Ağaca tırmananlar

1 Ağustos 2012 Çarşamba

zağnos vadisi

ilk resimde en sağdaki, sol alttakinde en soldaki; üçüncüde de nerdeyim bilmiyorum.
  Yine bir "lunapark yazısı" ile karşınızdayım. Evet, güzel ülkemin dört bir yanındaki en düşük güvenlik seviyelerine sahip oyuncaklara biniyorum, sonra da korkudan yusuf yusuf üç buçuk atarak iniyorum.

 Bugün (yani dün), 'birlikte iftara gidelim, oruç açalım' dedik. Ama bunu teee ne zaman dedik tabii ki, önce bir aileden izin alma aşaması vardı. Beni zaten biliyorsunuz gideceğimi anneme bir hafta boyunca yavaş yavaş, çaktırmadan empoze ediyorum, o uyurken beynine "Kızını gönderrrrrr, Kızını gönderrrrrrr." fikrini aşılıyorum Leonardo Dicaprio ile.. Ama bu aralar ne olduysa, ne desem izin veriyor, çok şaşırdım. "Anne köye şalpazarına yatıya kalcam." dedim "İyi git." dedi. Bugün de "Anne işte ben biz iftara gitcez de..." dedim, "Eee nabayım?" dedi.
   Yani utanmasam "Eeehhhh yeterr beee her şeye de izin verilmez ki kadın! Verme lan izin! " diyecektim. Sonra gittim kaç saat oldu aramıyor hiç. Aradım dedim böyle böyle burdayım. Yine utanmasam "Eeehh sen azıttın iyice görüşücez evde!" diyeceğim. Ama tabii ki asla böyle bir şey demeyeceğim. Çok mutluyum, artık günlerce "anne eh meh anne kem küm.." demiyorum. Zaten biz o eurovision finalini hep birlikte izledik ya, yatıya kaldık ya, o zaman bu büyü bozuldu. Artık "Anne hacca gidiyoz biz hayde eyvallahh." desem izin alacağım.

  Geçen seferki Fevzi Hoca maceramızı biliyorsunuz, bize 10 çeşit yemek vermişlerdi ve sadece 14 lira ödemiştik. İşte bu yüzden Sonay Hanım adına (slhfjdlhgd) rezervasyon yaptırıp tekrar Fevzi Hoca'ya gittik. Topun patlamasıyla, tek başıma, ortaya gelen bir tabak köftenin 3/4 ünü, iki baklava tabağından birini, epey bir kavunu ve salatanın yarısını yeyip iki tane çay bir tane ayran içtikten sonra, bir de ötekiler lunaparka gitme kararı alınca, ben, artık "orda kusarım oyş midem durun yavaş yürüyün lan dursanaaaa öleceğim hığaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa." şeklinde peşlerinden yuvarlanarak gelmeye çalışan bir topaça döndüm.
  Hele biz yerken yanımda oturan Sude "Çok yedim ya bu üçüncü köftem..." dediğinde ben o esnada yedinci köfteyi çiğniyordum, köfte ağzımda öylece kalakaldı. Çatalı yavaşça bıraktım sonra.

  Neyse her ramazanda Zağnos Vadisi'ne çarşı kurulur, yemek yerleri açılır, canlı şovlar düzenlenir, lunapark oyuncakları gelir. 3 yıldır bir lunaparkımız yok -biri öldü çünkü- , o yüzden biz de ne zaman gondol gelse goşarak gideriz.

  Gondola kaçıncı binişim, hala akıllanmadım. Ulan binme. Hiç güvenli değil, oturduğun yerden havalanıyorsun, miden altüst oluyor. Bir de ben neyime güvenerek bindim orda resmen Fevzi Hoca'yı yemişim de gelmişim, neden yani neden? Nasıl bir özgüven. :D

  Neyse bindik, korktum tabi ki ama asla adrenalin max'teki ölüm korkusu gibi olmadı. Ama zevkim de onun kadar olmadı. Orda yine yelek takıyorlar, bunda vıjırt diye açılan demir var sadece. Korkunç ya niye biniyoruz ki biz bu gondola. :D İndikten sonra da epey başım döndü zaten, midem de o kadar bulandı kiğğğğğ. Ama resmen yalvardım "Allah'ım nolur kusmayayım, onlar benim çocuklarım gibiler, çok güzeldiler, hayır gitmesinler." diye. Yani "Bir dahaki sefer daha az yiyeceğim :(" şeklinde değil. İnsanda biraz utanma olur lan.

  Ondan sonra şu havada dönen salıncaklar var, onlara binelim dedik.
  ALLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLAAAAAAAAAAAAAAAAAAHHHHHHHH.
  Hayatımda bir oyuncaktan bu kadar korktuğumu hatırlamıyorum. Ben ki suya dalan trene bindim, gerçek insanların olduğu korku evine girdim, geri geri giden roller coastera bindim ama bu salıncak...........bu çok korkunçtu.
  İlkten bindik işte, bildiğin salıncak. Sonra bu bir dönmeye başladı, yana yatıyor, ben nasıllll korkuyorum. O kadar güvensiz, o kadar dandik ki, ölür kalırız olmayacak şey değil. İnsan bundan korkuyor. Mesela gider 30 metre yükseğe tırmanan roller coaster'a binerim inşallah binerim bir gün :D, çünkü "gavur yapıyor ölme olasılığım sıfır." diyebiliyorsun. Ama türk'ün 3 metre yükseğinde sallanan küçücük ince bir zinciri olan park salıncağında ölme olasılığın %99.9 . Bunlar bilimsel gerçekler arkadaşlar.

  Makina dönmeye başladı, o salıncak yana yatıyor ya, devrileceğim resmen, hayatımda ilk defa "DURSUNNNNNNNNNNNNNNN!" diye cırladım. Arkamda Nadide, önümde Sude gülmekten kırılıyor; ben "DURDURUN LÜTFEEEEEEEEEEEEEEĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞN!" diye bağırıyorum. Sude "Yıldız korkma bak çok güzellll iyi misin bajım!" diyor; ben "DURRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRR HIĞAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA ÖLECEĞİZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZ HIĞAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA ÇOK KORKUNÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇ" diyorum. Aynen asansörde "oksinejinimiz bitiyorrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr." diye bağırdığım gibi.

  Sonra biraz yavaşladı, sanki az önce götünü yırtan ben değilmişim gibi "Şşşt Sudee, bajım bunda ölme olasılığımız kaç, düşer mi la bu?" dedim, gayet sakin bir sesle. "La yok, sıfır." dedi. "Ha iyi o zaman." dedim ve cırlamayı bıraktım. Ama hala "çok korkunççç allah." diyordum. Sonra tam zevk almaya başladım, makina durdu. Yavaşlamasından zevk almışım ben yani.

  İndik diyorum ki "AMA YANA YATTTI HIĞAĞAĞAĞAĞAĞAĞA KORKUNÇ HIĞAĞAĞAĞAĞ YANAAAA YATTTIYORRRRRDU HIĞAĞAĞAĞA."
  "Bajım herkesinki yatıyor, fizik kuralı bu." dedi Nadide. Sonra anladım ki boşuna dil seçmemişim. Ne işim var benim merkezkaç kuvvetli oyuncaklarda. Adrenalin Max gibiğ gavuricadı dilci oyuncaklarına binmeliyim. Hhıhıhğhğhğhğhğhğhhıhğhğhğhhıhğhğhğhıhğhğhm.

  O kadar saçma bir yere bağlandı ki bu yazı sjhgfsjhfsdg.

  Neyse yürümeye devam ediyoruz, yanımdan yürüyen biri dikkatimi çekti. Bi baktım; bizim apartmanda oturan bir uşak! Bana şöyle göz ucuyla baktı, arkadaşına doğru dönüp güldü. Sonra aklıma birden az önceki "DURDURRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRR" cırlyışım ve alttan geçen bir yığın insan sürüsü geldi. Beni "DURDURUNNNNNNNNNNNNNNNNNN LÜTFEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEĞNNN HÜHÜHÜHÜÜÜHÜHÜHÜHÜH HIĞAAAAAAAAAAAAAAAAAA." şeklinde ağlarken duymuş olmalıydı. Lanet olsun sana tüm trabzonun toplaştığı Zağnos Vadisi!

  Sonra eve gelirken dolmuşta milkshake içtim. Sahurda bir küçük tosuncuk kadar yemek yedim. Ama ertesi gün yine en çok acıkan ben oldum. Hayvan gibiyim lan resmen. Ayıp. Çüş.

2 yorum:

  1. Bu kadar yazacak şeyi nasıl aklında tutuyorsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar ibretlik ki yaşadıklarım, her gün kendilerini hatırlatıyorlar. :D

      Sil

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı