Ağaca tırmananlar

28 Mart 2012 Çarşamba

imkansızlıklar listesi

  Şu sıralar hala süregelen hastalığımdan mıdır nedir, derslere konsantre olamıyorum. Bedenen dersteyim ama görüşüm bulanık. Böyle önümde bir sis perdesi var. Beynim boşlukta süzülüyor.  Kanal çekmez de televizyonun ekranı karıncalanır ya... Hah... Aynen böyle şeyler yaşıyorum.

  Geçen gün yine bir dersteyiz, benim beynim uçmuş artık. Zaman, mekan kavramım yok. Bitkisel hayatta bile değilim. Böyle boşlukta, uzayda süzülüyorum. Uçuyorum. Hiçlikler denizinde yüzüyorum. Derken, artık öyle bir darlandım ki cebimden emaneti (:D) çıkarıp ortaya dalmak istiyorum. Sıraları tekmeleyip, ayakkabımın içinde gezdirdiğim bazukamı alarak kafaları uçurma hayalleri kuruyorum. Aynen böyleyim.

  Bir de sınıf 7 kişi. Dersten kopma kopamıyorsun, kafayı koyup yatamıyorsun, hoca şırank diye gözünün içine bakıyor!  Hoca da haklı zaten azız, adam kimle ders işleyecek. :D
  Neyse artık kendimi oyalamak için oturdum, aklıma gelen ilk çözüme başvurdum: Olması imkansız şeyleri listelemek.

  Bu da birden geldi aklıma. Düşünüyorum ne yapsam, ne yapsam...başladım felsefe yapmaya hııhğm. :D Diyorum ne kadar özgürüz? İstesek uçamaz mıyız? Havada koşamaz mıyız? Genelgeçer bir ahlak sistemi var mı? Lavların içine atlasam kaç saniyede ölürüm? Sağ çıkar mıyım? Sonra böylece aklıma imkansız şeyleri sıralamak geldi. Liste oluşturmaya başladım.

  1) Pembe filler.
  Sanırım biri pembe giyiyordu o gün (dershanedeydik). Demek ki uzayda süzülürken fil sürüsüne rastlamışım, direk aklıma geldi fil. İkisini birleştirince pembe fil oldu.

  2) Maymun yüzlü köpekler.
  Bu önceki gün izlediğim Açlık Oyunları'ndan aklıma geldi. Goril suratlı dobermanlar vardı filmde, birkaç insan yiyorlardı.

  3) Dondurma ağacı.
  Karnım nasıl aç, nasıl aç. Ama abur cubura aç. Acaba nasıl olurdu dondurmayı ağaçtan toplasaydık, böyle külahlı mülahlı. Ohh. Allaaaah bitsin artık derssss.

  4) Üç kulaklı bir adam.
  Seeen hiiiiç gördün müüüü üüüüç kulaaaklı biiiir adaaam. Olur mu hiç üç kulaaaak dön de aynaya baaak heeeeeeyyyyyyyy!" diye bir şarkı vardı. Bence ilerde böyle bir mutasyon geçirebiliriz. Bir sabah kalktığımızda alnımızda ağzımız, çenemizde gözlerimiz ve kafamızın üstünde fazladan bir kulak olabilir. GDO lu ürünler falan, hıhığm. Kingchicken mı yesek öğle arası?

  5) Yürüyen balıklar, uçan balinalar.
  Kanatlı bir balinadan daha tatlı ne olabilir hihihi. KORKUNÇ. Kafanızın üstünden 3yük gemisi büyüklüğünde bir balina geçtiğini düşünün? Dengesini yitirip düştüğünü düşünün? Sonuçta bir balina ne kadar iyi uçabilir? Oşşş. Balina yağı altında yumuluğ galırdık yani. Balina yağı demişken ben sanki kilo mu aldım bu aralar. Allah allah. Yemesem mi öğle arası. Açım ulan. Ya oy bu ders ne zaman bitecek.

  6) Sıkınca saçı direk bir şekle sokan spreyler.
  Şu jöle gibi olanlarından bahsetmiyorum. Bunu salık saça sıkacaksın, saç topuz olacak; öyle bir şey. Bu da tamamen ihtiyaçtan düşündüğüm bir şey anacım. Veremiyorum bu saçlara bir şekil. Olmuyor. Olmuyooooorrrrrrr. Acaba saçlarım nasıl görünüyor? Yiğğğğğ hala da ıslak, sabah yıkayıp çıkınca kabarıyorlar. Of Allah.

  7)Işınlanma.
  Bilimadamları imkansız deyip duruyor ama bence inanırsak ışınlanabiliriz, arkadaşlar. İnanırsak uçabilir, su üstünde yürüyebiliriz. Hıhığm tabi! Su üstünde yürümek hıhığm hıhıhğm hıhığm! Evet! Bişey mi oldu neden güldün? Bir zamanlar kimse atomun parçalanacağına inanmadı.....İyi de insanların neden atomu parçalamak gibi bir derdi olsun ki. Bu örnek baştan kaybetti. Einstein'ın amacı neydi?
  Kimse elektriğe, internete inanmadı sayın vatandaşlar. Elime mikrofon alıp geçmişe gitsem ve "Merhaba teyzeciğim, insanlar 50 yıl sonra çooook uzaklardaki örneğin avustralyadaki ya da efendime söyleyeyim kamboçya'daki bir insanla yazışabilecek! Hem de aylarca mektup vesaire beklemeden! O anda! Ayrıca sevdiklerinizi bir kutunun içinden görebileceksiniz, ve tek gereken skype a bir üyelik! Bu arada 4+4+4 sistemi hakkında ne düşünüyorsunuz?" desem, "Gızım bozuk süt mü içtin liriririririririiririririr." diye bir cevap alırdım.

  8) Kulakları kelebek olan insanlar.
  Kulak dediğimiz organın yerinde iki tane canlı kelebek olduğunu düşünün. Enee ne kadar ilginç. Tabi öyle bir organ neye yarardı bilemeyiz onu artık.

  9) Renk değiştiren insan derisi.
  Düşünsenize birden kırmızıya dönüştüğünüzü, ya da maviye. Avatar gibi. Hahaha. Avatar demişken bir de  avatar aang var. Hava bükücü. Acaba ilerde bir gün tamamen telepati yoluyla mı iletişim kuracağız? Duyularımıza ihtiyacımız olacak mı? Bi kere o kaşığı nasıl büküyorlar? Biri bunu açıklasın.

 10) Hayvanları konuşturan bir alet.
  Ya da hayvanlarla iletişim. Bunun üniversitede alanı bile olur aslında zorlarsak. Hayvan dili ve edebiyatı. Maymunca. Köpekçe. Kedice. Böcekçe. Kuş dili. Zacatecen kucuş dicilici diciyece bicir şecey vacar. Edebiyat dediğimiz de artık ezop masalları mı olur la fontaine mi olur siz söyleyin lakdşasdjaslıdh. Zaten artık herkes ingilizce biliyor. Ben hayvanca mı seçsem? Ya kapıda kalırsam ingilizce seçip? Ya iş bulamazsam? Ya markete kasiyer bile olamazsam? Strateji hatası mı olur? Hığmm.

  Sonra birden hoca sınıftan çıktı ders bitti diye. Bende bir üzüntü, 'ne çabuk geçti yeaaaa' naraları, bir şaşkınlık; görseniz gözleriniz yaşarır. İşte böyle. Artık her ders beynimi saçmasapan şeylere yoğunlaştırma gibi bir vatan görevi belledim. Bir gün başbakan olduğumda böyle bir uygulamayı müfredata sokacağım.

  11) Başbakan olmam.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı