Ağaca tırmananlar

31 Aralık 2012 Pazartesi

YILBAŞI SÜRPRİZİ

  BEN!
  Evet sürpriz benim vuhu!!

  Afsdfsgdf.

  Tamam.
  Şimdi bu akşam saat 20.00'da yılbaşını kutlamak üzere sınıfça Sude'nin evinde toplanıyoruz. Pijama partisi yapacağız, Sude'nin annesinin yaptığı dönerden yiyeceğiz ( Sonra da yok kadın yemek yapmıyor hupbarabillah supbarabillah :D) Omegle'da insanlara cam açacağız, şarkı söyleyip dans edeceğiz FALAN FALAN.

  Ama ben ayriyeten...................size....................twitter üzerinden...........................CANLI YAYIN YAPACAĞIM! HUHUHUHUHU!

  Sizler, blogumun milyonlarca takipçileri, o kadar ısrar ettiniz ki kıyamadım. Zaten çok da ünlüyüm, diğer ünlü arkadaşlarım yapıyor ben yapmazsam olmaz değil mi. (!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!) :D

   Şaka bir yana, yıllardır hayalini kurduğum bir şey. Yapanı görünce özeniyorum, kıskanıyorum, ne yapmış hemen izliyorum, ben de istiyorum, çok sebepleniyorum. Bir kerecik yapayım da gönlüm olsun, güzel bir başlangıç olsun.

   Tam olarak ne yapacağım?  Böyle açacağım kamera, belki de kimse izlemeyecek ha. :D Ya da en kötüsü millet dalga geçecek. :S Öyle bir durumda hemen kaparız bir şey olmaz da (:D) artık yapmak istiyorum yani gerçekten. 2buçuk yıldır videoblog hayali kuruyorum, çok istiyorum yeni yıl hayalim bu.

   Eğer izlemek, konuşacağım şeyleri dinlemek -ne hakkında konuşacağım lan- isterseniz, sizi 8buçuk-9-9buçuk gibi twittera bekliyorum. Saati belirlemedim, twitterdan tumblrdan feysten her yerden haber veririm.


   http://www.twitter.com/ddaldakikemanci


   NOLUR GELİN SORU SORUN SOHBET EDELİM LÜTFEN ORDA SADECE 2 KİŞİ GÖRÜP REZİL OLMAYAYIM. Yeniyılın hatrına, gönlüm olsun mutlu olayım lütfen. :D

   Hepinizi bekliyorum.
   ÇOK HEYECANLIYIM.
   NE GİYECEM!!!!?!!?!!?!

 

12 Aralık 2012 Çarşamba

12.12.12

    Evimin kapısının önünde oturmuş, sensörlü ışığı ayağımı havaya kaldırarak yakmaya çalışırken birden durup "Lan..." dedim. "....bugün 12.12.12....yani bir daha 100 yıl sonra gelecek bu tarih..."
    Sonra halime baktım; sabah beden dersi için getirdiğim kıyafetleri merdivene sermiş üstünde oturuyorum (ki annem görse gebertirdi muhtemelen), yanımda çantam açık duruyor (ki annem pis yere alana kadar canını çıkardığım çantayı koyduğumu görse yine gebertirdi büyük ihtimalle), önümde kocaman bir keman kutusu, elimde bir matematik soru bankası ve soruları görebilmek için 10 saniyede bir sönen sensörlü ışığı ayağımla harekete geçirmeye çalışıyorum.
 
   Bir yardım arayışı içinde etrafıma baktım, arkamda; yukarı çıkan basamakların sonundaki yangın merdivenin kapısından günışığının sızdığını görüp kitabımı da alarak oraya geçtim.

   Anlayacağınız bugün okuldan son saat sınavımız olduğu için epey erken çıkmıştık, bilgisayarda güzel güzel diziler izlerim diye mutlulukla koşarak eve gelmiştim ve anahtarımın olmadığını anlayıp kapıda kalakalmıştım. Kardeşim 5te gelecekti, saat daha 4 bile olmamıştı. Yani 1buçuk saat kapıda oturacaktım, kaçarı göçeri yoktu....tabii eğer benden de anahtar taşıma özürlü kardeşimde anahtar varsa....

    Üste çıkıp diğer kata çıkan merdivenin ilk basamağına tişörtü ve eşortmanı serdim, üzerine oturdum, üşüyen bacaklarıma hırkayı serdim, önüme kitabımı aldım ve başladım güzelce matematik soruları çözmeye. Bir 5 dakika oldu olmadı, altta, bizim karşı komşunun kapısı açıldı.

  "E kimse yok burda?!" dedi taşınalı daha bir ay olmuş tanımadığım kadın.

   Yaaaaaaaa! Işığı sürekli açıp kapamamdan sanırım dikkatlerini çekmiştim! Biri var sanmıştılar!

  "Aa baksana çanta manta açık duruyor orda onlar ne öyle?"

  GERİZEKALI KAFAM! Çantayı içi dışarı dökük vaziyette merdivene bırakıvermiştim!

    Kadın bizim kapıya geldi, zili çaldı ve beklemeye başladı. Ben de hemen yukarıdan sessizce izliyordum. Başta "burdayım" falan diyecektim ama baktım ki beni görmedi, ses etmek istemedim açıkçası. Hiç ses çıkarmadan bekledim.

   Kadın "Yok evde kimse.." dedi ve dönüp kapısını kapattı.
   Kadının bir süre delikten bakma ihtimalini göz önünde bulundurarak 2 dakika bekledim, sonra tin tin basamakları atlayıp çantamı kaptım ve yanıma koydum.

   5 dakika sonra yine kapı açıldı. Bu sefer kadın ve kocası çıktılar. Kadın fısıldayarak "Aaa bak çanta vardı şurda almışlar çantayı..." dedi.

   SALAK KAFAM! BU SEFER DE ÇANTAYI ALIP KEMANI BIRAKMIŞTIM!

   Kadın kendini resmen bir Agathe Christie romanının içinde hissediyor olmalıydı. Bi bakıyorsun kapının önünde sürekli ışığı yakan biri var, sonra bir bakıyorsun kimse yok çanta var, sonra yine bir bakıyorsun çanta da yok adam da yok. AYOL HIRSIZ MIDIR NEDİR CIK CIK CIK ALLAH KORUSUN?!
   Bir-iki olay yeri inceleme yaptı, birkaç cıkcıkladı -yine de beni görmedi- sonra da asansöre binip gitti. Ben de rahatladım.

   Gerçekten saat algılama gibi bir yeteneğim olduğu için -hiç saat takamadığımdan kaynaklanıyor. havanın durumuna, bulutluluk, denizellik, güneşin konumu, rüzgarın geliş yönü gibi etkenlere bakarak saati tahmin edebiliyorum artık jhdkj- büyük ihtimalle saat 16:35 olmuşken ben artık inanılmaz derecede tuvaleti gelmiş, taşta oturmaktan karnına ağrılar girmiş vaziyette olduğum yerde kıvranıyordum. Güneş de neredeyse tamamen battığı için önümdeki soruları göremez olmuştum ve beni oyalayacak hiçbir şey yoktu. Ben de kitabı kapatıp kafamı önüme koydum ve karanlıkta huzurla beklemeye başladım.

    "Millet evleniyor lan şimdi..." dedim kendi kendime. "OHA LAN BUGÜN LONDRA'DA HOBBİT FİLMİNE GALA YAPIYORLAR. Ulan Yıldız güya da gidecektin hayallerini kuruyordun...şimdi oyuncu yarin Elijah galada gülücükler atıyor zilli kızlara, sen de büyük ihtimalle ishal oldun tebrik ederim." Gerçekten kolpa bir hayatım vardı. Boşuna kolpalık tacım ve kolpaland'im yoktu.

   Sonrasında bir çift beni gördü, kime baktınız vs dedi oraları atlıyorum. Sonra kardeşim geldi, eve geçtik şimdi burdayım işte. 2012 yılının 12nci ayının 12nci günü işte böyle geçti. BURAYA BİR ALKIŞ.



   Bunun haricinde şu sıralar yıllık yazılarıyla boğuşuyorum. Gerçekten yazarlık yeteneğimin faydasını gördüm, çatur çutur yazıyorum mehehehe alnımın akıyla çıkıyorum. Valla  haa nasıl başlarsam başlayayım süper gidiyor, müthiş bitiyor. Bu konuda okulda en az sıkıntı çeken insan benim herhalde ama yine de çok sinir stres iş. Herkes YGS kaygısını bıraktı, yıllığı bitirme derdinde. Ben de şu zamana kadar çok güzel yazılar aldım, arkadaşlıklar ve anılar tazeledim, her yazıyı gözlerim dolarak okudum, güzel geçiyor yani.

   100 yıl sonra hala burada olursam, yine kapıda kalırsam ve hala 49 takipçim olursa yine bu konulu bir blog yazacağım söz veriyorum. :D

   Çok yorgunum, gözlerim kapanıyor, hepinizi öpüyorum. :-*

8 Aralık 2012 Cumartesi

kendine çıkmak kendine çatmak

   Akşamları çok yorgun ve yılgın olduğum için doğru düzgün ders çalışamıyorum. Mesela dün has güzel 4 tane tarih testi çözdükten sonra -hem de saat daha 7buçuktu ohohohoh- birden bütün konsantrasyonumu kaybettim. Oturup kalmışım böyle sonra bi baktım saat 9buçuk olmuş. Şoka girdim, gittim yattım sonra. Bir de cuma akşamı ya, insanın cuma akşamları tatil yapası geliyor.

   Yıllardır önemli bir sınav öncesi çalışırken de aynı şeyleri yaşadığım için hep sabahın 3-4ünde kalkar çalışırım. Çok da verimli geçer. Ev sessiz, dışarısı karanlık, böyle mis gibi bir ortam....Hep de yüksek alırım öyle çalıştığım sınavlardan. Çünkü çok verimli oluyor. Evet YGS de bir sınav. YGS'ye de sabahın köründe kalkıp çalışabilirdim belki, neden olmasın?

  Çok mantıklı bir fikir bulmuştum. Her sabah 4buçukta kalkacak, ne istiyorsam o konuda test çözecek ya da konu anlatımı çalışacak, sonra da okuluma gidecektim. Ha-ha çok güzel olacaktı.
   Bu amaçla ilk akşam alarmı malarmı her şeyi kurdum, yatağımın yanına koydum, büyük bir heyecanla uyudum.

  Sonra sabah saat tam 4buçukta alarm çaldı. Sabahın köründe zangırrrrr zunguurrrr çaldı. Ben ne yaptım? Alarmı kapattım, "Tamam şimdi çalışma vakti..." dedim, geri yattım. Uyandığımda saat 7 olmuştu.

   Ertesi gün alarmı alıp odanın yataktan en uzak köşesine koydum ki kalkıp yürümek zorunda kalayım, böylece uykum açılsın.. Saati gelince alarm tekrar çaldı; rüyamda çalan bir alarm duydum "Bu ne ya..." dedim sonra gözlerimi açtım.

   Sonra olaylar aynen şöyle gelişti; yataktan kalktım, odanın diğer ucuna yürüdüm, alarmı kapattım, gerisingeri döndüm ve yattım. Sabah uyandığımda saat tekrar 7  olmuştu.

  Tabii ben bunları yapıyorum ama uyanınca da "NEDEN YILDIZZ NEDENNNN" diye sinirden ağlıyorum. Halbuki bünyem buna alışık. Akşam erken yatar sabah erken kalkarım. Erken kalkar yol alırım, neden olmuyordu neden!

   Sonra o günün akşamı bu sefer alarma "Sakın kapatıp yatma." diye not düştüm, erteleme sistemini açtım, yatağın yanına koyup yattım.

   Saat 4buçukta alarm çaldı. Gözlerim yarı görür halde kalkıp ekrana baktım "Sakın kapatıp yatma....gerizekalı" yazıyor. Ardından "Evet....yatma....sakın...." deyip alarmı erteledim ve yattım.

   10 dakika sonra tekrar çaldı. Tekrar erteleye bastım.
   10 dakika sonra tekrar çaldı. Tekrarrrrrr erteleye bastım.
   10 dakika sonra tekrar çaldı. TEKRAR erteleye bastım. Ama bu sefer, alarm kapanmadı. Alarmı görseniz nasıl cırlıyor, "kalksana zilli kız beni burda bağırttırmasana gerizekalı," diyerekten. Ben de uyku sersemiyim gözlerim görmüyor, beynim uyuşmuş, basıyorum kapanmıyor, alarmın sesi berbat bir çığırtı.....o kafayla telefonun arkasını bir hışımla KOPARTTIM, bataryayı yere fırlatıp tekrar yattım.

   Sabah uyandığımda yine hüsran yine hüsran. Ama yılmadım. Dün akşam tekrar alarmı kurdum, bu sefer kalkacaktım lan.

   Alarm çaldı, kapattım. Sonra odaya annem girdi çıktı, ışıkları açtı, kardeşim geldi bir ara.....nedense onlar da kalkmış. "Haha bu sefer uyanacağım lan oley, uyandım işte hadi yıldız kalk bakalım...hopppp..." dedim. Bir zafer edasıyla kalktım, telefonu aldım. Saate bakıp gururla gülümseyecektim. "Beni yenemedin uyku!" diyecektim. Saate bir baktım....LAN SAAT OLMUŞ ALTI BUÇUK.


   Zaten 7de uyanıp buçukta da evden çıkıyorum ben. Altıbuçukta uyansam nolacak. OFFFFFFFF.
Sonra gittim banyo yaptım, geldim blog yazıyorum. Halbuki test çözebilirdim. Ama onun vakti geçti, 4buçukta olacak iş o.

   Belki de 4buçuk beynime çok erken geliyor. 5 yapsam acaba bir değişim olur mu? Haydi lütfen ya. Bu akşam tekrar deneyeceğim.


  Bu arada bu kısım başlığın "Kendine Çatmak" kısmıydı. "Kendine Çıkmak"sa tabii ki yine benim kolpalığımdan kaynaklanıyor.

  Malum yılbaşı yaklaşıyor, her yıl yaptığımız gibi bu yıl da sınıfça bir çekiliş yaptık. 8 tane kağıt yazdık -hoca da dahildi çekilişe- herkes bir tane çekecekti, biliyorsunuzdur çekiliş işleri nasıl yürüyor, niye anlatıyorum. :D Neyse ben çektim bir kağıt, gizli gizli açtım....bi baktım kağıtta bir Yıldız işareti var. '*' bunun gibi. "Bu yıldız işareti ben mi oluyorum?" dedim. "OOO KENDİNİ Mİ ÇEKTİN?" dediler, al baştan tekrar kağıtları kapayıp çektik.
  Bu sefer yine heyecanla açtım, yine YILDIZ. "Yine kendim haskjdhsjkdkjh" dedim, tekrar başa döndük.

  Bu sefer gözlerimi kapatıp çektim, YİNE KENDİM ÇIKTIM. Nadide en sonunda "YA YETERRR" dedi. "Tamam bak bu sefer hiçççççç bakmıyorum." dedim, inanmayacaksınız ama yine kendim çıktım. En sonunda Nadide benim adımı çıkardı, bana çektirdi, sonra adımı ekleyip diğerlerine çektirdi.

  Bu kadar da bahtsızlık olmaz arkadaş. Hobbit galasını da kazanamadım zaten. Hadi beni geçtim, kazanan türk yok. Madem şansımız yok ne diye umutlandırıyorsunuz çipler. Yeter.

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı