyor" dediler HEEEEEĞĞĞ dedim, sonra boynere gittik bunlar mont baktı ayakkabı baktı...Anam bir de bir moda düşkünüler sormayın gitsin. Ben de karşıdaki kotona melul bakışlar attım ama sıkılırlar diye gitmek istemedim.
   Daha sonra bir dönercinin önünden geçiyorduk,  tutturdular 100gram et yiyeceğiz diye, LA Bİ YÜRÜYÜN GİDİN DAHA DEMİN YEDİNİZ OLUM dedim bunların ağzıyla, sonra bir baktım beni de kendilerine benzetmişler, Aman Allahım dedim, yolumuza devam ettik.

   Tramvaya binecektik, karşıdan karşıya geçerken, yol kenarında oturan delinin biri bize küfretti. Hem de nasıl ağır iğrenç bir küfür, ağzım açık kaldı. Burakhan'la Batuhan birbirlerine baktı, sonra bana baktılar, Burakhan "Sen geç karşıya, tramvay durağına gir saklan bir yere biz geliyoruz." dedi, GERİZEKALILAR AKŞAM AKŞAM İŞ AÇMAYIN GİTMEYİN, dedim ama kime dedim? Ben orda yırtınırken bunlar çoktaaaaaan adamın yanına gitmişlerdi. Sonra bir 5 dakika geçmedi, dönüp geldiler. "Adam çok psikopatça bakıyordu, bunda emanet vardır diye korktuk, yemedi anlayacağın." dedi Burakhan çok güldüm. :D Sonra Batuhan'ı yolcu ettik, biz tramvaya bindik.

   Benim Tramvay'a ilk binişim olduğu için sanki ilk defa dondurma yiyormuş çocuk misali etrafa sırıta sırıta bakıyordum. Burakhan kolumu dürttü.
  "Şşşş ne sırıtıyosun?"
  "Ne?"
  "Ne sırıtıyon lan millete?"
  "Aaa sanane bee gülüyorum ben kendi kendime sananee"
  "Akşam akşam iş mi açacaksın başıma psikopatlar gelecek tanışalım mı diyecekler."
  "Öyle mi? O zaman du ben srıtıcam hohohhahah."
  "Gülmesene yaaaa."
  "Baanem. Zaten aşk filmlerinin yarısı tramvayda geçiyor bilmiyor musun?"
  "Harbi mi?"
  "Evett, bak tramvayda ne güzel yeni insanlarla tanışılır, ne hoş ne romantik."
  "Yıldız ağzını burnunu dağıtırım senin."
  "Salak mısın nesin ya gülecem ben allah allah."
  "Vururum sana bak."
  "Allaaaah Allaaaah. Yek yeaaa"

   Sonra öyle eve geldik. Annem "Naptınız bakayım bugün?" dedi, birden ne diyeceğimi bilemedim. O kadar çok şey yapmışız ki...sonra farkettim de genel olarak aşırı eğlenmişim. Hem de aşırı. Çok ya. Çok güzeldi aslında. Burada anlatmadığım birkaç olay daha oldu ama mantıklı sebeplerim var. Bir de söz verdim. Hayır söylemeyeceğim :D
 

   İşte böyle oldu. "Perşembe seni yine çıkaralım Çiftlik'e" dediler Yihuuuuuuuuuuuuuuuuu dedim. İnşallah çıkarız. Hehehehe.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı