Ağaca tırmananlar

26 Eylül 2013 Perşembe

Üniversite

  Neredeyse 1buçuk haftadır Boğaziçi'nde, yatılı kalıyorum, derslere gidiyorum, okulu tanımaya - okula alışmaya çalışıyorum. Bu yüzden bu yazının konusu da ORADA NELER OLUYOR? olacak.

 Öncelikle İstanbul'un havasındaki belirsizlik beni çileden çıkarıyor ulan. Sabah kalkıyorsun rüzgar kıyamet, kalın kalın giyiniyorsun, 2 saat sonra tak güneş geliyor PİŞŞŞŞŞŞŞİİYORSUN. "Ay şu montu gidip bırakiyim yea" diyorsun, tak yapmur atıyor. "ÖLEK Mİ AMK" modundayım resmen.

 İkinci olarak trafikten bahsetmek istiyorum.
Arkadaşlar, istanbulda iş saatleri dışında trafik diye bişey yok. Yavaş giden otobüsler ve yavaş giden otobüsler var. Kendi arabanızla 15-20 dakikada gidebileceğiniz yerlere 1 saatte gitmek var. Ama tabii şehir kalabalık, şehir büyük, şehir ayrı bir planet şöför ne yapsın.

  Üçüncü maddemiz ev rahatlığını tamamen arkada bırakmak.
 Banyo yapmanın dünyanın en büyük çilesi olduğu bir dünya anlatacağım sizlere. Banyo yaptıktan sonra hele giyinmek, o yoğ bu daha büyük bir çile.
 Normal zamanlarda üst değiştirmek daha küçük çaplı ama çileli bir çile.
 Kıyafetleri temiz tutmaksa king of the çiles yani. Sabahtan giyiniyorum, öğle vakti terden pişiyorsunuz zaten o tişört kokmaya başlıyor zaten bir de sabah 9dan akşam 9a kadar dışardasınız (eğer yurduna erken gelmeyi seven bi insansanız tabi :D ). Neyse bu dışarıda durduğunuz süreçte oraya buraya oturuyorsunuz ki oraya buraya Boğaziçinde nüfusu 394u758394738973498 olan 4 ayaklı canlılar da oturuyor. Eğer kedi seven kediyi kucağına almaktan hoşlanan bir insansanız hele, tebrikler "kedi tüyü" kazandınız! Ben yanlarına yaklaşmadığım halde üstüm başım bok oluyor.

  Her odada 6 kişi var. Bir katta 15e yakın oda var. Bu da 90 kişi eder. 90 kişi için 10 duş 10 tuvalet demek bu. Bu 90 kişinin 50sinde de SİFON ÇEKME ALIŞKANLIĞI YOK. ULAN İNSAFSIZ BARİ Bİ SU DÖK LA.

  Duşta "ay orama bu değdi ay burama bu değdi" diyip 2 saat yıkanıyorum, annem yarın gelecek teyzemde kalmaya gidecez yıkanmak için o günü bekliyorum oley oley.

  KİRLENEN ÇAMAŞIRLAR NE YAPILIR?
 Mucizevi bir şekilde sürekli temiz ve katlı olarak çekmecenize geri döner. Ya da ben öyle sanıyordum. Ama annem onları yıkayıp kurutup ütülüyormuş aslında. Evet. Zor yoldan öğrendim. Yurtlar müdürlüğü (na babasının gözünde) ne gidip jeton alıyorsunuz sonra makinaları bulup yıkayıp kurutucuya atıyorsunuz başında bekliyorsunuz deterjanı vs siz koyuyorsunuz.

  Bir insana 50 santim genişliğindeki bir dolap yeter mi? YETMEZ.

  Bu arada bu kazandığım fakültenin bir resmi:


Hah bu da bütün derslerimi işlediğim binanın resmi 


EVET ORDA OKURUM SANDINIZ Dİ Mİ. AMA ORDA SINIF YOK ZUHAHAHAHAHAHAHAHA MOHOHOHOHOHOHOHOOH.




Bunların dışında daha bi tane yakışıklı erkek görmedim. Yakışıklılığa yakınlar ya gay çıktı ya sevgilili. Imm başka......Derslerim aşırı güzel ama hep okumalı ödevler var. Hatta yapsaydım şimdi bi tanesini ama YURDUMUN OLDUĞU KAMPÜSE YÜRÜYEREK GİTMEK ZORUNDAYIM ÇOH ÜŞENİYOM. öptüm bay.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı