Ağaca tırmananlar

24 Haziran 2012 Pazar

tatil maceraları - adrenalin max

   Anne tarafım Samsunlu olduğu için şu zamana kadar neredeyse her yaz tatilimin bir bölümünü burada, Samsun'da geçirdim. Bu yıl da geleneği bozmadık, yaklaşık 2 haftadır buradayım.
  
   Evde benimle birlikte 1 kardeş, 3 küçük kuzen, 2 büyük kız kuzen, 2 yaşıt erkek kuzen, 3 teyze, 2 yenge, 2 dayı, 2 enişte, 1 anne, 1 annane olunca da başıma gelmeyen enteresan olay silsilesi kalmadı. Biri ağlar, biri cırlar, biri vurur, biri kırar, oraya git, buraya gel, kavga dövüş... vallahi nereden başlayacağımı bilemedim. O yüzden en iyisi en başlardan, en basit ve kolpaların kolpası maceram, birinci dayımın çocukları yaşıt erkek kuzen Batuhan ve onun ablası büyük kız kuzen Ayşegül ile lunaparka gitmemle başlayalım!

- Buradaki lunaparkta tam olarak böyle bir alet var :

   Adı da adrenalin max. Batuhan'la ben oraya yarıyıl tatilinde yaptığım ziyarette binmiştik, anlatmıştım. Ama Ayşegül hiç binmemişti. Aşşşşırı eğlenceliii!

   Zaten ben böyle ölüm makinalarını çok seviyorum. Gondol'un en arkasına binip ayağa kalkmışlığım var. Yemin ediyorum, ayağa kalkması oturmaktan daha güvenli o gondolda.
   Neyse işte bunun gibi şeyler anlatarak "gondolun yanında bu araba kazası gibi kalır, ölürsen zaten tek de ölmezsin hepimiz ölürüz" gibi muhteşem moraller vererek, binbir dille kızı ikna edip bindirdim.

   Şimdi üzerimize güvenlik için yelek gibi bir şey kapatıyorlar. Bu yelek de tepesinden koltuğa bağlı. Yeleği üzerimizde kapalı tutan şey ise arabalardaki emniyet kemerine benzeyen 10 cm boylarında bir kemer. Yeleğin altından sallanıyor, koltuğa, iki bacağının arasına takıyorsun bunu. Sonra kırmızı tuşuna basınca çıkıyor vs.

   Bu koltuğun yanlarında ve yeleğin üzerinde ise ikişer tane demir tutunma kolu var. Ama sorun şu ki yelektekiler bizim havadayken tutunmamız için değil, yere indiğimizde adamın yeleği tutarak üstümüzden çıkarması içinmiş. Ben salak kafaysa, yandaki kolları hiç farketmediğim ve kimse böyle bir şey olduğundan bahsetmediği için oyun başladığında yeleğe tutunuyordum.

   Biz şimdi yavaştan yükseliyoruz, ben eğlenmenin dibiğine vuruyorum, beni görmeniz lazım! O kadddarr güzel ki, ayaklarımı sallıyorum, salıncakta sallanır gibi tepetaklak oluyorsun falan müthiş!

   Ne zaman ki tam tepeye çıktık, benim yelek hafif havalandı ve ben koltuğumda zıpladım. "Lan?" oldum. Araba birden hoplar ve içinizde garip bir oynama olur. Onun gibi bir duygu içimi titretmişti.
   Tekrar havaya çıktık, ben yeleği daha sıkı tuttum, yelek bu sefer daha çok havalandı ve ben koltuktan kaydım. Ama hala çok eğleniyordum. Aklımdan "Düşüp ölme oranın %51" gibi düşünceler geçse de aşşşşşırı eğlenceliydi.
   Bir kez daha havaya fırladık, bir baktım kemer uzama payı ne kadarsa artık o kadar uzamış, yelek de o kadar havaya kalkmıştı. Ben Oturduğum yerden kaydıraktaymışçasına kayıyordum. Her an o daha da fazla zorlanan kemer klink sesiyle fırlayıp gidebilirdi. Ben de 50 metreden beton zemine çakılabilirdim.

   Yanımda Ayşegül çığlık çığlığaydı. "ÖLÜYORUM BEN BATUHAN. KALBİM DURACAK." diyordu. İçimden "BEN DE BEN DE" diyen mantıklı hesaplamar yapan parçamın yanındaysa ben "Hala çok güzel lannnnn" diye cırlıyordum.

   Ama o kadar güzel bir duygu ki, gökyüzüne tepe taklak bakıyorsunuz. Hani koltuğa tepe taklak oturunca tavan yer gibi görünür ya, aynen öyle.

   Ben yerimden oynarken yusuf yusufum ama basınçtan ağzım sonuna kadar açık bir şekilde gülüyorum. "Ulan Yıldız..." dedim içimden. "Şimdi şu kemer kopsa kopar. Düşşen düşersin belki ama öleceksen böyle öl lan. Sürekli küvetten inerken kayıp öleceğim korkusuyla yaşamaktan iyidir ...Hem zaten yere çakılmadan beyin kanaması geçirir ölürsün hıhığm. Anaaaaa yanlarda kol varmış du bi onları da tutayım da şu yelek açılırsa hemen kayıp düşmem." dedim.

   Sonra baktım ki, yanları tutunca gıram oynamıyorsun. "Vuhuuuu şimdi eğlence başlıyor o zamannnnn hadi havayaaaa!" dedim, meğersem bitmiş, yerdeyiz.

   Midem aslında çok kötü bulandı o ölüm korkusuyla fakat yere indiğimizde sırf artık nasıl ölmeyeceğimi bulduğumu kanıtlamak için tekrar binmek istedim. "Bidahaaa Bidahaaaa!" dedim o saçma teletabiler gibi.
Yanımdansa "SAÇMALAMA" diye bir cevap geldi. "KALBİM DURACAKTI BENİM." dedi Ayşegül.

   Ben de "Yanları tutsaydın keşke o kadar oynamazdın yerinden." dedim. "YANLARI TUTUYORDUM ZATEN HİÇ YERİMDEN OYNAMADIM Kİ." dedi. Şoka cirmiş surat ifademle "Senin ağzını burnunu dağıtırım ben resmen kolbastı oynadım lan havada!" dedim, neyse sonra gittik.

   İşte böyle ölümden döndüm. Şimdi Batuhan kalksa haydi gidelim dese giderim. Yine yumruk makinası kapışması yaparız. İlk defa tüm gücümle bir cisme yumruk attım ve 640 vurdum naberrrrrrrrr.
  Ama çüçük parmağım 2 gün sızladı.
  Batuhan 900 vurdu hayvan.
  Sonra çarpışan arabalara bindik, Batuhan'la ölümüne kapıştık. Ben onu kovalarken oradan kucağında çocukla binmiş insafsız bir herif bir geçirdi arabadan uçtum. Belim iki gün acıdı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı