Ağaca tırmananlar

17 Ağustos 2012 Cuma

Sudelinda Efsanesi bölüm1

   Kaç aydır taslaklarda duruyor, bir nasip olmadı yüklemek.
   İstanbul'da internetsizlikten, sıcaktan, sıkıntıdan kıvranırken birden aklımda "Neden çocuklar için çok kötü örnek oluşturacak bir çocuk masalı yazmıyorum?" gibi saçma bir düşünce oluştu. Sonra farkettim ki eğer biri çocuk masalı olacaksa, o tanıdığım en müthiş insanlardan biri olan Sude olmalıydı. İlerde bir gün Prenses Sudelinda'nın; Cinderella, Pamuk Prenses, Uyuyan Güzel arasındaki yerini alacağından eminim. İyi okurlar.

   
Evvel zaman içinde, açık denizin ortasında, varlığından yaşayan pek az kişinin haberdar olduğu büyük bir krallık varmış.
   Bu krallık dış dünyadan tamamen bağımsız, kendi içinde devam eden mutlu bir yermiş. Ve halkına çok iyi davranan, şen şakrak bir kadın tarafından yönetiliyormuş; Kraliçe Deniz.
   Halk bolluk bereket içindeymiş; tarlalar her zaman dolu, ağaçlar her zaman meyveli, yağmurlar sık, ürünler bolmuş. İnsanların hepsi mutluymuş ve kendilerinden hiçbir şeyi esirgemeyen kraliçelerini de çok severlermiş.

   
Kraliçe de halkının bu mutluluğundan çok memnunmuş ama o, dışarıdan ne kadar mutlu görünse de içten içe kendini yalnız hissediyormuş. Kocası Kral uzun zaman önce tahtı ona bırakarak bu dünyadan göçmüş. Kraliçe de artık yaşlanmaya başladığını hissediyormuş fakat tahtını bırakacağı bir çocuğu yokmuş.

   Böylece bir sabah kraliçe, sarayından ayrılarak, krallığında yaşayan neredeyse en yaşlı kişi olan Bilge Adam'a akıl danışmaya gitmiş. "Ah Bilge Adam! Bir çocuğum olsun istiyorum. Söyle! Ne yapayım?" demiş.
   Bilge Adam küçük, küflü klübesinin zeminini tamaaaaamen kaplayan uzun, beyaz sakalını ovuşturarak "Denizlere açıl." demiş. Kraliçe şaşırmış. "Denizlere açılmak mı?!" diye bir çığlık koyvermiş. "Ama yokluğumda krallığa kim bakar? Bu konuda kendimden başka kimseye güvenemem." demiş.
   Bunun üzerine Bilge Adam uzun sakalını yine ovuşturmaya başlamış. Fakat bu sefer, sakalından bir tohum çıkararak kraliçeye vermiş ve "Bu tohumu güneş tam tepeye gelmeden önce kendi gölgenin vurduğu bir yere  1 tel saçın, 3 damla kanınla birlikte ek. Sonra gölgen canlanır ve sen bir daha bu topraklara adım atana kadar senin görünümünde kalır. Döndüğündeyse kendiliğinden yok olacak, tekrar senin gölgen olacaktır." demiş.

   Ertesi gün güneş tam tepeye çıkmaya yakın, kraliçe hiç vakit kaybetmeden sarayın bahçesine çıkmış ve tohumu ekmek için düzgün bir yer aramaya koyulmuş. O sırada bir kuş kraliçenin tam omzuna konarak elindeki tohuma bakmış. İyi kalpli kraliçe gülümsemiş, "Hayır, küçük kuş, bu senin için değil." demiş. Ardından durarak gölgesiyle kara gözüken önündeki toprağa tohumu ekip, 3 damla kan damlatmış ve saçından bir tel koparmış. Toprağın üstünü kapatıp beklemeye başlamış. Az sonra güneş tam tepeye çıkmış ve kraliçenin gölgesi yok olmuş.
   Toprak birden sallanmaya, sallanıp gümbürdemeye, gümbürdeyerek yukarı doğru kabarmaya başlamış. Ve birden yükselen toprak bir kadın şeklini alarak durmuş, eski haline dönmüş.

   Kraliçenin tam karşısında onun tıpatıp aynısı biri duruyormuş. Karşısında, gölgesinin beden bulmuş hali varmış.
   "Merhaba?" demiş kraliçe olayın garipliğine gülerek. Gölgeden ses gelmemiş.
   "Konuşabiliyor musun?" diye sormuş bu sefer. Gölge başını hayır anlamında sallamış. "Olsun." demiş. "Herkese mümkün oldukça gülümse ve eğer bir sorun olursa vezire veya bilge adama mektup yaz. Onlar her şeyi halleder." demiş ve sonra kimselere görünmeden limana giderek bir sandalla denize açılmış.

   Tüm bunlar olurken sarayın bahçesinde dolanan küçük bir kuş, gagasıyla yerden bir saç teli almış. Talihsizlik o ya, aslında kraliçe başından yanlışlıkla iki tel koparmış! Teli alan kuş uçmuş uçmuş ve birden durup yere konarak büyümeye başlamış. Büyümüş de büyümüş. Az sonra bir cadıya dönüşmüş. Evet, denizler ülkesinin varlığından gerçekten de yaşayan çok az insan haberdarmış fakat, biri de bu kötü kalpli cadıymış. Hemen teli bir kazana atıp iksir yapmış ve içer içmez Kraliçe Deniz'in görünümüne bürünmüş. Ardından kimselere görünmeden saraya gizlice girip kraliçenin odasına çıkmış ve orada oturmakta olan kraliçenin gölgesini bir dolaba kapatıp dolabı da sihirle mühürlemiş. Zaten konuşamayan gölgeyi kimse de farkedememiş. Böylece cadı, gittiğini kimsenin bilmediği kraliçenin yerine geçerek, o sanki hiiiiiç gitmemiş gibi ülkeyi yönetmeye başlamış.

   Bu esnada asıl kraliçe......
   Devamı haftaya ehehehe ibnelik ehehehee.

*********************************************************************************

Ha bir de ygs sonuçları açıklanmış. Artık ben de resmen bir ygs kaplanı oldum. O yüzden üstteki şey motivasyon :D

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı