Ağaca tırmananlar

15 Kasım 2012 Perşembe

kolpagörl

  Tabii ki kolpa yedim.

  Yaklaşık birbuçuk hafta önce, yine bir gün okulun ana koridorunda amaçsızca yürürken, o esnada yanımdan geçmekte olan müzik hocama gülümseyip "İyi dersler hocam :)" dedim. O da güldü, sonra yoluma devam ediyordum-derken hoca "Yıldız..." dedi. "...çıkışta müzik odasına gel."

  Çıkış oldu, heyecanla müzik odasına gittim. Salak değilim ya, anladım tabii ki beni neden çağırdığını. Solomu çalıştırmak için çağırıyordu. Daha doğrusu, soloları dağıtacaktı artık, haftalardır bana söylettiği şarkıyı sonunda birine verecekti.

  Sınıfa gittim, 12lerden tanıdığım 3 kız daha geldi -adaylar- sonra birden başka başka öğrenciler de geldi, öğrencileri bir yetişkin sürüsü takip etti; koca koca iki adam, birkaç kadın geldi, öğrenciler gelmeye devam etti derken.....bir baktım sınıf tıka basa dolmuş.

  Hemmen "BUNLARIN ÖNÜNDE Mİ SÖYLEYECEĞİM....." diye şoka girdim. Meğer hocanın son dersi (fenlere her gün 8 saat bizden bir saat fazla) 9. sınıf öğrencilerineymiş, yanında da derslerine eşlik eden stajyerler varmış.

  Dersini işledi, zil çalınca da İstiklal Marşı'nı okutmaya gitti. Giderken "Siz Yıldız'a söyletin ben gelene kadar o biliyor şarkıyı..." dedi.

  Şimdi beni piyanonun yanına aldılar; önümde bir adamın elinde keman, ötekinde saz, kadınlardan biri piyanonun başında, diğeri yanımda, öteki arkamda, bir diğeri solumda, aday kızlar çaprazımda....resmen beni ablukaya aldılar.

  Müzik aletlerinin başında kendinden emin insanlar görünce sanıyorsunuz ki oooo bunlar şimdi stüdyo kaydı gibi çalacaklar; bi başladılar çalmaya, başından sonundan; ayrı ayrı, kimi dinleyeceğimi şaşırdım.

  Sonra gözümün içine bakarak "E HADİ SÖYLE O ZAMAN..." dediler.

  Hiçbir zaman için topluluk karşısında soğuk kanlı olabilen bir insan olamadım.
  Aslında birkaç alıştırma yaptıktan, sahneye çıktıktan hemen sonra o korku geçiyor; fakat yine de biri size "HAYDİ SÖYLE.....EVET DİNLİYORUZ....SENİ ÇEMBERE ALDIK HEPİMİZ SANA BAKIYORUZ....SÖYLE HADİ....SÖYLESENE" diyince haliyle insan ürküyor.

  Önce yanaklarım alev aldı, sonra tüm yüzüme alev saçıldı, sonra gözlerim doldu ve ben söylemeye başladım.
  "Gönlüm.....senin....esirin...."
  Hayatımda ağzımdan çıkan en detone sesti az önce çıkardığım... Berbattı. Derin bir nefes alıp yeniden başladım.
  "G..ö..nlü.m..m...seninin.....esiiirin...."
  ALLAH! OLMUYORDU! Tekrar başa sardım.
  Bu sefer de söylüyordum ama yanaklarım titriyordu. BİR İNSANIN YANAKLARI TİTRER Mİ LAN? YANAKLARIM TİTRİYORDU.

  Sonra kötü olan, bana moral olsun diye eşlik yaptılar. Fakat ben kimsenin eşliğini istemiyordum, kendi sesimi duyamadım. Zaten piyanodaki kız bi notaya basıyor, ötekine basmıyor o kaddddaarrr dikkat dağıtıcıydı ki.....kemancı desen benim söylememle çalıyordu, halbuki meral hocanın çalmasıyla söylerdim ben.

  TAMAM. Şimdi bahaneler buluyormuşum gibi oldu ama, gerçekten kötü bir ortamdı. Hayal edebiliyor musunuz bilmiyorum. Bir müzikçiler çemberi içindeydim, haydi söyle diyorlardı, utanıyordum.

  Sonra "OOO SEN BURDA BÖYLEYSEN SAHNEDE NAPACAKSIN YANAKLARIN TİTRİYOR DAHA DÜZGÜN SÖYLE ORADA DAHA ÇOK İNSAN OLACAK BİZE SÖYLE BİZ SANA MORAL VERİYORUZ" dediler. Ben iyice utanmanın yanında iyice sinirlendim. Hepsi orda birer müzik eleştirmeni kesilmiş, saçma sapan yorumlar...

  Ardından hoca geldi de rahat bir nefes aldım. "Haydi gel." dedi. O kıvrak parmaklarıyla piyanoyu dile getirdi, bir güzel çaldı, ben de söyledim. Sonra işte rahatladım, montumu giyindim, beklemeye başladım.

  "Şimdi Yıldız..." dedi. "AYY GÖZLERE BAK KIYAMAM HAHAHAHA."

  O ana kadar kendimi o kadar iyi tutmuştum ki... Hatta ağlamadığım için, sonunda hayatımda ilk kez güçlü kaldığım için mutlu olmuştum; kendimi alkışlamıştım, kafamda madalya töreni yapmıştım... "Bu plaket Yıldız Aşar'a gidiyor, Yıldız Hanım şimdi ben plaketi veriyormuş gibi yapayım, fotoğraf çekilelim." demiştim...
 
   Ama ne zaman ki hoca "AY GÖZLERE BAKK...." dedi, ben o zaman artık boşalmaya ramak kalmış gözlerimin çoktan dolu olduğunu farkettim. Ve de durduramadan, yaşlar gözlerimden akmaya başladı.

  "Yıldız tamam sesin çok güzel ama orada protokol olacak, heyecana yer yok."
 
  Tamam, kadın haklı. Ama ben daha önce 3 kere daha bu olayı yaşadım; ilkokulda şarkı söyledim, sanatmüziğikorosunda solo söyledim, okulda keman çaldım; aşabilirdim bu heyecanı.....heyecandan değil açlıktan bayılmıştım ben....azıcık çalışırsam, kendime inanırsam yapabilirdim.....

  "Ama yine de bakacağım diğerlerine öyle."

  YA YETERRR ALLAHHH. HAFTALARDIR "İŞTE SESİN GÜZEL AMA BAKACAM." DİYOR.

  KADIN ARTIK DESENE "AL SANA VERDİM." YA DA "HAYIR SANA VERMEDİM." BEN DE HE TAMAM DİYEYİM. DEMİYOR YA. DEMİYORR.

  Gözlerimden yaşlarla "Hocam bana artık kesin bir şey deseniz de ben de tamam desem, haftalardır aynı şeyi diyorsunuz ben de artık napacağımı şaşırdım." dedim.
  Hoca "E tamam şimdi seçeceğim." dedi.

  E peki tamam, dedim.

  O ESNADA DİĞER ADAY KIZLARDAN SALAK BİR KIZ, ÖYLE BİR LAF ETTİ Kİ ; HAYATIM BOYUNCA BİR DAHA ASSSSLA SURATINA BAKMAYACAĞIM. YEMİN ETTİM. ASSSSSSSSLAAAAA ONUNLA TEK KELİME KONUŞMAYACAĞIM. Ha belki kavga etmek için, "SANA MI KALMIŞTI ORDA ÖYLE DEMEK GERİZEKALI ZİLLİ" demek için konuşabilirim. Ama öteki türlü konuşmayacağım bir daha.

  Bu kız dedi ki; "Yaa burda ağlanacak bir şey yok şu an. Hocam tamam çok istiyorsa ona verin."

  SANA MI SORACAM LAN AĞLARKEN? KİMSİN SEN? GERİZEKALI MAL. SORDUK MU SANA NE ZAMAN AĞLANILACAĞINI?

  HADİ BUNU GEÇTİM, "Hocam tamam çok istiyorsa ona verin." lafı beni öyle rezil, öyle aşağılık bir konuma düşürdü ki.... Sanki ben soloyu çok istediğim, bana vermediği için ağlıyormuşum, duygu sömürüsü yapıyormuşum pozisyonuna getirdi beni. Yemin ederim şu an bile sinirden ve üzüntüden gözlerim doluyor. O öyle dedi ya, benim içim parçalandı. Beni bir sürü insanın önünde, şımarık- istediği olmayınca ağlayan kız konumuna düşürdü.

  Halbuki ben tamamen o anki utanç-heyecan-sinir-vediğertümkötühisler'in birleşiminden yaşanan bir duygu patlaması geçirdim. Zaten ota boka ağlayan bir bünyeyim, ben de istemiyorum ya ağlamayı...
 
  "Onun için mi ağlıyorum ben?" dedim büyük bir ızdırapla, sonra "ALLAH YARABBİ ALLAHÜ TEALA ALLAHH ALLAHH" diye içimden sayıklayarak sessizce kapıya doğru yürüdüm. Tam çıkarken hoca "Yıldız....elimden bir şey gelmez,tatlım seni seviyorum." dedi ben de ses etmeden çıktım ve kapıdan çıkar çıkmaz hepsinin güldüğünü duydum ve hüngür hüngür ağladım.

  Hepsi küçük bir tebessüm etti ve olayın garipliğine güldü belki de ama ben o üzüntüyle HHAAAAAAHHHHHAHAHAHAHAHAHAHAlar duydum. Amaaan şu an en son derdim gülmeleri. Onu mu takacağım. :D Allah aşkına. Ben o kıza gıcığım.
 
   Hırsımı alamıyorum. Neden yorum yaptı ki orda sanki. İnsanda biraz anlayış olur. Sen tabi daha önce kaç kere bu kurum sınırları içinde konsere çıktın, ondan rahatsın.

   Kin tutmak çok kötü bir şey. Çok öfkeliyim o kıza karşı, bir yandan istiyorum ki birşey olsun da "Oh has oldu." diyim, bir yandan da korkuyorum "Öyle deme yıldız manyak mısın." diyorum.

  Etkisi 2 gün sürdü, sonra kendime gelmeye başladım. Koro çalışmalarında hocanın yüzüne hiç bakmamaya çalıştım, zil çalar çalmaz kaçtım. Fakat sonra bir gün bir yerde hocayla karşılaştım ve Şansıma(!) etrafta sadece o ve ben olduğumuz için konuşmak durumunda kaldım. Bir kere onu gördüğümü gömüştü, görmemiş taklidi de yapamazdım.
  "Yıldız nasılsın?" dedi.
  "İyiyim hocam." dedim. "Ben sınıfa geçiyorum." dedim ve yanından ayrıldım.

   Sonra birkaç ders geçti, tuvalete gittim; orada mutlu mutlu beklerken, gerçekten keyfim çok yerindeyken, aniden o üç adayın dışında daha başka bir kız yanıma geldi ve "Yıldız sana bir şey söyleyeceğim." dedi.
  "Hoca aslında bizim sesimizin daha güzel olduğunu biliyormuş ama onların teknikleri var diye onlara vermiş." dedi.
  "Neyi vermiş?" dedim anlamayarak. Haaa soloyu vermişti. "Kime vermiş?"
  "Ama biliyormuş bizim sesimizin daha güzel olduğunu."
  "Ben zaten bana verseydi de istemeyecektim kime vermiş?"
  "x ve y."

  MUHAHAHAHAHHAHAHAHAHAHAHAA. ZAHAHAHAHAHAHHHAHAHAHA. O salak kız alamamıştı. Bir parça rahatladım, güldüm, hoşuma da gitti. Ama 10 saniye sonra yine sinirlendim.

  Müzik hocası en azından beni gördüğü zaman "Yıldız böyle böyle, ben soloyu başkasına verdim." diyebilirdi.

  Ayrıca, gerçekten bana verseydi "Hayır hocam siz benim sesimi haketmiyorsunuz." deyip -TABİİ Kİ BUNU DEMEYECEKTİM- "Hayır hocam siz haklısınız, ben söylemek istemiyorum. Başkasına söyletin." diyecektim. O da "Ama neden yıldız....nedennn....nedenn söylemiyorsunnn..." diyecekti. Ben de "Çünkü o salak kız beni çok kötü bir konuma düşürdü, o kadar çaresiz değilim sesim hepsine bin basar basit bir öğretmenler günü korosunda söylesem nolur söylemesem nolur ki zaten arkadaşlarımı izlemeye bile almıyorlar sınıfım olmazsa ne anlamı olur o kıza deyin soloyu da alsın götüne soksun." diyecektim. Yani son kısmı demeyecektim, ortaları da demeyecektim....."Hayır hocam istemiyorum." diyecektim kısaca.



   Ama yine de seçilmemek insanı üzüyor. 4 yıldır birilerinin ilk tercihi olamamak çok kötü. Ben bu saçma koroya ve onun saçma kulübüne ve onun öğretmenlerine 3 yıl boyunca hizmet ettim, en azından bir şans verebilirdi. Bir insana sürekli yetenekli olduğu söylense ve bu yeteneğini kullanma imkanı verilmese o yeteneğin ne anlamı olur ki. Keşke hitabet yeteneğim olsaymış, kendimi konuşarak ifade edebilme yeteneğim olsaymış. Kapak etmek istediğimi o an kapak eder, anlatmak istediğimi o an anlatır, sonra "NİYE BÖYLE DEMEDİN" diye kendime kızmazdım. Ne sesim bir işe yarıyor,  ne yazdıklarım insanlara ulaşıyor....çok pis iş ya.
    Koro da artık benim için eğlenceli bir şey değil, yapılması gereken zorunlu ve zor bir görev. Bu yüzden 2 gündür gitmiyorum. Gitsem de en arkada ağzımı oynatıyorum sadece. O kadar insan söylerken sesimi duyurmaya çalışmanın ne amacı var?

    Bunlar hocaya küs olduğum için falan değil, küslük diye bir şey yok artık çocuk muyuz. Artık sevmek ve basitçe nefret etmek var. Ben şu an insanlardan değil, o insanların da içinde bulunduğu korodan nefret ediyorum. Öğretmenler günü geçsin bi hele, sonra korodan çıkarım, felsefe kulübüme yoğunluk veririm.



 Son dört yıldır yaptığım en akıllıca şey felsefe kulübüne girmek oldu. Haftaya Martı kitabını anlatacağım haha haha.

  Koro amelelik. Ben de ameleyim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı