Ağaca tırmananlar

18 Mayıs 2013 Cumartesi

21 Yaşındaki Yıldız'a Bir Mektup

  Sevgili Yıldız,
  Bugün Mayıs'ın 18'i, 2013 yılındayız. Saat 17:38. Güzel, güneşli bir gün ama sen dışarı çıkmak yerine üşengeçlikten tüm gün evde pinekledin, dün öğle vakti yıkanma kararı aldın ama hala yıkanmadın ve diyeti bozdun. Bu yüzden sana söyleyecek iki çift lafım var.
  Helal osssunnn. :D Ayrıca bu akşam eurovision var. Kazananın kim olduğunu bildiğini biliyorum, bu yüzden bilememezliğin bana bu akşam vereceği büyük eğlenceyi kaçırdın ha-ha. Eğer geçmişe telefon etme gibi bir şey icat edildiyse bence gıcıklığına arayıp söyleyebilirsin. Hadi hadi, hala sarıyor filmlerin kitapların sonlarını söylemek ;););).
  Az önce Bertie'yi izledim. 20 yaşındaki haline bir video çekmiş, çok güzeldi, epey etkilendim. Sonra ben de yapayım böyle bir şey dedim ama hala yıkanmadığın için pis pis video çekemezdim bu yüzden buraya yazmaya geldim jsagdshdj. Ve bu yazıyı, 20 yaş bana epey yakın olduğu için ( o.o) ayrıca 20'den ziyade 21 daha bir dönüm noktası olduğu için (eskiden reşit yaşı 21di.) 21 yaşındaki halime, yani sana ithaf etmek istedim. Merhaba. Umarım şu an saçın saçma bir renge boyalı değildir.

  Öncelikle sağlığının yerinde olduğunu umuyorum. Dişlerinde tel varsa sorun değil, 15 yaşındaki Yıldız'la da konuşma şansım olsaydı gider "eğer şimdi babanı dinlemezsen 21 yaşında hala tel takıyor olacaksın gerizekalı" der dönerdim ama kısmet değilmiş, kısmet. :D

  Ayrıca umarım şu an halinden mutlusundur, yani genel anlamda da mutlusundur. Çünkü şu an 18 yaş bile bana çok zor, çok yaşlı görünüyor ve 21 yaşına gelip sen olduğumda artık yaşlı bir insan olmuş olacağım. Artık çocuk olmamak nasıl bir his? Hoş şu an bile kırışıklılarım var, bence krem kullanmanın zamanı geldi Yıldız.
  Eğer üstteki cümlem seni mutsuz ettiyse, bence yine de üzülme çünkü şu an 17 yaşındaki halinle konuşuyorsun. Ben tam bu cümleleri yazarken, tam şu an, nasıl hissediyor olabileceğimi hatırlamaya çalış. Bu yaşımı hatırlamaya çalış. Nasılım biliyor musun? Mutluyum. Ama hatırlamıyorsan da anlarım çünkü ben 17yim 16yı hatırlamıyorum ve bu kötü bir şey ha. Biten bir yaşı çöpe atmak zorunda değilsin, onu beyninde bir köşeye koyabilirsin. Biraz yer aç orda ya, çok gereksiz bilgiler, imgeler, idealar var. Mesela neden "süt sağmak" eyleminin almancasını biliyorsun, NEDEEEEN, bunu hiç anlamayacağım. Eğer ne demek istediğimi anlamadıysan, beynin almancacı Erdinç Hoca toksinlerinden arınmış, hadi yine iyisin. ;););)

  Umarım sevdiğin ve epey de paralı bir işin vardır. Hangi iş vallahi çok merak ediyorum. Çünkü şu an kafam çok fazla şeyle dolu ve yazar oldun mu olamadın mı, şarkıcı mısın, oyuncu musun, astronot musun ya da yoksa şiddetle istemediğin halde öğretmen mi oldun, bilmiyorum.
  Ama inşallah sen ne olduğunu, ne olacağını ve nasıl devam edeceğini biliyorsundur, başarıdan başarıya koşuyorsundur ve hala hayal kuruyorsundur. Yeteneklerini en iyi şekilde değerlendir, yeni yetenekler edin, sanattan sakın kopma ve keşfetmeyi unutma. Dünyayı gez bence, paran yok mu? Neyse bu benim derdim değil senin dersin dfgdjsgdhs.
  Ama en önemlisi, umarım eğleniyorsundur. Çünkü 56 yaşındaki Yıldız'la konuştuğumda "Güzel bir hayat yaşadım...." cümlesini duymak isterim.
  Üni nasıl bu arada ya? Çok güzelse 1 yıl sınıfta kalabilirsin, benden sana bir tavsiye.

  Üni demişken, şu an Boğaziçi hayali kurduğunu biliyor musun? İbret mi aldın yoksa? :D Eğer orayı kazanamadıysan bile şu an ben seninle gurur duyuyorum, bunu bil. Azcık daha çalışsaydın ölmezdin hatta keşke şunu yazacağına azcık ders çalışsaydın zamanında ama olsun, ben seninle gurur duyuyorum. Fakat annem duyuyor mu orası hakkında bilgim yok. Kadın o kadar tıpçı olmanı istedi. :D Hala mı istiyor lan? Merhaba 45 yaşındaki annem! Ay pardon, tabii ki 40sın................

  Eğer hala bir sevgilin yoksa, artık kabul et, evde kaldın. Ajfsadjhasdfags. Hayır tabii ki evde kalmadın, çok korkunç bir cümle kurdum ya. :D Eğer hala sevgilin yoksa, kal öyle olduğun gibi. Bulmak için çabalama. Çünkü ttlm evde kalacak halin yok illaki bulacaksın bir gün. Ama evde kalmış da olabilirsin ahjsgdfjs.
  Bak bu diyeceklerim ciddi, bunları dinle. Hazır olduğun zaman bir sevgili yap, yalnız olduğun için değil. Yani aşık olmak için sebep yaratma, sana her gülümseyene aşık olmaya çalışma, yani beyninde kendinle aşk yaşama. :D Sonra feys anasayfanı yenileyerek gençliğini çürütürsün, benden demesi. İnşallah feys demode olmuştur. Yeni moda msn mi yine? Ooo zamanı gelmişti.

   Ama eğer bir sevgilin varsa, enişteye selamlar, yabancıysa diye ,hi to the enişte, enişte diyorum çünkü o benim değil senin sevgilin ve madem sevgilin var git trip at ne diyim. Ama yabancıysa trip de atılmaz şimdi ona çok tatlıdır o git öp djsfds.

  Bizimkiler nasıl bu arada? Bizimkiler diyince "kim?" diye soruyorsan kendine al o sadece monitörden oluşan apple bilgisayarını ve camdan fırlat. Tabii artık gözüne taktığın bir lensle internete giriyorsan o farklı. Ama bir şeyi camdan at yani.
  Çünkü şu an Nadide feysten bana bu mektubu yazdığım için Bertie ile ne kadar uyumlu olduğumu diyor. Elbette Nadide ben Bertie ile evlenirken kız tarafının başıydı, biliyorum şu an sen evli bir hanımsın. kjdsgfhsd. Elijah'la mı evlisin? O da mı değil? HHAHAHAAH BENİ GÜLDÜRTME YOKSA....YOKSA....YOKSA...ŞEYLE Mİ.....HAHAHAHAA BİLİYORDUM EKLEYECEĞİM ŞİMDİ GİDİP ONU FEYSTEN BU KADAR BEKLEMEK YETER! ahjsgajhd. Umarım şu cümlemden bir şey anlamamışsındır da, kendine eziyet etmezsin ibret alarak. :D :D

  Demek istediğim şu an çok kuğul, aşırı kuğul bir komünitenin içinde olabilirsin üniversitede olduğun için ama bu arkadaşlarını bırakırsan kendinden de bir parça eksiltmiş olursun. Adın Yıldız'sa olur Yıldo. Trabzonlu kütleler, birlikte neler neler ettiler. Bir ara onları, 10 yıl sonraki buluşmamıza 6 yıl kaldığını hatırlat. Tabi senin için 6, onlar için 5 :D:DDDDDDDDDDD Ağustos doğumlu olmaklık olmak.

  Neyse seni öpüyorum, gidip yıkansam iyi olur artık. Saat 18:14. Sevgili saat 19:00daki Yıldız, eğer hala yıkanmamışsan, hiç değişmemişsin demektir. Seni seni sen yok musun sen. Ay tatlı mıyım neyim ehe mehe. Allah aşkına napıyorum ben, YAZI İPTAL ARKADAŞLAR BEN BUNU YAYIMLAMAM.
 

7 Mayıs 2013 Salı

kaos

  Geçen gün Nadide'yle okul bahçesinde yürürken, birden bir baktım açmaya çalıştığım ayranın ambalajı parmağımı kesmiş. Ama gördüğümde kesikti yani keserken hiçbir acı hissetmemiştim.
  O an o kesiği görünce resmen çığlıklar atarak yerde yuvarlandım. Sanki kolumu boydan boya kesmişler. Uf bak yine acıdı gidiyim bi yara bandı daha yapıştırıyım.
  Heh işte bu örnekten de anladığınız gibi ben hastalık hastası bir insanım. Bu yüzden dün kulağım ağrımaya başlayınca "Ulan benim beynimde tümör olmasın...." diye işkillenip okulu asarak doktora gitme kararı aldım.

 Özürlü devamsızlık: 10,5 gün.
 
Özürsüz devamsızlık: 15,5 gün.
 
Devamsızlıktan sayılmayan günler: 2,5 gün.

 
Ayrıca tee Nisan'da verilmesi gereken yıllık ödevimi (Sanırım edebiyattan yıllık ödev alırken kafam iyi değildi. Edebiyattan niye alıyon mal.) son güne bıraktığım için teslim edemedim ve  hocadan bu Cuma'ya izin aldım. Yıllık ödevi de yaparım aradan çıkar bu vesileyle, dedim. Ama ödevi yarılayamadım bile boynum büküldü.

  Neyse, saat 1'e kadar ödevle uğraştım, sonra bir yıkanayım giyineyim derken saat oldu 3. Poliklinikler 5'te kapanır, o yüzden koşarak çıktım evden.

  Dolmuşa bindim.  meydana gelince hastaneye yürümeye üşenip tekrar Dolmuşa bindim.
 
  Dolmuşta ne düşünüyordum bilmiyorum ama (aslında biliyorum ;;);););););) jshfg) ineceğim yeri kaçırdım ve iki saat hastaneye yürümek zorunda kaldım. Üşendiğim yolu tekrar yürümüş oldum yani.
  Neyse hastaneye girdim, Allah'ıma çok şükür hiç beklemeden direk beni Kulak-Burun-Boğaz'a aldılar.
  Adama kulaklarımın ağrıdığını, iki gün sonra uçağa bineceğimi o yüzden havada beyin patlaması yaşamamak için geldiğimi anlattım o da kulaklarıma iki tane elektrik süpürgesi sokup içini pirpak etti.
  Sonra burnuma bakmak istedi. "Vuhh senin burnun da amma yamukmuş ha.." dedi.
...
..
..
 Hayır, bu inkar ettiğim bir şey değil zaten burnum o allahın basketbol topu yüzünden otoyola döndü ama o anki psikolojimi düşünün. :D Eğer o an beynimin içinde olsaydınız, düşündüğüm tek şeyin, vesikalık çektirirken "Şey uçuğum çıktı da onu siler misiniz photoshopla" dediğim adamın "O değil de....burnunu düzelteyim mi?" demesi olduğunu görürdünüz. :D

 Sonra neredeyse yirmi santim uzunluğunda, ince bir boru çıkarttı ve burnuma sokmaya başladı. O "Şimdi kamera sokuyorum merak etme..." derken ben burnumun içindeki özerk cumhuriyeti çoktan karşıdaki LCD ekranda görmeye başlamıştım bile.
 Bu daha da utanç verici. Burnunuzdan içeri kamera sokuyorlar, karşıda koccccamaaan lcd ekranda izliyorsun. Hadi benim izlememi geçtim, orada bir hemşire var, nasssıl dikkatli bakıyor....utanmasa iki patlamış mısır kapıp gelecek o derece. Hani...ne göreceksin orda...sümük göreceksin ne bok mu var ne ne ne?! kjsdhfsjdsdfg.

 Oradan çıktıktan sonra, "Madem hastanedeyim bir de gideyim dişçiye evet evet benim dişim de ağrıyordu sanki......." dedim ve diş kısmına kayıt yaptırmaya gittim.
 Kadın kayıt yaparken böyle sanki inanamadı dişçiye geldiğime, "Emin misiniz? Diş'e geldiniz?" diye sordu. Ben anlamaz bir suratla kafa sallayınca "Bakın diş özel, devlet hiçbir şekilde karşılamıyor bu yüzden yapılacak olan her şeyden para alacaklar." dedi. Ben de Allah Allah ne yapacak da para alacak ne demek istedi diye düşünerek muayene girdim.

 Anlaşılan o ki 17 yıldır ağzımda kalmayı kafasına koymuş olan süt dişim yine çürümüş, tel taktırmadan çektirmem de doğru olmayacağı için dolgu gerekiyormuş. Adam "Bu çok çürümüş ha... E hadi dolgu yapayım o zaman." dedi ve birden kafamdaki çanlar "Yıldız...gızım kapıda kadın bişey demişti...dünyadaki tek akıllı sen değilsin bi işine yarar belki." demeye başladı.
  Böyle olunca adama "Pardon, ücretli mi bu?" dedim.
  "Evet." dedi. "70 lira."

 Bunu duydum, kaşlarım kalktı, sonra bi sessizlik oldu...sonra "E o zaman ben kalkayım." dedim ve bildiğiniz, hastaneden KAÇTIM. sdkhgfdskj.
 Sonra aynı şoku eczanede de yaşadım. Bi paket ağrı kesici aldım adam "60 lira" dedi, içimden dehşetle "ne ağrı kesicisiymiş bu lan uzaydan mı gelmiş" diye düşünürken adam "Pardon pardon sizin 4 lira.." deyince rahatladım jsahsfjd.

  Saat 4'ü 10 geçiyordu. Üst solunum yolu enfeksiyonum varmış. Dişim çürükmüş. Madem bu diş çürük, numune hastanesine gideyim belki dolgu yaparlar diye yine Dolmuşa binerek  bugün kolpa vurduğum okulumun yanındaki hastaneye gittim. Yolsa giderken de hemmen yanımdan arabasıyla babam geçti. Dolmuş camından babama el kol yapacağım diye maymun oldum resmen ama görmedi. :D

  Şimdi ben T.C. kimlik numarasını ezbere bilen bir insan olarak çok havalıyım, kuğulum. "Kimliğinizi alabilir miyim?" dediklerinde siyah güneş gözlüklerimi gözümden indirip, papyonumu düzeltiyorum ve "Bayan....benim ezberim iyidir.kapppişşşşşş ;;);););)" diyerek göz kırpıyorum.
  Kapıda yine bu muhabbet geçti ve ben yine "Ezberimde ;);););)" dedim.
  Sonra kadın "Yok, olay o değil, prensip meselesi olarak kimliksiz içeri birini almıyoruz." dedi. "Öğrenci belgesi, herhangi bir resmi belge olsa da olur."

 İnanın çantamda hiçççççççbir şey yoktu. Telefon bile yoktu. Ölüp kalsam kimliğimi belirleyemiyeceklerdi ha. Ya da kaçırılsam bir daha dünya ahiret bulamazlardı herhalde sabfjksd.

 "Ama...ama...ama...ezberimde...benim..." diyerek kekelemeye başladım.
 "Burası akşama kadar açık eve gidip gelebilirsiniz."
 "Ooooo iki dolmuşa binmem gerekecek."
"...."
 Sonra aklıma birden parlak bir fikir geldi. "Yan tarafta okulum var, ordan öğrenci olduğuma dair belge çıkarttırsam?"
  "Bak işte o olur!"

 Sonra koşa koşa okula gittim. Yani okulu assan da okuldan kaçış yokmuş yine paşa paşa gidiyormuşsun.
  Belgeyi çıkarttırdım, müdürün imzası lazım, şansıma müdür okulda yok. HAYDAAA.
 Ulan bu adam sabah 4te okula geliyor gece okuldan gitmiyor da şansıma yok ÖYLE Mİ ÖYLEEE Mİİİİİ.

 Hocaya "Hocam allah aşkına oraya bi imza çakın doktor ne bilecek müdürünmüş değilmiş." dedim. O da sağolsun imzaladı, sonra ben de dişçiye girebildim. İlk defa okulla hastanenin yan yana olmasının bir faydasını gördüm çok mutluyum.

 "Şimdi benim ağzımda iki tane süt dişi var, seneye üniversiteye geçince tel taktıracağım bu yüzden taktırana kadar çektiremiyorum ama biri şu sıralar çok ağrıyor sanırım çürükmüş."
 "Hımm evet bu çürük...o zaman ben bunu çekiyorum."
 "HAYIR durun napıyorsunuz?"
 "E çek demedin mi?"
 "Çekmeyin dedim ya seneye çektireceğim."
 "E sen nerde okuyorsun ki?"
 "Şu yandaki liseye."
 "E hani üniversiteye gidiyordun?"
 "Seneye gideceğim dedim ya?"
 "He...ben yanlış anlamışım...neyse bence sen bunu git fakültede yaptır."
 "Neee fakülte 3 dolmuş demek!"
 "Orada daha iyi yaparlar."
 "Olsun kötü olsun siz yapın!"
 "Yok yok olmaz, orda daha iyi olur orda yaptır."

 Umutsuzluk içinde tekrar Dolmuşa bindim ve meydana geldim. Uzunsokakta eve doğru yürürken artık terden, halsizlikten, hastanelerden, dolmuşlardan bitap düşmüş halde sürünerek yürüyordum. Sonra "Enee koton'a gireyim..." dedim ve sabah annemin doktora gidiyorum ben :'( diyerek aldığım kredi kartıyla kendime bir kot ceket aldım ;);););););.
 Ardından daha da yüzsüzleşip "Ben bir de pantolon alayım ama onu öteki Koton'dan alayım..." dedim ve diğer kotona girdim.

 Kapıdan girer girmez karşıda, Nadide'yi okul kıyafetiyle, elindeki eteği sırayla her tişörte tutarken gördüm. "NADDİEEĞĞĞ" narasıyla sarıldıktan sonra başımdan geçen her şeyi anlatmaya başladım.

  "Sonra işte burnumdan kamera soktu..."
  O esnada bir kadın "Yıldız??" dedi. Dönünce tanımadığım bir yüzle karşılaştım. "Benim tanımadığım ama beni tanıyan bir akraba olmasın....annemin mi arkadaşı....oyy ben tanımıyom ki şimdi iki saat okul nasıl ygs nasıl soracak oyyy...." 

  "Şey...kızım çekindi de, onunla internetten konuşuyormuşsun..."
  Böyle diyince yanındaki benden taş çatlasın 1-2 yaş küçük olan kızı farkettim ve ona döndüm. Kı z tedirgince gülümsedi ve "Ben Poly.." dedi.
  Polyyyyyyy. Eğer bunu okuyorsan, kusura bakma tipim çok kayıktı. Ter mer eminim bu kız neymiş anlattığı kadar da çirkinmiş diye şoka girmişsindir jskhfsjd.
 
  Kendisi beni tam 3 yıldır okuyormuş, görünce de tanımış çok ilginç, gerçekten çok şaşırdım. Ama hele Nadide gelip "Merhaba ben Yıldız'ın arkadaşı" dediğinde "Biliyorum, tanıyorum.." deyince daha çok şaşırdım hahahah Nadide ünlüymüş. :D "3 yıldır okuyorum blogunu..." dedi.
   O sırada Sude de kotondaymış Nadide'yle o da geldi, ona da sarıldım derken "Noluyor? Bu kim?" dedi ne diyeceğimi bilemedim. Daha doğrusu "Okurum..." demek o kadar garip geldi ki bana :D Yaaaa çok mutlu oldum çok ilginçti. Elin trabzonunda gerçekten ama gerçekten okurum varmış. Ben ve bizimkilerin dışında biri beni okuyormuş hahaha. Çok ilginçti gerçekten çok teşekkür ederim.

  Sonra olayın şokuyla birkaç kıyafet daha baktık, birkaç pantolon denedim. Kabindeyken, görevli adamlardan biri kendi kendine söyleniyordu; kulak misafiri oldum. "Ulan bu elbise boyu 1.70 1.80 olan kadına gider sen gitmişin 1.50 boyunlan bunu ne deniyorsun ergen ya..."

  Orda şoka girdim. Denediğim pantolonlara baktım.
  "Allahım bu adam benim için de demesin bacakların can kurtaran simidi gibi senin götünden geçmez bunlar ne giyiyorsun bunları.." diye bi çığlık attım orda kafamın içinde.
  Ya derse? YA DERSE?
 Korktum, hemen üstümü değiştirdim, pantolonları KATLADIM -evde yapmıyorum ha- ve kabinden kaçtım.
  Sonra da çıktık, tekrar Dolmuşa bindim eve geldim. Bunları yazdım. "Bunları yazdım." yazdım. İnception yaptım. Yabancı kelimede büyük i kullandım.




















 Toplam 5 kere dolmuşa binmişim lan.
 

 


2 Mayıs 2013 Perşembe

İrlanda

  Yeni yazı! Yay!
  Epeydir yazasım geleceklik konu bulamıyordum. Dum dedim ama hala yok boşuna umutlandırmayayım sizi de. :D Aslında var, aşırı olaylar var ama gerçekten anlatamayacağım şeyler maalesef. Ben bile geçmişten ders çıkarıyorum sanırım....
  ....
  MEĞĞĞĞĞ ŞAKA YAPTIM. Anlatacağım tabii ki! :D
 ....
 ...
...
  MEĞĞĞĞ YİNE ŞAKA YAPTIM. Bugün değil, mezun olunca anlatacağım. Evet. Çünkü, anlatacağım şeylerin aslında hiçbir mistikliği, kişiler kurumlar tarafından duyulmaması gereken zarar verebilecek hiçbir bilgi içeriği yok ama yine de yazıyı hakkında konuşacağım insanlarla bir daha görüşmemek üzere vedalaştıktan sonra yazıp işimi sağlama almak istiyorum. (:D:D) Bu yüzden çok büyük bir aşk hikayesini, kolpa radyo şovu hikayesini, bir boşanma hikayesini ve de kolpa bir-iki bir şey daha kaçırdınız. 17 Haziran'ı bekleyin!

  Peki şimdi ne yapalım? Ooo....O yoğ....Durun....Tam şu an....Aklıma çok korkunç bir anı geldi. Yoğğğ...

  Eurovision'a SINIFÇA olan sevgimizi sanırım geçen yılki San Marino videomuzdan falan az çok biliyorsunuz. Hani şu müdürün odasında bize ifade yazdırtan sonra da almanyaya gönderen sonra da "Sude ve Arkadaşları" başlığı altında gazeteye çıkarttıran video. Evet o.
  Bilin bakalım ne oldu? AYNI HATAYI YİNE YAPTIK oleyyyy! :D Geçmişten ders aldığımızı söylemiştim.

  İrlanda bu yılki eurovision şarkısının klibi için bir yarışma başlattı. Şarkı "aşk"la "sevgi"yle "dünya barışı, çiçek, böcek" vesaire ile ilgili olduğu için tek yapmamız gereken ellerimizi kalp şekline getirip "BE LOVEEE" diye çığlık atmaktı ama bunu yapılabilecek en yaratıcı şekilde yapmak zorundaydık Ve verilen süre de en fazla 5 saniyeydi. Eğer kazanırsak irlandanın resmi müzik videosunda da en fazla 5 saniyelik bir yer kapacaktık. 5 saniye deyip geçmeyin, epey görünüyor aslında.....epeeeeey.......görmek istemediğiniz kadar epeeeeey....Çok utanıyorum keşke böyle olmasaydı.......ölmek....ölmek zorunda değildi.....evet çok entrikalı.

  Sonra biz de 'yapalım ulan, nolacak' dedik ve yarışmanın bitmesine 1 gün kala işe koyulduk. Aldık bir kamera, gittik dershaneye, boş bir sınıfa girip düşünmeye başladık. Başta fikir aşaması falan derken en sonunda sınıfımızdaki tek erkeği en öne koyup arkasından tavus kuşu kuyruğu gibi açılmaya karar verdik. :D DÜNYADAKİ EN ORJİNAL FİKİR PLAKETİNİ ALDIK BUNUNLA. TAA DAAA. (Bu önceki videoda da işe yaramıştı bunda da yaradı jhdsfjshkfsdf.) Aziz  elini kalp yapıp "Be love!" diyordu ve sonra birden Nadide,Sude,Sonay,Aleyna aynı şekilde elleri kalpli Aziz'in arkasından yanlara fırlıyorlardı. Ve en güzel kısmı da başta Aziz onları tamamen kamufle ettiği için sonradan çıkmaları izleyene sürpriz oluşuydu.
  Ben neredeyim burada? Oho...ohohohoh...Ben en kolpa yerdeyim. Ben yerdeyim. Evet. :D
  Yani bütün bu be love,çıkma vesaire olayları yaşandıktan sonra, ben, videonun başından beri Aziz'in ayaklarının dibinde gizlendiğim yerden yukarı fırlayıp kalp yapıyordum. Sonra 5 saniyelik video sona eriyordu.

  Şimdi buralarda hiçbir sorun yok. Daha olaya gelmedik. :D
  Nerden baksanız 5-10 tane video çektiğimiz için, ertesi gün bir seçim yapmak niyetiyle hepsini sınıfta izleme kararı aldık. Ertesi gün oldu, biz videoları izliyoruz gülüyoruz falan derken....sınıf hocamız içeri daldı. DIM DIM DIM.
  Sonra o da kendini rezil etmek için viedo çekmiş 6 çocuğun videosunu açık gören her hocanın yapacağı gibi izlemeye başladı. Ama....öyle böyle değil resmen cılkını çıkardı. İşte o zalim olaylar dizisi burada başlıyor. DAM DAM DAM.

  Hoca bilgisayarın başına geçti, play tuşuna bastı ve izlemeye başladı. 5 saniye izledi sonra durdurdu ve gülerek bize döndü.
  Şimdi burada anlamanızı istediğim videonun ne kadar komik ve ne kadar acınası olduğu. Yani onu izleyip de dalga geçmeyecek bir türk bulamazsınız. Yabancılara göre bence çok kuğuluz (;);););) ) zaten kuğuluz ki biz kazandık ( ;);););); ) ya da amelelikten kazandık.
  Bu yüzden hoca da haklı olarak, hepimizin tipi bir kayık olduğu için, sırayla herkesle dalga geçmeye başladı.
 
  "Aziz'in ağzına bakın HAHAHAHA durun yavaşlatayım.....küçük emrah HAHAHAHAH....durun geri lalaım tekrar izleyelim....HAHAHHAHAA bakın bakınn BENİM NEDEN FLÜTÜM YOK BABA HAHAHAHAHAHAHA..."
  "SONAYI YAKALADIMMMMMMMM SONAY O BAKIŞ NE SJHGHJSGFJHSDGFJHSADGHASDGJHASDGSDJH SONAYYYYYYYYYYY..."
  "SUDE YANA RESMEN KENDİNİ FIRLATMIŞSIN...evet bakalım...geri sarıyoruz.....sude bakın komando gibi ateş etmek üzere yandan fırlıyor, evet saçları savruldu el nişan aldı HAHAHAHA tekrar geri sarıyoruz...bakın bakın iyi bakın."
  "SONAY dur seni tekrar saralım evettttttt..HAHAHAHAHHAHA ÇİRKEFFFFFFFFFFFFFFF"
  "Aleyna o bakış nee....ŞEYTANNNNNNNNNNNNNNNNNN...GÖRÜYOR MUSUNUZ NASIL BAKMIŞ UUUUUUUUUUUUU..ÖLDÜRECEK JHGSJGSJGD"
  "NADİDE SEN ZATEN......NADİDEYE BAKALIM ŞİMDİ NADİDE...."
  "SONAY DURUN TEKRAR İZLİYORUZ SONAYI...EVET BAKIN...GELİYOR...BAKIŞI ATIYOR...GİDİYOR HAHAHAHA"
  "ALEYNA O KADAR KORKUNÇSUN Kİ HAHAHAHAHAH"
  "AZİZE BAKIN AİZ AHAHAHAHA"
  "NADİDE SEN ZATEN ANCA KONUŞ HALA GEÇEMEDİN YERİNE VİDEODA BİLE KONUŞ HAHAHAHAH"

  Hoca videoyu ileri sarıyor, geri alıyor, slow-motion moduna alıyor, hızlandırıyor, dalga üstüne dalga, ibret üstüne ibret, biz de gülsek mi ağlasak mı modunda kahkahalar eşliğinde hocanın yorumlarını dinliyoruz.   

  Bütün bunlar olurken ben zaten her videonun sonunda yerden fırlayışımı görüp kendimi öldürecek gibi oluyorum (FİKİR BENDEN ÇIKTI BEN KAŞINDIM), içimden "Allah'ım lütfen hoca benimle dalga geçmesin lütfen çok rezilim bana bir kulp bulmasın." diye dua ediyordum.
  Sonra hoca sahne arkası videolarını yani bizim yaparken bir şeyleri yanlış yapıp tekrar başa dönmek zorunda kaldığımız videoları açtı. O esnada Nadide bana dönüp "Yıldız sen yine o kadar kusursuzsun ki hoca seninle dalga geçemedi jdsfdjhf." dedi. Hoca da dönüp "Yoook, durun şimdi ben ona da bir şey bulacağım." dedi ve videoyu izlemeye devam ettik.
  "Yoook durun şimdi ben ona bir şey bulacağımm.....ım....ım....." Daha hocanın sözleri bitmedi....15 saniye geçti geçmedi.....hala hocanın 'bulacağım' kelimesinin yankıları çalarken..... öyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyle bir şey oldu ki.....................öyyyyyyyyyyyyyle bir şey gördük ki videoda, adeta bütün evren düzeni hoca EN BÜYÜK DALGAYI benimle geçsin diye, bu an yaşansın diye saniyesi saniyesine planlanmış gardaş. Bu utanç, o yukarıda geçen cüml bitmeden gelsin diye bir ilahi saat kurulmuş. Allah çarptı resmen beni orda. Hemmmen o cümleden sonra.

  15 saniye öncesine dönelim. Aziz "Be Loveeeeeeeeeeeeeeeee" dedi, ben çömeldiğim yerden kalkıp kameraya kalp gösterdim ve birden kızlar "Durun daha başlamadık ki kjhgfjgfds." dediler. Gülüşmeler konuşmalar, arkamı dönüp onlara baktım sonra tekrar çömelmeden önce bir an için önüme dönüp kameraya baktım.

  Ve o an....nerden geldiğini bilmediğim bir dürtüyle....basitçe.....dans etmeye başladım. DANS. Arkada "şöyle yapalım şurdan çıkalım sen o zaman gir" diye tartışmalar dönerken, ben kameraya dönmüş kollarımla (vücudumun sadece üstü göründüğü için) elektrik akımı dansı, çiftetelli, oryantal, salsa, flamenko, sokak dansı artık Allah ne verdiyse oynuyordum. Ama yüzüm de bir ciddi, dudaklarım şişik falan sanarsınız bir Jennifer Lopez bir Beyoncé bir Shakira hayatının konserini veriyor. Böyle tam alıp youtube'a koymalık, dalgayı vurmalık.. Çok objektif bakıyorum olaya, inanın tamamen öyle. :D
  Sonra hiçbir şey olmamış gibi tekrar yere çömeliyorum.

  Bunu kimse görmemiş. Ben bile unutmuşum hatta böyle bir şey yaptığımı. İşte o an bu görüntüler gelince zaten ilk şoku ben yaşadım. Ama herkes yarıldı. HERKES YARILDI. Hoca kahkaha krizine girdi. Yemin ediyorum, 50 kere falan ileri geri sarıldı o. Yavaş çekim, hızlı çekim, 3D, 5D, o anı çok büyük ayrıntılarla yaşadık. Hoca hala dalga geçiyor. HOCA HALA DALGA GEÇİYOR.

  İşte böyle. Belki videoyu buraya koyarım. Koymam lan kendimi öldürmek falan mı istiyorum utançtan bu kadar utanma yeter artık jshkjds.
  Kazandık videoyu da, çok mutluyuz. Yayınlanınc atarım.


  BONUS SORU: Peki neden en öne çökme görevi bana verildi? Nadide neden "Yıldız sen yine kusursuzsun." dedi. Bir dahaki yazı "Kafa"da tüm sırlar açığa çıkacak.

  DIRKŞIN.

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı