Ağaca tırmananlar

25 Haziran 2013 Salı

ta-tel

  "Kuzen, benim iki arkadaş da gelse olur mu?" dedi Burakhan, Samsun'a gelişimin daha ilk akşamında, ikimiz mahallede dolanmaya daha yeni başlamışken.
 
  "Tabiiğ, gelşşşinler, olür tabii.." dedim ağzıma takılalı daha 2 gün olmuş ve beni resmen Gollum "kıymetlimisss" ya da kafası bi milyon olmuş Yıldız Tilbe gibi konuşturan tellerle. Ama içimden "Kırk yılın başı birlikte gezecez ne arkadaşı amk." demeden de etmedim. Pardon "Kırık yılın başhı geşeceyz ne arkşhadaşhı amk." diyebilmiştim....teller... Sonra da, gelsinler arkadaş işte nolacak amaan bu teller seni iyice kindar yaptı haa, dedim.

  Evet. EVEEEET biliyorum. İlk tel taktıracağım dediğimde "ayrıca blog açma kararı aldım adım da daldakikemancı olacak" da demiştim. Sonra iki ayda bir "BAK BU SEFER KESİN TAKTIRIYOM HA" da dedim. Lise geldi geçti, artık hepimiz umudu kesmiştik, bi baktım gerçekten taktırmışım ya...bakiyim....vallahi de tel var ağzımda.

  Biraz sonra Burakhan sokağın ucunda bekleyen iki bizle yaşıt erkeği selamladı. "Bu kuzenim, Yıldız." dedi şaşıran yüzlere beni işaret ederek. Çocuklar da cevaben "Merhaabaa" deyip başlarını salladılar. Ben de "Mer..." desem devamını getiremeyeceğimi, filozof reyiz gibi "biz neyiz...." diyerek havaya bakakalacağımı bildiğim için başımı sallamakla yetindim.

  Ama öküz Burakhan dönüp "Tel taktırdın diye triplere girme la gonuş.." diyerek bütün karıizmamı çizdi. Bir utançla gülesim geldi, kafamı çevirip güldüm. Çünkü tellerle gülmeye çalışınca ortaya Bülent Ersoy gibi bir şey çıkıyor.

  "Aa, yeni mi taktırdın?" dedi çocuklardan biri.
  "Evetsss.."
  "Çok ağrıyordur şimdi o ya geçmiş olsun..."
  "SAĞhOL YAah EVETs AĞhRIYORs" -vallahi böyle konuşuyorum.

  'Ahan da derdimden anlayan biri ulan!' diye bir sevinç narası attım orda. Siz her gün sabah kahvaltıda cici bebe püresi, öğlen ve akşam yoğurt çorbası yemek nedir bilir misiniz? Lanet olsun o ikisine de! Siz teyzeye annaneye yoğurt çorbasından nefret ettiğini, cici bebenin kusmuğa benzediğini söyleyememek nedir bilir misinz ha? BİLİR MİSİNİZ? SİZ EKMEK YEMENİN DÜNYANIN EN ZOR İŞİ OLDUĞUNU BİLİR MİYDİNİZ HAAAAAAA!

  Tamam ben görüntünün değişeceğini, ağzımın yamuşacağını biliyordum ama hem Tarık Mengüç  gibi olup hem de üstüne üstlük bu yüzden depresyona girince doyasıya yemek yiyemeyeceğimi bilmiyordum açıkçası. Bi salatalık yiyelim dedik, sanırsınız asfalt kemiriyorum, o ne ya.....%90 ı su diyorlar bi de değil ya değil daş resmen.

  "Ben de taktırdım da 4 yıl önce, çok iyi anlıyorum acını o çekilir gibi değil...."
  "Hadi yaa, geçmiş olsun, evet çok acıyor daha 2 gün oldu..."
  "Geçer ama en fazla 2 haftaya merak etme, alışırsın..."

  o esnada diğer çocuk birden lafa girdi.
  "Yıldız, bir şey sorabilir miyim? Bir kız neden aldatır? Sen de bir kızsın, hadi söyle..."

  Bu lafı duyunca hemen 'wow burada bir yaralı bebek vakasıyla karşı karşıyayız sayın seyirciler...' diye kendime anons geçtim.
  Sonra cevaben "Ben nerden bileyim, bu zamana kadar bana şöyle kafasını çevirip bakan mı oldu da bir de aldatacaktım öyle bir dünya yok gardaşım gurbanın olayım yok, hele hele hele bak artık mahmut abi gibi oldum ben herkesin dert ortağı, kız için taktik veren o kanka kız olmaktan, teknik direktör gibiyim resmen bana neden kimse gız gözüyle bakmıyor baksana elimde tesbih var artık bırakamıyorum ÖLEK Mİ GÜZEL DEĞİLİZ DİYE ÖLEEEK MİİİĞĞĞ..." demeye utandığım için "Ben açıkçası pek uzman değilim bu konularda, kız dediğin aldatır mı çok ayıp..." dedim.

  Sonra kız milleti değil miyim, sordum ne aldatması ne olayı kim seni aldatmış diye, vay sormaz olaydım. Hacı adam ne dertliymiş, ne acılıymış, tam bir yaralı bebek, arsız bela, utanmaz aşıkmış. Bir girdi olaya, daha 1 saat çıkamadık...........nolur beni uğraştırmayın anlat diyerek, şero kız bunu aldatmış işte, sonra da yalanlamış, yok erkeğin evine gitmeler birlikte elma soymalar bu da sen bi güzel döv kızı, kız da yüzsüz arsız amaaaan olaylar...

  Bu kadar depresif aşk hikayesinden sonra Burakhan yılışık yılışık "Kuzeeenn, biliyon mu benim 2 sevgilim var yeaaaaaaaaa..." diye yanıma yanaştı. "İyi pok yedin!" dedim, tabii ki demedim, öyle der miyim "Ne diyon la?" dedim.

  "Biri devamlı, öteki kötü günler için." dedi yaralı bebek.
  "Yedekliyor Burakhan öyle sağlama alıyor işi :D" dedi halden anlayan.
  Sonra böylece kızlardan konuşmaya başladılar.

  Erkekler konu ne zaman dedikoduya gelse topu hep kadınlara atarlar ama bence dedikodunun babası sizsiniz ulan. Yanlarında bulunduğum o 2 saatlik süre boyunca ben böyle 'gızlık' görmedim açıkçası. Onun saçından bunun burnuna her şeyi konuşuyorlar yaaa. Bir de ne hakaretler, neler neler aklınız şaşar ben böyle detaycılık görmedim, sabah kalkınca yüzünü yıkamaktan aciz allahın kırosu bile "Bence kız burun kıllarını aldırmalı" diyebiliyor tevbe yarabbim. Çok zor işimiz kızlar çok zor..

   "Kanka kızla buluştum tamam mı..." dedi Burakhan. "...kız feyste Adriana Lima, gerçekte Tarık Mengüç anasını satayım. Kıza bok atsan yapışmaz o derece."
   "HAHAHAHAHHAHAHAHAHAHA"
   "HAHAHAHAHAHAHAHHAHAHAHAHAHAHHAHAHAHAHAHHAHAHA"

    ....kıza bok atsan yapışmaz o derece....


   
 Bu cümleyi duymamla höykürerek etrafa tükürük saçmam bir oldu. -Telle kazandığım bir süper güç daha.- O nasıl hakaret öyle ya. :D Bu benim kuzenler çok yaratıcı gerçekten. Bok atsan yapışmaz ne ya jljbdsfjksandfd.
   Ben böyle kafamda olayı geri sarıp sarıp gülerken birden gülüşüm havada asılı kaldı.

   Bahsettikleri bir kızdı. Ben de bir kızdım. Dünyanın başka bir yerinde yine bu şekilde kümelenmiş birkaç erkek benim için de "Yıldız mı? DUSHFSKJHFSJKFHS la o kıza bok atsan yapışmaz bok ağlar allahım benim suçum günahım neydi diye sonra saf suya dönüşür akar gider o ne la kızın tipine bak SJHFKLSHFSLD valla bu kızsa ben de shakirayım amk şuna bakın jshakjdshd var ya dünyada sadece sen ben bi de bu yıldız kalsa, gay olurum yine bu kıza bakmam POHAHAHAH.." diyor olabilirdi. Olabilirdi yani arkadaşlar. Hatta olabilir. Ben böyle cümleler kurabildiysem onlar da kurabilir ha.

   "Ama Seren öyle mi, o resimde de daş gerçekte de."
   "Off ya şöyle şeyler demeyin ben de bir kızım, ayıp." dedim. (Sonra Burakhan o  "bok" tabiriyle betimlediği kızın resmini attı bana, kız dünya güzeli değilse benim adım da yıldız değil. uçan sabri. )



   Biz yürür, bu yaralı bebek Cansel'in onu nasıl aldattığının ayrıntıları üzerinden 5. kez geçerken -kızın artık ana baba adını bile biliyordum, kızı kızdan iyi tanıyordum- yine benim burakhandan manyak bir fikir çıktı.
  "Kanka napalım biliyon mu, sen şimdi Yıldız'la resim çekil, hiç tanımadıkları bir kız sonuçta, twittera atalım bunu, etiketleyim birbirimizi sonra RT falan seninki görsün çatlasın."
 
  Bu fikir ancak çirkef bir mahalle kavgacısı kadının hayal ürünü olabilir ama alın bakın erkekler de yapıyormuş işte. Ypıyorsunuz olum kabul edin.

  Sonunda konu mankeni olan bana da fikrimi sorduklarında içimden "Valla arkadaşlar kız beni görse çatlamaz 'Benden sonra bulduğuna bağ un çuvalı gibi haydi kızlar kalkın oturmaya mı geldik göbek atacağaaaz' eşliğinde kına gecesi düzenler bence beni katmayın bu işe." dedim ama dışımdan "Evet, olur haha olur yapalım çatlatalım ayyooooollll." dedim. "KULLANIN BENİ!" dedim.

  Sonra bir resim çekildik, abovvv nasıl çirkinim. Bir tane daha çekildik aboovvvvvv bu daha da beter oldu. Hani bir de yokluyorum "yaaa çikin oldu bu" deyip çocuk "hayır güzel oldu" demiyor, "bir kere daha deneyelim...." diyor. O da bu durumun farkında ama napsın, elinde o an ben varım. Onun gözünde ha benle resim çekilmiş ha malum bir yerine kaş göz çizip resim çekilmiş, öteki türlüsüne üşenir ben daha pratiğim sadece.

  Öyle öyle elli tane resmimiz oldu, burakhanla hayatımız boyunca o kadar resim yoktur ha. Ama hiçbiri de güze olmadı benden ötrü. Yine de bir resimde karar kıldık.


  Bunlar sevgililerini konuşmaya devam ederken ben de hayatı sorgulayarak yürümeye devam ettim.
  Şortlu bir kız geçti "Ablaaa boxerın güzelmiş HAHAHAHAHAHAH" diye laf attılar.
  Dalgalı denize baktım, biraz sevgi edebiyatı yapayım ben de o zaman ne dertliyim ulan, dedim.
  Sonra öndeki 3 dangalağa baktım
  Sonra denize baktım
  Sonra "bence artık sevgi edebiyatı yapmayayım, seveyim." dedim.
  Yanımdan el ele tutuşmuş 12 yaşında bir çift geçti.

  "Yeter ulan bu ne şimdi bu ne!" diyerek sinirle bıraktım o anki entel ruh halimi. "Ulan Yıldız iki gıdım güzelliğin kaldıydı onu da Çirkin Betty'ya bir Trabzon şubesi kazandırarak mah ettin!"

   Artık sesimi de kullanamıyorum zaten düzgünce, benden geriye bir kendimi yerdiğim blog yazıları kaldı artık arkadaşlar, sevmek sevgili erkek kesmek konularını düşünmek zorunda değilim artıkın, kafam rahat. qfm raad.



  lys de girdi, merak ediyorsanız.
 bubup.


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı