Ağaca tırmananlar

17 Şubat 2013 Pazar

sevgililer günü kalpkalpkalp

  Şimdi siz bu başlığı görünce diyeceksiniz "ağağağa adamın sevgilisi var, sevgililer gününü yazıyor ağağağa.." ama çoğunuz sevgilim olmadığı için bunun bir "sevgililer gününde sevgilisi olanları gözlemleyip-inceleyip-kıskanıp ağlayarak eve gelme" yazısı olduğunu bilecek fakat hiçbiriniz.......... hayatımda ilk defa bir yazı yazarken bu kadar çaresiz bu kadar aciz hissettiğimi bilemeyecek. Çünkü sevgiliyi geçtim dolmuşta bile olay olmadı lan vallahi yazacak iki cümlem yok konuyla ilgili ashgfas.
   Hani....hiçbir şey olmadı. Bana olmadı zaten onu geçtim, çevremde de bir şey görmedim. Sokakta gezen görmedim, gül dağıtan görmedim, elinde çiçek olan gız görmedim, okulda aşkını itiraf edenler görmedim hatta okulda her gün gördüğüm kıyılarda köşelerde fingirdeşen çiftleri bile görmedim. ( nadide ;););););) )  Sevgililer günü tada daaaaaa!

  Şu an gerçekten ne yazacağımı bilmiyorum o yüzden ilham gelsin diye bunu dinliyorum http://www.youtube.com/watch?v=qgtzVQMENJs ayyyyyyyyyy şarkı atacağıma babamın oynadığı coca cola reklamının videosunu mu atmışım tühhhhhhhhhhhhhhhhh elim kaymışşşşşşşşşşşşş ay babam mı oynuyormuş tühhhhhhhhhhhhhh bak babam oynuyormuş yeşil tişörtlü adammış hiç de haberim olmamış. jsahgdfkjsdgdfdghdjf.

 (Yalnız babam reklam çekimleri zamanında çok erkenden kalkıyordu sabah 4'te falan biz de annemle adam yoruluyor yazık diyorduk, meğer herifler bütün o yemekleri yiyip gelmişler ulan bilsem yönetmene ağlar masadaki lahana dolması rolünde bile oynardım.)


  Üzerine yazı yazacak bir şey bulamayışımın çaresizliğiyle bütün eski günlüklerimi ortaya döküp sevgililer günlerine baktım. Fakat sadece geçen yıl yazmak aklıma gelmiş, ondan öncekilerde hiçççççççbir şey yazmamışım. 7 tane defter var, bir tane sevgililer günü yazısı yok. Yok yani yazmamışım hacı yok. Beynim öyle bir günün varlığını kabul etmemiş.

  Sonra bu yazyı günlerce beklettim aklıma bir şey gelsin diye ama yine olmadı. Ayın 17si zaten aha 3 gün olmuş.

   Anlayacağınız bu yazı böyle güme gitti sizi eğlendiremiyorum, üzgünüm. Hadi hep birlikte bu yazıyı yazmaya cebelleşirken dinlediğim müziği dinleyelim. http://www.youtube.com/watch?v=PGN6Qzthl4E

 Öptüm bub.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tabii ki böyle boş bir yazı yazıp gidecek değilim bunu gururuma, yazarlığıma yediremem! Hayır! Bir şey oldurtacağız buraya.....OLACAK ARKADAŞ!

Şimdi sorunun köküne inelim... Neden bir yazı yazamıyorum? Yazacak bir olayım yok. Neden yazacak bir olayım yok? Sevgilim yok. Neden sevgilim yok? Ahan da buldum! NEDEN SEVGİLİM YOK? Tamam buldum yazıyorum. :D

        NASIL SEVGİLİSİZ OLUNUR: POTANSİYEL SEVGİLİ ADAYLARINIZI KENDİNİZDEN UZAK TUTMAK İÇİN YAPMANIZ GEREKENLER - SEVGİLİ SAHİBİ OLMAMANIZI SAĞLAYACAK 10 ALTIN KURAL

  •    kural 1: Hoşlandığınız ya da sizden hoşlandığına emin olduğunuz o malum erkeğin/kızın yanında erkek/kız kesin.

      Yıllardır bu işin erbabı bir insan olarak garanti verebilirim ki bu madde... işi kökten çözüyor. Hani bir kere bunu yapın öyyyyle bir sevgilisiz kalırsınız ki, sevgililer gününe 5 dakika kala gördüğünüz ilk kişiye "Lan çıkalım mı damsız kalmayalım ehe mehe..." demek durumunda kalırsınız.
      Ben belki de bugün kocam olabilecek bütün insanların yanında sümüğüme bile bakmayacak insanlar kestim kjdshjkf. Kesmek dediğim "Enee şu çocuk ne kadar tatlıymış vuu..." yani ama bu bile işi bitiriyor. Bu çok etkili ya valla.

  •  kural 2: Hoşlandığınız ya da sizden hoşlandığına emin olduğunuz o malum erkeğe/kıza "Sen benim hiç sahip olamadığım erkek/kız kardeşsin!"  deyin ve işe yaramazsa yanıma gelin size çeyrek altın takacağım düğün hediyesi olarak. 

     Birine böyle bir şey dedikten sonra adam/kadın haaaalaaa sizin peşinizdeyse eğer, ya apaçidir ya da umutsuz aşıktır yani ne diyeyim. Normal bir insanın böyle bir cümle karşısında biraları çekirdekleri kapıp "Sevdiğimmmm kız bana abiiiğğ dediğğğğ" şarkısı eşliğinde sahil turu yapması gerekir.
     Buradaki apaçilik şöyle; başta kanki-kardeşim ayağına yatıp çıkan insanlar var işte onlar apaçi oluyor. Ama istisnalar, gerçek aşklar olabilir onlara karışmıyorum.
    •   
  •  kural 3: Hoşlandığınız insana eskiden hoşlandığınız insanlardan ya da aşık olduğunuz yakışıklı/güzel ünlülerden bahsedin.

     
    Bunu biz isveçli bilimadamları olarak denedik, %100 başarı sağladık, kanseri de bu metodla yok edebilseydik bugün dünyada bir tane bile kanserli insan olmazdı o derece. Bakın aynen şöyle yapacaksınız.

      "YA BEN ELIJAH'A ÇOK AŞIĞIM YA OF ONUNLA CİDDİ CİDDİ EVLENME PLANLARI KURUYORUM ALLAHIM ÇOK AŞIĞIM LÜTFEN BİZİ BULUŞTUR GÖZÜM BAŞKA BİRİNİ GÖRMÜYOR."
      "Elijah kim ki?"
      "ELIJAH MI KİM??????? ÇOK ÜNLÜ BİRİ BAK HEMEN SANA OTOBİYOGRAFİSİNİ VE 100 TANE RESMİNİ İÇEREN BİR SLAYT GÖSTERİSİ ATAYIM VE ÖNÜMÜZDEKİ 3 SAAT BOYUNCA ONUNLA İLGİLİ KONUŞALIM."
      "Ya ben de tam çıkıyordum aslında..."
      "OLUR YA ÇIK SEN BEN YAZARIM SONRA TEKRAR GELDİĞİNDE OKUR CEVAP YAZARSIN YAZMAZSAN DA YİNE DE BEN ANLATIRIM SANA."
      "Peki..."
     MISSION COMPLETED. olacağı varsa da bitti artık.
  •  kural 4: Hoşlandığınız kız/erkek'le birlikte "kız/erkek" kesin.

     
    Şimdi bu kişi bir erkek olsun. Adı Ahmet olsun. Hah şimdi siz Ahmet'e deliiiilerrrrr gibi aşıksınız, bir gün nette konuşurken konu döndü dolandı Adriana Lima'ya geldi. Şimdi bu çocuğu hayatınızın sonuna kadar tamamen kaybetmek istiyorsanız aynen şu cümleyi kurun; "Ulan Adriana Lima taş gibi garı ha ben erkek olsam fiyuuuuuuuuuu."

     Bu noktadan sonra siz artık Ahmet'in hoşlandığı kız değil (belki hoşlanıyordu), Ahmet'in okeye dördüncüsü, fifa'ya eşi, counter'da rakip oyuncususunuz. Siz artık onun için bir Hasan'sınız yani bırakın artık, amacınıza ulaştınız asfhjglfd. Yani bir kız/erkek olarak yapmanız gereken "Ya yürü gitt onun neresi güzel götüme kaş göz çizsem daha güzel olur." demek. Ama son kısmı demeyin.

      Tabii eğer bu konuşma
      "Bak Megan Fox da güzel."
      "Yoo ben o kadar beğenmiyorum Megan Fox'u.."
      "Ama şimdi ben de kızım ikimiz de yanyana önünde dursak beni mi seçersin Megan Fox'u mu tabii ki Megan Fox'u seçeceksin, ben de şimdi ne kadar ergen olsa da sen mi Justin Bieber mı deseler Justin'i seçerim yani suratına bakmam jdshglksdf." ŞEKLİNDE İLERLERSE TEBRİKLER HAYATINIZIN GERİ KALANINI EVDE 50 TANE KEDİ BESLEYEREK, KAPINIZA GELEN TOPLARI ÜZERİNE OTURMAK SURETİYLE PATLATARAK GEÇİRECEKSİNİZ.
  •  kural 5: Hoşlandığınız kişiyle iş hiçbir yere gelmesin istiyorsanız nette 248374893743 saat konuşun ama gerçek hayatta suratına bile bakmayın.

     
    Gayet açık ve net bir kural. Nette her gün konuşacaksınız ama gerçek hayatta o yoğğğ onu tanımıyormuş gibi yapacaksınız. Tam tersi günlük hayattan tanışıyorsanız eğer, nette yazdıklarına kessssssssssssssssssinliklee 10dakikada bir cevap verin ya da 'tmm ttlmm ßßßßßßßß :)' lı ergen stili konuşun.

  •  kural 6: Hoşlandığınız kişiyle konuşurken sadece kendinizden bahsedin, bütün hayat hikayenizi anlatın, ASLA AMA ASLA ONUN NASIL OLDUĞUNU SORMAYIN. Ya da kendisiyle ilgili dediklerini "Aaa öyle mi. Neyse işte ben de dediğim gibi çok severim sakızlı dondurmayı..." diyerek yarıda kesin atın.

     
    Açıklama gereği bile duymuyorum bunu. :D Çok kesin ve net yani. :D


  •  kural 7: Hoşlandığınız/Sizden hoşlanan o kişiye "Ben sevgili olayını hiç doğru bulmuyorum şu an için yani gerek yok bence gereksiz, ben dersime çalışmak-arkadaşlarımla takılmak istiyorum assssssssslaaaaa o sorumluluk altına giremezdim." deyin. 
  •  kural 8: Hoşlandığınız/Sizden hoşlanan o kişiye  size çıkma teklifi etmiş önceki insanlara ne olduğunu açıklayın. 

    "Ay gerizekalı ya bana geldi 'senden hoşlanıyorum benimle çıkar mısın' dedi sen kimsin ben senin DNA yapındaki o adenin nükleotitinle bile çıkmam AGAHAHAHAHAYYYYYYYYYYYYTHTTTTTTTTTTTTTT . Çok salaktı ya gerizekalı şimdi bir daha suratıma bile bakamayacak, bakamasın zaten utanmaz sapık."

     
  •  kural 9: Hoşlandığınız/Sizden hoşlanan o kişiye ondan çıkma teklifi beklediğinizi AÇIKÇA gösteren milyonlarca gönderme yapın. 

     Siz ona "hadi da çıkma teklifi et" dedikçe o kaçacak sizden. Bir kız olarak erkeklerin beyni nasıl işliyor anlayamıyorum ama belki de "bu kız cepte tamam" diye düşünüyorlar yani birine sormak lazım. Ya da artık olayın bir mistikliği kalmıyor ne bileyim. Ama deneyin oluyor yani.


     Ya da aynı şekilde bu insana "sevgililer gününde ne kadar da yalnız olduğunuz"la ilgili ağlamaya sevgililer gününün gelmesine daha 1 ay varken başlarsanız da aynı etkiyi uyandırıyor. Çünkü o kadar aciz ve "hadi da çıkalım" cı oluyorsunuz ki, adam soğuyor. Yani o noktadan sonra gider karşı komşunun kendinden 6 yaş büyük kızına bile çıkma teklifi eder ama size asla.
  •  kural 10:  Bu madde kızlar için geliyor; Kendinize asla özen göstermeyin, lan-bok-göt lü konuşun, hoşlandığınız kişinin hep öncesinde de dediğim gibi fifa-pes arkadaşı gibi derdini dinleyen-kızlar hakkında taktikler veren-kız tavlamasına yardımcı olan bir arkadaşı olun. Onun sevdiği şeyleri sevin. Asla kızlaraözgü tribiniz olmasın. Hiç süs püs yapmayın ve bunu açıkça belirtin. 

      Erkekler ne kadar "biz işte böyle kızlar istiyoruz" deseler de çıktıkları kızlara bakın; aslında 'gız' istiyorlar. Trip atacak, iki saat makyaj yaparken bekletip kafayı tırlattıracak,  "fifa ne ya aç şurdan benim dizim başladı" diyecek, taaamaaameeen zıt kişilikli insan istiyorlar. Çünkü öteki türlü siz onun belki en yakın arkadaşı oluyorsunuz, onunla günde 50 saat konuşuyorsunuz ama o sizi artık bir noktadan sonra çıkılacak kişi görmüyor. Olayın bir mistikliği kalmıyor, baştan belli eğer çıkarsanız ne olacağı ve eğer bu çıkma meselesi yüzünden aranız bozulursa o kişi mükemmel bir arkadaşı kaybedecek. 
      İşte sevgilisiz kalmanın en altın kuralı böyle olmaktır.


    Tebrik ederim artık bir sevgiliniz yok. :D
    NOT: BURADA YAZILANLAR HAYATINDA BU KONULARA DAİR TEK BİR TECRÜBESİ BİLE OLMAYAN BİR İNSAN TARAFINDAN YAZILMIŞTIR. BUNLARI UYGULAYIP DA İSTEDİĞİNİZ YANITI .... bi saniye ya insanlar niye sevgilisiz olmak için uğraşsın jkshfkjs tamam devam edin doçentim ben bu konuda mastırım var valla bak.

8 Şubat 2013 Cuma

Game of Magnums

  "Ahhhh eski savaşlar....çok güzel günlerdi....ahhh yine o meydanlarda olmak için nelerimi vermezdim bee....dur bakiyim....hmmm hatırladım....bir kurşun kafamın tam yanından sekip yere fılamıştı fiyuvvvv..." dedi 70 yaşındaki Yıldız korku içindeki küçük sarışın maviş torunlarına. Aralarından yalnız bir tanesi onun gençliğindeki gibi koyu kestane saçlı ve ela gözlüydü. "Peki sonra noldu babanne?"
   "Sonra mı? Ne sonrası? Açıl bakiyim doktorlar dizim var benim.. Num num...ağzım kurudu...GELİNNNNNNNNNNN GİMME SOME WATER GIZIM!"

   Her şey o lanetli yılda başladı. Du bakiyim....sene 2013 olsa gerek. Ooooo....O zamanlar kış senelerce, seneeeelerrrrce sürerdi. Siz tabi yaz çocuğusunuz ey gidi nereden bileceksiniz? Sizin o kar dediğiniz benim bahsettiğimin yanında ancak kardanadamın kar başındaki kar kepek olur. Nah basketbol topu büyüklüğünde inerdi gökten her bir kar tanesi...
   Neyse, hikayemiz başladığında, yani siz daha babalarınızın portakal suyunda yüzerken (BU CÜMLEYİ BANA OKULDAKİ  BİR MATEMATİK ÖĞRETMENİ KURDU. BANA BAKTI, SONRA "SEN BABANIN PORTAKAL SUYUNDA YÜZERKEN BEN ANKARA'DA FİLM İZLİYORDUM." DEDİ. HAYATIMIN ŞOKUNU YAŞADIM, HALA ÇIKAMADIM. O GÜN BENİM İÇİN HER ŞEY 'UZAY ZAMAN PORTAKAL VİTAMİN' OLDU ARTIK O ESKİ BEN YOK.)  ben işte o lanetli yılın şubat ayında Güney'li kuzenim (Samsunlu kldhfjd) Ayşegül'le dışarıda geziniyordum. Lanetli yıl diyorum çünkü Şubat'ın şubruplarında olmamıza rağmen gökyüzünde tek bir bulut, yeryüzünde tek bir rüzgar yok idi. Güneş parıldıyordu, ortada ne kar vardı ne tar! Çapraka tulu muru naka ri miki oh. İşte bu Kuzey dilinde "Şubatta giymezsen don, sonra götün donar al sana on." demek. Eh eh eh.

   Nerede kalmıştım? Hah. Ben kuzenim Ayşegül'le dışarıda geziniyordum. Yanımızda azıcık o dişkıran madenden (bkz: para) vardı. Eh biz de dedik ki bu taş birilerinin dişini kırsın, insanlığa bir hayrımız dokunsun!
  İşte tam o uğursuz vakitte Ayşegül o uğursuz cümleyi kurdu;
  "Yıldız....dondurma yiyelim mi?"
   DIRRIRIRIRIRIRNNNNNDIRIRIRIRIRIRIRIRIRRNNNNNN (lütfen linke tıklayın ve 5 saniye bekleyin ne demek istediğimi anlayacaksınız.)

  "AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHH" diye cırladı çocuklar. (Açıkçası bu linke tıklamanıza gerek yok ama merak kediyi öldürmez bence...)
 Çok sayıdaki torunlardan o Yıldız'a benzeyen sordu... "Babbannnnee....dondurma nedir???"

  "SUS ONUN AĞZINI ADINA ALMA!."
  O uğursuz lanet körolasıca gün!
  Bilmiyorum çocüğüm. Biz kuzeyliler için her yer buzdur zaten....ama o hin güneyliler yok mu....ah o hin güneyliler....Güneydeki güneşin kalorifer dairesini cehennem zebanileri yakar derler. Nah şu şöminedeki ateşi gördün mü? Onun 7 katının 77 katından daha sıcakmış. Bu yüzden kuzeyle güneyin sınırındaki buzlar erimiş ve alevli suları oluşturmuş. Bu yüzden de kuzeye kaçamayan oradaki insanlar serinlemek için bu gavuricatlarına başvurmuşlar. İşte bu dondurma da öyle bir şey. Ağzını serinletiyor. Kar yalamak gibi. Ama tabii eğer benim zamanımdaki karı yalayacak kadar aptal olsaydın, şu an seninle değil üzerinde iskeletin bulunan o kar kütlesiyle konuşuyor olurdum.

  (Bu noktada size torunun yüzünün nasıl göründüğünü betimlememe gerek yok.)

  Sonra ben o ne üdüğü belirsiz mereti yedim. Çok da lezzetliydi haaa. Ama işte dediğim gibi şubatta giymezsen don götün olur don... Benim de ağzımda don yoktu ya, o dondurmayı yiyip de dışarı çıkınca......birden.....YERRLERRRRR GÖKLERRRRRRRR SALLANDIIII ALLAH YARABİİİİİ!!! Önce "PAT" diye bir kere vurdu. Sonra "PAT'" tekrar vurdu. Sonra bir "PAT" daha....ve o göründü.....Rüzgar Adam....

  İşte kaçmalıydı kovalamalıydı aşk aksiyon savaş barış falan felan şu yazıda belki de sıkıcı olmayacak tek sahneler derken....gözümü bir açtım evde yatıyorum. Kafamı kıpırdatmaya çalıştım, boynuma bıççççakkklarrr saplandı. Nasssılll bir ağrı, nassssıl bir ağrı! Ama beterin beteri varmış, bu sefer yutkunayım dedim ALLAHIM AL BENİ YANINA HAO NEDİR O NEYİN AĞRISIDIR! Meğersem Ramazan gelmiş, benim boğaz davulcu olmuş gümbedegümdür gümbedegümdür mahalleyi geziyor! İki de para gördü, elini sıcak sudan soğuk suya tutmaz oldu. İndir benim tükürüğü aşşağı diyorum yok neymiş boğazdan geçiş parası alacakmış.....dayısınınoğullarıgil öyle yapıyormuş Paralı Geçiş Sistemi kurmuşlar BOĞAZ KÖPRÜSÜ'NE. Dedim Allah seni çöteretmesin yattım aşşa.

  Sonra ben yine acılar içinde kıvranırken, böyle götü kalmış havalanmış da şişşmişş de şişşşmiş boğazlarımın boynuma savaş ilan ettiği o masaj ovasında (çok ihtiyacım vardı bir tanesine) elimde kılıç dövüşürken, içeri beyaz atıyla kardeşim daldı. "Sana da Magnum aldık, dolapta..." dedi.

  Magnum.....
  Ahhh Magnum.....
  O zamanlar körpecik, çıtır bir genç kızdım tabii; ehhh her genç kızın hayali de Amiral Magnum'dur. Adının öyle olduğuna bakıp da asker sanmayın aslında kendisi Serdar Ortaç'ın backvokali. Serdar Ortaç'ı tabii ki tanıyorsunuz, anlatmıyorum. Ama ondaki endam....ondaki ses....ondaki çatırdama....adam resmen bir içim GÜNEYLİ çikolataydı beah! Ve oradaydı, benim buzluğumda....çünkü o da aslında özünde gerçek bir Kuzeyli idi.

  Ama ne kadar hastaydım...ne kadar güçsüzdüm....Ve de o vatan haini isyancı bademcik birliklerine gidip Xena Yıldız'ın kim olduğunu göstermeliydim! Bu yüzden, yatakta kaldım. Lakin, Magnum'un düşüncesi beni yiyip bitiriyordu... Artık hayata tutunacak bir sebebim vardı ve ben de bu sebeple savaştım, savaşı kazandım!

  Ertesi gün çok daha iyiydim. Hatta neredeyse eskiden olduğumdan da iyiydim. Fakat hiçbir şey hatırlamıyordum. Bir boşluk vardı.....sanki yapmam gereken bir şey vardı....MAGNUM! MAGNUMU ALMALIYDIM!

  Buzluğa kadar bir maratoncu edasıyla koştum ve....içeri baktığımda....gitmişti. Yoktu... Sonra kardeşimin odasına koştum....ve magnumun içi boş kıyafetlerini kardeşimin masasında gördüm....hayvan onu yemişti!

   Aa evet bu küçük detayı atladım. Magnum.....o bir....DONDURMA...
  DIRRRRRRRRRRRIIRIRINNNNNNNNNNNN DIDIDIDIDIIRRIRINRNNNNNNN

  İşte o an hayatımın çirkefliğini yaşadım, yaşattım. Ya ev başımıza yıkıldı, ya da ben King Kong'a dönüşüp evi çökerttim. İkincisi. Sonra da kardeşimi elime alıp bir caminin minaresine çıktım ve minareden at beni git aşşağa tut beni edasıyla fırlatıp "İKİ TANE ALACAKSIN O MAGNUMDAN İKİSİNİ DE BEN YİYECEM LAN!" diye bağırdım. Ama sonra üzüldüm ve o dünyamızın atmosferine doğru süzülürken "KENDİNLE ANNEME DE AL FELIX!" diye cırladım arkasından.

  Eh sonrası pek önemli değil. Aldı, yedim. Sonra farkettim ki bunda tanıdık bir tat var.....dondurma! Ah işte gavuricadı diyoruz da boşuna demiyoruz, bunun başıma bir gavuricadı açacağı belliydi. Vücudumda garip şeyler olmaya başladı, bir baktım ayaklarım kendi kendine yürüyor, kollarım kendi kendine dolabı açıyor ve ikinci Magnum dolaptan çıkıyor....."Ooooo hayırrrr hayır hayır hayır o kardeşimin yiyemem!" dedim. Ağzım kendi kendine konuştu "Ama o senin dondurmanı yemişti."
   "EVET BEN DE KIYAMETİ KOPARDIM ŞİMDİ AYNI ŞEYİ YAPARSAM BU BENİ....BİR KATİL YAPAR?" Sonra ellerim paketi açı, magnumu ağzıma doğru getirmeye başladı ve uyandığımda o magnumu çoktaaaan yemiştim....Sarhoştum....hatırlamıyordum....

  O günden sonra bir daha vücudumun beni ele geçirmesine izin vermeyecektim! Yumruğumu havaya kaldırarak yemin ettim....ama yumruk yaptığım elimde bir şey vardı....bir MAGNUM ÇÖPÜ. DOLABA KOŞTUM.....ANNEMİN DONDURMASINI DA YEMİŞTİM!!!!!!!!!!!! OOOOOOOOOO YOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO!


  Aslında hiç de böyle olmadı. İlk magnumu yedikten sonra sakince içeri gittim, dolabı açtım, ikinciyi aldım ve yedim. Sonra üçüncüyü aldım. Orada kendime hiç vicdan konuşmalarıydı ben bu yaptığıma kıyamet kopardım şimdi nasıl yaparımdı vesaire olmadı yani....işte ben böyleyim kldjfgld.

  Ama bu yine de yeterli gelmedi. Dünyadaki tüm dondurmaları yemeliydim! Hemen gidip planlar kurmaya başladım....tam magnumu alacakken, o güzel çıtır çikolatasını yiyecekken mutfaktan gelen o ses....yıkıldı dünyam.... "BENİM DONDURMAMI KİM YEDİ LAN?!" Bu annemdi.
  Ben King Kong olmuştum ama o Godzilla oldu. Bir titanic büyüklüğündeki ayağını kafamın üstüne doğru kaldırdı ve "GİT İKİ TANE AL ŞİMDİ İKİSİ DE BENİM!" dedi. Ben de "Niyeymişş iki tane öyle saçma şey mi olur kim koyuyor bu kuralları hem ben hastayım öhhhöö öhhhö gideyim yatayım?!" diye itiraz ettim. Sonra kadın şoka girdi. Daha bugün evi başımıza yıkan sen değil miydin, dedi. "O 3 gün önceydi ben 3 gün süre verdim o dondurmaya hemen yemedim..." dedim "3 SAATTTTTİ OOOOOOOOOOOOO!" diyerek beni uzaya uçurdu. ( Böyle bir konuşma gerçekten aramızda geçti. Belirsiz sebeplerden ötürü GERÇEKTEN GERÇEK ANLAMDA 3 gün geçtiğini düşündüm ve CİDDİYİM.)

  O esnada kapı çaldı babam elinde dondurmalarla içeri girdi. Sonra ben de farkettim ki 3 dondurma yemek  boğazlarımı mutlu etmemiş, şimdi öksürmekten pelte oldum ama yine de mutluyum olsun yea.


  İşte bu nasıl 3 magnum yediğimin dünyada görüp görebileceğiniz en abartılı anlatış biçimiydi. Bence bir nobel, guinnes rekoru ya da çakma oscar kazandım. Hani şu üstünde YILIN EN İYİ.... yazanından. Bence hakettim.

5 Şubat 2013 Salı

17.5 yaş sendromu

   Doğumgünümün ne kadar geç bir vakitte olduğuyla ilgili o kadar çok söylendim ki, artık bunu bilmeyen kalmadı, eminim. Evet arkadan "YİNE Mİ BU MESELE!" diye bir çığlık yükseldi, duyyydummmm.
 
   Arkadaşları Nisan ayından itibaren patır kütür 18ine girecek ve hemen vekaletnamesiz Batum'a gidebilecek bir insan olarak belki "pff ya ben niye grmiyrm off anne dha erkn dgrsaydn bni" demem gerekirdi ancak....gerçek şu ki 18 yaşına girecek olma gerçeği beni korkutuyor. Hem de çok korkutuyor. Mideme kramplar giriyor, içime öküz oturuyor. Yüzleşmek istemiyorum. YGS ile de yüzleşmek istemiyorum.

   Bir kere 18 yaşıma girdiğim zaman eve gelen misafirlerden kaçıp odama saklanamayacağım. Çünkü o zaman kimse "Çocuğu rahat bırakın ya.." demeyecek. Aksine herkes "Sultan'ın bi kızı var ayy birr suratsızz bir domuşukkk iki dakika yanımızda oturmadı vallahi, bir de üniversiteye gidiyor ha...evde kalır bu kız ayıppp cık cık cık annesi hiç mi terbiye verememiş." diyecekler. :D :D

  Olay tamamen "çocukluk" benim için aslında. Çoğu yaşıtımda-hatta benden küçük sübü sübyanlarda hatta ve hatta aslında dünyadaki tüm kız nüfusunda bir büyüme hevesi var. Bunun ilk dışavurumu da topuklu giymek oluyor. Ama ben.....çocuk olmak istiyorum.

  İlginç bir şekilde sanki 18'ime girersem üzerime çok büyük bir yük yüklenecekmiş gibi geliyor. Ki öyle de olacak. Artık kimsenin manda ve himayesinde olmayacağım (aslında bizim ailede reşit yaşı 30 da bakmayın işte) koca dünyada yalnız bir birey olacağım. Ama yaaa ben şu anki halimle, yani sabah kalkıp çizgifilm kuşağı izleyen, yasal olarak çocuk sayılan ve bu yüzden sürekli vekaletname alması gereken halimle çok mutluyum. Eninde sonunda büyüyeceğimizi biliyorum ve bu yüzden çocuk olmanın tadını sonuna kadar almak istiyorum.

  18 olduğum zaman kessssssssssssinlikle bir gelecek kaygısı yaşamaya başlayacağım. "Ulan geldim kaç yaşıma hiçbir başarım yok. Elin 4 yaşındaki çocuğu bateri çalıyor tüm türkiye tarafından tanınıyor ben napıyorum yaaa ben napıyorum burda yaa offff bana nolacak nasıl olacak çok geç kaldım bence artık her şey için gideyim bir mezar açtırayım orada yatıp ölmeyi bekleyeyim." diyeceğim. Evet.

   Ama eninde sonunda bu gerçekleşecek, düşündüğümün aksine belki de hayatımın en güzel zamanları olacak. Sonra gözümü bi açacağım 26 yaşında olmuşum. Ondan sonrası "Abovvvv." işte....

  Bana bir seçme hakkı verseler tekrar tam 15 yaşıma dönmek isterdim. 15 yaş benim için harika bir yaştı. Hayatımın en büyük başarılarını gerçekleştirmiştim. İngiltereye gittim, kitap yazdım, okuldaki müzik etkinliğinde kemancılık yaptım(çok imkansız bir durumdu nasıl gerçekleşti nasıl), olimpiyatlarda çalıştım....bir kere 15 yaşıma elijahtan doğum günü mesajı alarak girdim ben la siz kimsiniz djfgdsfj. 15 olmak istiyorum ben 17 çok büyük, hele 18 olunca bunun yükünü kaldıramam.

  Şu an itibariyle tamı tamına 17 yıl 5 ay ve 12 gün'dür bu dünyada yaşıyorum. Valla helal olsun nasıl hayatta kalmışım, uzun bir süre bence. :D Offff büyümeme az kaldı ya.. İstemiyorum... İSTEMİYORUMMMMMMMMMMMMMMMM.

 

4 Şubat 2013 Pazartesi

here comes the bride

   Eteklerimi tutarak okul koridorunda koşuştururken birden durdum ve "Semanur bi baksanaaaaaa!..." diye cırladım. Benden daha önde giden Semanur durdu.
   "Noldu bacım?"
   "Ya...sence garip mi...gelinliğin altına bunları giymem?" diye sordum sol ayağımdaki kısa siyah postalı ve sağ ayağımdaki uzun beyaz çizmeyi göstererek.
   "Ne? Yoo bence gayet güzel oldu hadi çabuk ol!" dedi Semanur ve koridorda daha da hızlı koşmaya başladı. Ben de hızımı arttırdım.
    Boş koridorlardan haldur huldur geçerek ilerliyorduk. Aslında Semanur ilerliyordu, ben üzerimdeki tonlarca tır ağırlığındaki gelinlikle, koşmaya çalışan bir buzdolabı gibi görünüyordum.
   Okul kupalarının sıra sıra dizildiği aynalı cam kabinlerin yanından geçerken yavaşladım ve yansımama baktım. Vuv cüzeldim. Kendime gülümsedim ama sonra kaşlarım çatıldı.  Gelinliğimin eteğini kaldırıp tekrar ayaklarıma baktım.
   "Ama bence en azından çizmeyi kırarak postalın boyutuna getireyim ha... Böyle çok salak görünüyor..." dedim ve çizmeye asıldım.
    Semanur da durup geri döndü. "Aa evet böyle tam oldu. Ayyyyy damatla çok uyumlu olacaksın gızzzz....ama ona da mı siyah-beyaz giydirsek acaba? Ya da keşke beyaz damatlık mı alsaydık da ayakkabıları siyah olsaydı? Onlar geçmiş midir o tarafa? Ayy kankim ya evleniyorsun kızım çok heyecanlıyım hadi acele etttt!"
   "Ha evet o mesele..." Tekrar koşmaya başladık. "..şey...hah...ay nefes nefese kaldım....Semanur...Tam olarak kimle evleniyorum acaba?"
   Semanur birden poker face bir suratla arkasını döndü. Sonra enteresan bir şekilde kahkahalara gömüldü. "HAHAHAHA AY Yıldız alemsin yaa...Allah'ım güldürdü beni şaşkoloz...Hadi koşş!"
   "Ya koşuyorum koşuyorum da nereye gidiyoruz ki?"
   "A bloğa gidiyoruz."
   "A blok mu? Okulun A bloğu mu var?"
   Semanur yine bir kahkaha attı. "Tamam yeter bu kadar şaka ha az ciddi ol gızım. Hiç stresli değilsin bakıyorum. Aslında var ya mezuniyet gününde evleniyorsun diye aşşşırı panik olacağını düşünüyordum ama benden sakinsin vallahi.
   "Mezuniyet?!"
    Sonunda okul kapısından bahçeye çıktık. Bahçe kırmızı-beyaz balon ve süsleme kümeleriyle adeta bir BurgerKing çocuk top havuzu gibiydi. Her yerde bayraklar, balonlar, şeritler ve ben ortalarından geçerken alkışlayarak kızıldeniz gibi ikiye yarılan tanıdığım bir yığın kepli cübbeli öğrenci vardı. Okul arkadaşlarımdı bunlar..
    Herkes gülüyor, sesli biçimde sohbet ediyor ve arkadan çalan müzikle dans ediyordu. Kalabalıktan tek tük "Aaaa ne güzel olmuşşş bizim oğlan çok şanslı ha." sesleri geliyordu ve arada birkaç kişi de konuşmak için yanıma koşuşuyordu fakat anında gelini koruma görevini üstlenmiş, boyu belime gelen amerikan güreşçisi Semanur'un gazabına uğruyorlardı.
   Merdivenlerden indik ve A bloğun içine girdik.
   "Burası çok tanıdık..." dedim gitmeye devam ederken.
   "Evet B bloga geçmeden önce burada okuyordun, ondan olmasın?" dedi Semanur gülerek.
   "Hayır öyle değil....Bahçe de çok farklıydı..."
   "Eee her okul aynı anda mezuniyet ve düğün düzenlemez, seninkiler her şeyi özene bezene yaptı."
   "Benimkiler? SINIFIM...Onlar nerde? Sude, Aziz, Nadide, Sonay, Aleyna?"
   "Nadide-Sonay-Aleyna bahçedeki gelin masası-pasta vs. ile ilgileniyor, Sude ile Aziz damadın yanındaydı sanırım......şimdi sana Züleyhanın göz kalemini bulmamız lazım..."
   "Züleyha mı? Göz kalemi mi?" Yine kupalarla dolu bir yerden yüzüme baktım. "LAN HİÇ MAKYAJ YOK SURATIMDA! HADİ KOŞ AZ KALDI!"

   Az önce bir şeyden haberi olmayan ben şimdi düğün için telaş ediyordum...Allah aşkına noluyordu burada?
   Sayısız merdivenden çıkıp-inip koridorlardan saparak sonunda striptiz klüplerine benzeyen böyle kırmızı ışıklı-yoğun sisli garip bir ortama geldik. "Burası ne be böyle?" dedim. Bir çeşit tuvalete gelmiş olmalıydık. Her yerde duşlar ve musluklar vardı.
  Semanur lavoboların üstünde duran bir sürü sahipsiz makyaj çantasından biri eline aldı ve az karıştırdıktan sonra "Hah işte buldum!" diyerek çıkardığı eye-linerı sağ gözüme sürmeye başladı.
  "Bugün tatilmiş anne." dedim birden.
  "Ne?!" dedi Semanur. "Ne tatilmiş?" Ve sol gözüme sürmeye geçti. Ama ortam çok loş-buharlıydı ve de bir eyelinerı asla ikinci göze düzgün süremezsiniz. Yani Semanur yanlışlıkla kalemi kaydırdı veeee yüzüme gözüme bulaştırdı, diyorum.
  "AAA KAYDI!"
  "Dur ben yaparım..." dedim ve aynaya koştum. Sol gözümün üstünü silerken birden gözüm kaybolmaya başladı....gözümü siliyordum....gözüm yok olmuştu...GÖZ YOK OLMUŞTU!
   "Kahretsin!" dedim Semanura bakıp. "Gözümü sildim Semanur!" Garip bir şekilde bu durum bana garip gelmiyordu. Meh işte biz insanlar her gün gözümüzü sileriz.

  İçimden bir ses "Kuaföre gitsenize salaklar!" dedi. "Evet... niye kuaföre gitmiyoruz..." dedim. Semanur da "İYİ FİKİR, KOŞ." dedi ve tekrar bahçeye çıktık. İçimdeki o ses bu sefer "LAN?! İlkokul mu burası?" dedi ve gözlerim....pardon GÖZÜM faltaşı gibi açıldı. Bİ SANİYE YA BENİM AZ ÖNCE GÖZÜM YOK OLDU NAPIYORUZ BİZ NEREYE KOŞUYORUZ? NERDEYİM BEN? İlkokul binamdaydım...üstümde gelinlik vardı...koşuyordum...damat karşıdan göründü....bana sırtı dönüktü.....yanındakiler onu dürttü ve dönmeye başladı....dönüyordu....damadı görecektim.... ve birden içimdeki ses  "Siz gidin ben evde duracağım." dedi.

   Ve uyandım.
   Evet, işte burdayım, saat 14:16, gözümde gözlük başımda havlu yatağımda oturur vaziyette bunu sizlere yazarken bir yandan da kardeşimin bana getirdiği sürpriz döneri yiyorum. Sürpriz dönerler güzeldir. Soğumuş ama olsun halimden gayet memnunum.

   Bu rüyayla ilgili ilginç olan şey, bunun tam olarak hatırlayamadığım bir başının olması. Mesela koşma sahnelerinden çoook önce bir çeşit bilgisayar oyununun içinde görevler yaptığımı hatırlıyorum. (Kendimi oyunların içinde çok görüyorum bu yıl.) Sonra meçhul damatla konuştuğum, onun elimi tuttuğu falan yani kimle evlendiğimi bildiğim ve onu çok çok çok sevdiğim için mutlu olduğum bölümler de var. Hatta gelinlikle derse girdiğim bir bölüm bile var.
   Sanırım sonkısımlarda bilincim yavaş yavaş yerine gelmeye başladığı için bir bocalama yaşadım ve rüyayı sorguladım. Çünkü annemler birine kahvaltıya gidecekleri için ayaklanmıştı ve çok gürültü yapıyorlardı. Hatta bir ara annemin "Yıldız dershane yok mu?" sorusunu "Bugün tatilmiş." diye cevaplayıp rüyaya geri döndüm. Evet o yüzden o gelinlikli koşuşturmanın ortasında birden "Bugün tatilmiş anne." diye cırladım. Sonra "Sen gelmiyor musun o zaman kahvaltıya bizimle?" dedi. Gözlerimi açıp "Siz gidin ya ben evde duracağım." dedim ve böylece uyanmış oldum.
 
   Her şekilde çok garip,komik ve uzun bir rüyaydı ve de gelinliğim güzeldi be. Güzel bir gelindim. :D

  Ayrıca mezuniyette evlenmek bence ygs vicdanımla, yaklaşan sevgililer gününün bilinçaltımda bir karmaşaya girerek verdiği ürün. Güzel fikir yine de. Belki rüyam çıkar, hazirana kadar birini bulup evlenirim okulda kjashdkjf.

   Umarım eğlenmişsinizdir, keşke bu rüyayı görüntülü halde gösterebilseydim ama inşallah 20 yıl sonra icat edecekler bunu. Dönerimi yiyeceğim öptüm bub. :D











Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı