Ağaca tırmananlar

14 Mayıs 2012 Pazartesi

yıldız yanılmadınız

"Oooo Yıldız gelmiş! Yıldız.........yanılmadınız! HAHAHAHAHAHAHHA."

Tezgahın arkasındaki adama kaşlarımı kaldırarak baktım. Bu adam neden her bakkala gelişimde aynı şeyi söylüyordu? Ne kadar saçma bir cümleydi ya bu. Yoksa benim adımın devamı falan mıydı? Yoo. Ne demek istiyordu ki?

"Al bakalım ekmeğini..."
"Şu çukulat ne kadar? Çukulata alcam ben."
"Olmaz, annen bir şey satma ona dedi."
"Ne! Yalancııı annem nası diycek sana."
"Telefondan söyledi."
"Sakız alayım o zaman? Bi tane?"
"Ben bilmem, annen bana dedi ki ona bir şey satma. Annenden imzalı kağıt getir, satayım."
"Yaaaaaa annem sakıza kızmazzz yaaaaaaaaaaaaa."
"Arayıp sorayım o zaman?"
"Ara."
"Aloooo! Sultan Abla! Yıldız çikolata istiyormuş, vereyim mi? Hmm. Sakız vereyim mi? Tamam.... Al ordan bir sakız."
"İKİ TANE ALCAM."
"Tamam iki tane al."
"Allahımmm yarebbim ya parasını ödemiyor muyum niye satmıyorsun sanki yaa....annemden izin mi alcakmışım sakız için. Off yeaaa."

(Aslında olay benim yanaklarımda bile selülit oluşacak kadar şişkolanmam sonucu annemin bana abur cubur yedirmek istememesi kadar basitti.)

Evin tek çocuğu olduğum için neredeyse yürümeyi öğrenmeden bakkala gitmeyi öğrenmiştim. Böylece annem beni ne zaman bakkala gönderse, kalan parayı sonuna kadar çattturrr çutttur harcıyordum. Annem de bir şey demiyordu tabii ama sonra baktı ki ben 50 kuruş kalsa da harcıyorum, 20 lira kalsa da harcıyorum.... Hal böyle olunca gitmiş bakkalı örgütlemiş, bütün yaşam amacımı elimden almıştı.

Resmen paramla rezil oluyordum ya, adama veriyoruz parayı, yok neymiş annemden imzalı kağıt getirecekmişim. Nasıl bir hırs yapmışsam o zamanlar, bugün, çok pis imza taklidi yaparım. Kendime ait bir imzam yok ama anneminkini her yere atabilirim, o derece.

Neyse asıl mesele bu değil. Mesele şu sanki Yıldız'la kafiyeli başka sözcük yokmuş gibi uydurulmuş, pis, 'yanılmadınız' kelimesi. İşte ben, o "Yıldız Yanılmadınız." lafını ilk bu adamdan duydum. 4 yaşında falandım, ilk o zaman demişti. Sonra bellemiş gibi ne zaman gitsem, "Yıldızzzz Yanılmadınızzz" diyor adam! Yok arkadaş! Sabah gitsem aynı, akşam gitsem aynı, tek gitsem aynı, çift gitsem aynı, ne zaman gitsem aynı!

Bir süre sonra, bunu bu adamın uydurduğu bir şey olarak düşünmeye başladım. Ama sonra üzülerek farkettim ki, ne zaman adımı soran bir büyüğe "Yıldız." cevabını versem, "Yanılmadınızzzzzz HAHAHAHAHAHHAHAHAHAHAHAHAHAHA." cevabını alıyorum. Ha bir de bunu deyip gülüyorlar. Nesi komik? Ne demek bu? NE DEMEK!

Tüm çocukluğum boyunca kendi içimde hep bunu sorguladım. Kaç ev değiştirdik, kaç bakkal değiştirdik, bir tanesi de çıkıp "Hmmm meraba yıldız, ben de bakkal bilmemne." demedi yahu. Bütün bakkalcılardan "Yıldız Yanılmadınız HAHAHAHAHAHAHAHAHA!" cevabını aldım.

Okula başladıktan sonra durum daha da kötüleşti. Hocalardan tut, kantincisinden kırtasiyecisine kadar herkessssss oraya bir "yanılmadınızzzzzzzzzzzzz hahahaahahahaha" lafını tıkıştırıyor.

Hele o annemin günlerindeki kadınlar....allah. Komşular, arkadaşların anneleri, görevliler, garsonlar, tezgahtarlar, doktorlar, akrabalar vesaire vesaire. Aklınıza gelebilecek her yetişkin...

Zaman geçtikçe anladım ki, bu "yanılmadınız"dan kurtuluş yok. Bu benim ismimin bir parçası. Tamamen dilbilgisi ile ilgili. "Yıldız kelimesinin peşinden gelmesi zorunlu olan kelime yanılmadınız kelimesidir." diye bir kural vardı türkçede. Ben bu gölgeyi, bu lekeyi yanımda sürekli taşıyacaktım....Benim adım yıldız yanılmadınız'dı....

Tabii ki çocuk kafamla bu kadar damar düşünmedim. Bunun bir espri olduğunu anladım, ya da ne bileyim, sadece kafiyeli diye söylenen bir şey olduğunu düşündüm. Ama oturup da "BANA NEDENNN BÖYLE DİYORLARRRRRR!" diye ağlamadım ya da saatlerce kara kara düşünmedim. Benimsemiştim artık, Yıldız deyince arkasından bu espri gelecekti. Normaldi işte. Benim adım buydu. Anlamını sorgulamadım ya da kimseye sormadım. Yanılmadınız işte. Kısmet. İşte kısmet.

Ama dürüst olmak gerekirse liseye geçtikten sonra böyle bir şeyin varlığını dahi unuttum. Artık neredeyse hiç denmiyordu çünkü. Adım Yıldız'dı. Sadece Yıldız. Aşmıştım artık. Bu bayat espri unutulup gitmişti. Benim bile bu isimle travma geçirmiş beynimden zamanla silinmişti. Ama ne oldu bilmiyorum, birkaç ay önce bu yine gündeme geldi. Sonra ben de twitter adımı 'yıldız yanılmadınız' yaptım. Neden bilmiyorum. Beni hayattan bezdiren bu deyişi isim olarak kullanmak böyle birden güzel gibi gözüktü.

Geçenlerde sınıfta bu konuyu konuşuyorduk, dalga geçiyorduk, Almancacı "Yıldız Yanılmadınız bir ara çok ünlü, hit bir reklamdı." dedi.
"Nası yani?" dedim.
"Yıldız, iç çamaşırı markasıydı, sloganları da "Yıldız Yanılmadınız."dı." dedi.

Ben orda beynimden vurulmuşa döndüm. Bu muydu yani. Benim adıma layık gördükleri o kelime bir iççamaşırı sloganı mıydı? Yıllarca insanların adımın yanında andıkları bu şeyin anlamı bir iç çamaşırı reklamı mıydı? Ben bir iç çamaşırı sloganı mıydım?

Sonra bizim salaklar Yıldız's Secret diye dalga geçtiler. :D Hem adım bir iç çamaşırı hem de secretçıyım, Yıldız's Secret'la her şey tam yerine uydu. Sonra baktım ki ben bir iç çamaşırı olmak için doğmuşum, bundan sonra tek hayat amacım bir iç çamaşırı markası kurmak. Çünkü ben buyum. Evet. Sevgiler. :D

Ama şoka girdim yani. Aklıma bunun bir reklam sloganı olacağı hiçççççç gelmemişti. Hadi gelse bile belki de sucuk markası olmayı bile beklerdim ama iç çamaşırı sloganı ne ya? İnsanlar bunu bana bilerek mi diyorlardı yani? Ayıp ulan. Ayıp.

Ha bir de aklıma geldi. Annem ben abur cubur yemeyeyim diye aldırtmazdı ya bakkaldan, hah. Bana bir kumbara vermişti, o paraüstlerini de orada biriktirmemi söylemişti. Biriktirdikten sonra gider o paralarla iç çamaşırı, çorap, kıyafet falan alırdık. Bak. Bak. Sübliminal mesaja bak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı