Ağaca tırmananlar

20 Eylül 2012 Perşembe

12. sınıf olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu.

  Ben daha dün birinci sınıfa başladım.
  Önünde ayıcık olan küçük bir defterim vardı....yani hala vardır dünden bugüne...bir gün oldu sadece....hee aslında niye de var ki o? Sanki ilk günden okuma yazmayı söküp yazacağım, dolduracağım defteri; hööööööö hööööööö hööööööğ.
  Sonra dün üzerimde normal kıyafetler vardı, o paçavra mavi önlükten ziyade. Saçlarım omuzlarımdan biraz aşağıdaydı. Sıralar, sınıflar her şey çok büyüktü ve nedense çocuk gözüyle her şey biraz daha sarıya çalıyordu. Babam da dışarıdan beni izliyordu.

  Oturdum sıraya, yanımda Emine diye benim çeyreğim kadar bir kız oturuyor, onun da önünde elmalı defter var. Öyle dinledik işte öğretmen diyeceğimiz adamı -ne anlattı pek emin değilim-, sonra da o kız benim en yakın arkadaşım oldu zaten. Ne kadar zaman en yakın arkadaş kaldık? 6 yıl mı? 6 saat mi? Bilmem, bunların hepsi dün oldu! Ama çok fazla vakit geçiremedik çünkü sonra benim başım çok ağrıdı, eve geldim ehehehe. O günden okul için fazla mükemmel olduğum belliymiş. Ehe mehe.

  Bugünse okula bi geldim ki 12. sınıf olmuşuz. Birden atladık sanki. Aradaki yıllar, bu iki gün arasındaki gece uyurken gördüğüm bir rüya gibi. Uyuduk uyandık 12 olduk.
   Uyumak demişken bir keresinde hiç unutmam, okuldan eve gelince uyuyakalmışım, sonra akşam uyandım, sandım ki bütün bir gün boyunca uyumuşum gitmemişim okula. Ağlayacaktım korkudan skhdfdggf.

  Bir rüyamda da derste uyuyordum. Çok korkuyordum derste uyuyakalmaktan -birkaç sefer yaşadım böyle bir şey. 3 ders sonra uyandığım oldu.- O zaman bile garip rüyalarım varmış. O zaman dediğim dün ya, çok eski değil.

  Dünden önce bir de anasınıfı vardı tabii....
  Anasınıfını öyle net hatırlıyorum ki...
  O kossssskocaaa yemekhaneyi, büssssbüyükkkk sınıfları, kocccccaman merdivenleri....her şeyi çok net hatırlıyorum. Saray gibi bir evdi. Ama sonra bir gün bi gittim ki oraya, yemekhane küçücük. Merdiven daracık. Sınıflar minicik. Tam bir hayalkırıklığıydı benim için. Nasıl o kadar küçük olabilirdi ki...

  Anlamıyorum, eğer gözümüzün boyutu hiç büyümüyorsa, büyüdükçe görüşümüzdeki bu büyüklük neden?

  Neyse konudan çok saptık.

  Evet, işte bugün 12. sınıftayız...Evet....Evet....Siz şu an görmüyorsunuz ama benim hayatım film şeridi gibi gözlerimin önünden geçiyor. Hepsini şu an hatırlıyorum. Yolun ortasında olunca geriyi hatırlamak çok zor. Ne zaman ki sonuna geliyorsun, öyle her şey sana geri dönüyor. Çünkü yolun sonuna gelince insana geriye bakmaktan başka yapacak bir şey kalmıyor ki. O zaman bir yolun sonuna gitmeye çalışmak çok saçma değil midir eğer başına bakacaksak? ÇOK FELSEFİĞİM 2 GÜNDÜR. AY PARDON, 12 YILDIR.

  Tamam şimdi 12. sınıfa ve gızlıklarıma dönelim.
  12. sınıf olmak kesinlikle 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11 olmaktan farklı değil. Tek fark öncelikle bir özgüven geliyor. Müdürden zerre korkmuyorum mesela bu yıl. Odasına girer, "Hoccaaaaeeeemmm bişi diyyyceeeeeğeğeem." derim gayet rahat. Ya da beni armasız, tırnaklı mı gördü.....hiç....içimde gram korku olmuyor. Geçen gün gördü de, ordan biliyorum. "Hocam şey....bu kazak şey o yüzden.." dedim ama korkudan değildi o, ne cevap versem farketmeyeceğindendi. Çünkü çok felsefik oluyorsun 12. sınıf olunca.

   Sonra hocaların hiçbirine hiçbir şekilde darılmıyor ya da gocunmuyorsun. Hepsini ayrı bir seviyorsun 12 olunca. Dersine hangi hocanın geleceği ya da sürekli hocanın değişip değişmemesi de önemli olmuyor. Hoca hocadır mantığı geliyor. Seni sevmesini de beklemiyorsun hiçbir hocadan.

  Bunun dışında okulda benden büyük kimsenin olmaması ve ciks 12leri kesememem çok acı. Kendi dönemimi kesmek diye bir saçmalık içine girmiyorum maalesef. Çok saçma lan. Zaten hepsi tipsiz ki onların.
  Ama mutlaka 9,10,11de amele olup 12de birden zırınk diye yakışıklı olan tipler de var. Yine de hayır, hiçbirini kesmiyorum. Hep büyük olanlar kesilir, dönemdaşlarla ne işim var -şimdi hocaları kesiyorum o yüzden dermişim hsgkjkgjf.
  Böylece okul hem çok rahat hem de çok sıkıcı oluyor. Ama çok rahat. Resmen hayvan gibi yemek yiyorum, "Ay şu müthiş yakışıklı çocuk beni şöyle görmesin kibar yiyim." ayaklarına yatmadan lambur lumbur mideye indiriyorum, çok mutluluk verici.
  Hele saçımı göreceksiniz, saç denmez ona. Değil yani o saç. Hatta belki de yüzümü görseniz yıkamadan geldim sanarsınız ama banane yea. Yıka, dişi fırçala, saça toka tak gel. Kremdi, çok az bir kapatıcıydı ennnnn küçükkk bir şey sürme gereği duymuyorum. Ne gerek var. Ama çok rahat ya aşırı rahat.
 
  Sonra pantolon giyiyorum, oh mis. Ellerimi koyuyorum cebime, kabadayı gibi yürüyorum okulda. Artık ne kadar yürürsem. Çıkmıyorum ki sınıftan, okulda ne var bişey mi var? Test çözüyorum, kitabımı okuyorum, yatıp yuvarlanıyorum ohh.

  Ama garip olan şu ki, büyük dönemden insanların olması her zaman çok güzel bir şey aslında. Arkadaşlarım vardı benim onların içinde, hiçbirini görememek üzücü. Sağıma bakıyorum yakası kapalı gözlüklü bir amele fen, soluma bakıyorum elinde test gözlüklü bir amele fen.... Sonra bize bakıyorum, su savaşı yapıyoruz ormanda sdjkgfdg. Eğlenmeyi bilmek lazım fenler, 12de zaten yumurta kapıya dayanacak.

   Tek güzelliği kendi döneminden herkesle çok pis haşır neşir oluyorsun. Mesela bugün ormanda böyle takılırken, birden nedensiz, bir daire oluştu, eski günleri yad ettik. Artık herkesi tanıyorum neredeyse, çok mutluyum.

  Yaaaani, ne zeka ne de fiziksel olarak hala 12 değilim. Son 4 yıldır hiç değişmemişim hatta. Şu okula ilk nasıl girdiysem, hala öyleyim. Tek fark, okulun içini ezbere bilmem. İşte durumlar böyle.

  12 olmak havalı da değil hem. Hala en ezik benim bence. Alt dönemde bir kokona kızlar var, "vay amk." oluyorum. Hem de amk. Lise1 bir kız gördüm, kadın çorabı giymiş. Manyak mısın nesin, 14 yaşında uşaksın git çocuk ol ya. Aaa üstüme iyilik sağlık, tövbe bismillah.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı