Ağaca tırmananlar

2 Ekim 2013 Çarşamba

Müzik seçmeleri

  Artık en sevdiğim gün Perşembe. Çünkü o günler sadece 1 dersim oluyor, tüm gün boş geçiyor ve de bana ex-en sevdiğim gün Cuma'nın gelişini buna bağlı olarak da haftasonunun gelişini hatırlatıyor. Yani hafta bitimini kutlamaya perşembeden başlıyorum.

  Ayrıca cuma günü "BÜMK (Boğaziçiüniversitesimüzikklübü) koro seçmeleri sonuçları" var ki bana bunu da hatırlatıyor perşembe. Müzik seçmeleri mi dedim? Evet şimdi onu anlatacağım.


  "Boğaziçi Caz Korosu"nun ününü hepimiz biliyoruz. Yurtdışlarında turneler, yurtiçinde turneler, ödül üstüne ödüller vs. vs. ÇOK ÜNLÜ YANİ. AŞIRI GÜZEL Bİ KORO. Ve işte bu koro tabii ki her yıl üyelerinden mezun verdiği için yeni üye almak amacıyla seçmeler yapıyor. Ama tabii ki tek koro bu değil. Klasik koro ve de Rock korosu da var.

  Bunların seçmeleri de 1 ekim Pazartesi günü saat 18:00da başladı. Ben de saat tam 18:00da ordaydım. Ama gelin görün ki insanlar 5te gelmeye başlamış. Yani ben 6da caz korosu başvuru listesine kayıt olduğumda 21. sıraya alındım O DERECE BİR YOĞUNLUK. Rock korosu için de caza girip çıktıktan sonra başvuru yapmamı istediler.

  Önce dışarıda takılayım dedim ama o kadar çok sigara içiyorlardı ve hava o kadar serindi ki "Ay benim sesime zararlı buuğğğ!" diyerek içeri girdim. Ama içerisi de aşşşırı sıcak ve boğucuydu bu yüzden dışarı çıktım. Böyle 20 dakika boyunca bir içeri bir dışarı bi dışarı bi içeriderken birden bir arkadaşımı gördüm ve hemen yanına koştum. Bana sırasının 9 olduğunu ama her mülakatın 15 dakikaya kadar sürebildiğini bu yüzden ona daha neredeyse 1 saat olduğunu söyledi.

   40-50 dakika sonra sıra, arkadaşım Ayşe'ye geldi. 15 dakika sonra falan mülakattan çıktı ve gözleri hafiften kızarmıştı.
  "Nasıl geçti?" dedim.
  "Ya........iyi de geçse kötü de geçse bana kötü gibi geliyor....yani kötü.." dedi.
  "Hadi ya....tüh...." dedim. "Ne yaptırdı ki?"
  "Önce 1 notaya basıyor sesinle taklit etmeni istiyor sonra aynı anda sırayla 2,3,4 notaya birden basıyor onları ayrı ayrı tekrar etmeni istiyor..."
  "Oha!"
  "Evet. Sonra ses aralığına bakıyor, ritm tutturuyor vs."
  "Of ne zormuş ya nası yapcaaammm.."
  "Amaaan o kadar da zor değl aslında yaparsın sen. Neyse ben artık gidiyorum görüşürüz tamam mı senin de bitince gelirsin.."

  Ayşe giderken saat 7yi geçiyordu. Bir koltuğa oturdum ve artık sıkıntıdan patlamama ramak kalmışken saate bakmamla saatin 8buçuk olduğunu görüp "Offffffffff" oldum.
  Mülakata insanların biri giriyordu biri çıkıyordu. Bir giren yarım saate çıkamıyordu ama. Liste hala 15lerden gidiyordu bu yüzden de.
  Saat 9a gelirken artık kalkmaya karar verdim ve gidip bilgi masasının önünde durdum. Uzun boylu, kazıtılmış gibi kısacık saçları olan güleryüzlü bir genç bana "Buyrun?" dedi.
  "Pardon caz sırası kaçtan gidiyor?"
  "17..."
  "Hığm...peki rock korosu?"
  "O hızlı ilerliyor direkt yolluyoruz."
  "Öyle mi? Ya bana dediler ki cazdan sonra rocka başvur ama caz sırama daha çok var neredeyse 2buçuk saattir bekliyorum bari ona gireyim hazır sıra bana gelmemişken?"
  "Niye öyle yaptılar ki? Al bu formu doldur, biraz bekle gidersin."
  "Tamam!"

  Formu doldurdum verdim ve 15-20 dakika sonra saat 9 olduğunda adımı anons ettiler.
  "Rock sıran geldi taşodaya git."
  "Taşoda nerde ki?"
  "Burdan biraz uzakta okları takip edersen bulursun."

  Ben de yere yapıştırılmış A4 kağıdı okları takip etmeye başladım ve bir şeyi anlamanızı istiyorum. Bakın, tam 3 saattir mülakata giren çıkan insanları görerek, gerginlik içinde bir koltukta bekledim. 3 saat bi insan kendini nereye kadar eğlendirebilir o ortamda? Geçmek bilmeyen bir süreç. Zaten gergin ve streslisiniz çünkü muhtemelen Türkiye'deki en organize müzik grubuna; Nil Karaibrahimgil, Teoman, Atiye, Şebnem Ferah gibi ünlüler vermiş müzik grubunun mülakatına katılacaksınız ve bu uğurda 3 saat beklemişsiniz. İşte bana rock sırası gelince tüm bu duygu patlamalarıyla hem sevindim hem de heyecanlandım. Öyle ki, okları koşarak takip etmeye başladım.

  Bir noktadan sonra yol geniş bir düzlüğe açıldı. Solda merdiven, sağda ve çaprazda aşağı inen yollar vardı. Ve tahmin edin ne oldu: oklar bitmişti. Ve etraftaki binaların müziğe ait olmadığını bildiğimden daha taşodadan uzakta olduğumu hemen anladım.

  Böylece şansımı deneyip merdivenden çıktım ve tüm meydanı geçtim. Sonra yol üstünde birine sorup bir yokuştan aşağı inmem gerektiğini öğrendim. "Off sıram başkasına geçecek..." korkusuyla yokuşu koşarak indim, bir yola çıktım ve sonra sağda bekleyen insanlar gördüm. 4 kişi falan vardı. "Rock seçmeleri için mi?" dedim "Evet." dediler, oturup beklemeye başladım.

  Daha önümde 4 kişi varmış. 15 dakika boyunca oturdum ve sonra başkaları da gelmeye başladı. Sonradan gelen kızlardan biri "Cazdan geliyorum, sıra 20deydi ben çıkarken...." demez mi. Kaynar sular döküldü başımdan aşağı ÇÜNKÜ BENİM SIRAM 21!!!!!!!!

  "NEEEEE!!" diye çığlık atıp hemen gerisingeri yokuşu tırmandım, meydanı geçtim, merdivenlerden indim ve bilgi masasına vardım. Nefes nefeseydim. Güleyüzlü çocuk yine gülümseyerek baktı.

    "Pardon.......öhhhöö öhhhö....haaa....huuuu.....beni....haaa....huuu....rocka gönderdiniz....ammaa öhöhöhöhöhö ama caz sıram....huuuu....gelmiş de.....haaaaa.....ben...."
   "20 içeride şu an sen 21 miydin?"
   "Evet öhhöö..."
   "Tamam sakin ol birazdan sen girersin otur bir soluklan :) "
   "Haaaa....huuuuu....peki...."

   Oturdum ve telefonuma baktım: 9buçuk. Dile kolay 3buçuk saat. Kafamı telefondan kaldırmamla önümde dikilen bir kız gördüm. "Benim sıram 19du ben mülakata girmedim şimdi girebilir miyim?" dedi kız.
   Güleryüzlü çocuk bana dönerek "Ya kusura bakma önüne almak zorundayım şimdi onu.." dedi ve işte o an ben artık patladım.

   "Ne?" dedim önce sadece. "Ama yeter yaaa." diye de bir çığlık attım ardından. Çocuk "üzgünüm" gülümsemesi attı sonra yüzü yavaştan şaşkın bir ifadeye büründü çünkü ben ağlamaya başlamıştım.

   "ÜÇ BUÇUK SAATTİR BEKLİYORUM YA YETER AMA AĞLAYACAM ŞİMDİ OF ÜHÜHÜÜHÜ SİNİRLERİM BOZULDU YA AAA YETER AMA ROCKA GİTTİM ORDA BİSÜRÜ İNSAN DÖNDÜM GELDİM BEKLE BEKLE NEREYE KADAR YA..."

   "Ağlıyor musun sen ya?" dedi çocuk. Yüzündeki şaşkınlık o kadar saf, katkısız bir şaşkınlıktı ki resmen şoka girdi o an.
   Sesim yavaşça inceldi ve hıçkırıklar arasına kelimelerim anlaşılmaz homurtular haline geldi. Gözümden akan yaşları bir gayret elimle silmeye çalışırken hala SESLİ BİR ŞEKİLDE ağlıyordum. Eminim yüzüm de kıpkırmızı olmuştur.

   Tüm bunlar olurken ayakta durmakta olan güleryüzlü çocuk az önce bahsettiğim şaşkınlığıyla hemen karşımda duran sandalyesine oturdu ve "Çok özür dilerim, seni ağlatmak istememiştim." dedi.

   "Yok...ühühüh....senle.....hih....senle alakalı....hıhıh....bi durum değil. Sinirle...hıh..rim boş....aldı. Aşırı...darlandım artık ya of ühüühüh."
  "Ya......gerçekten çok özür dilerim üzüldüm şimdi....ama işte her sene böyle oluyor beklem..."
  "Yok lütfen....size patladım ben.....gerildim zaten stresliydim bi de....çok....çileli bir akşam...3buçuk saattir....." gözyaşlarımı silmiştim hafiften toparlanıyordum ama şimdi de akan sümüklerimi durduramıyordum.
  "Yapabileceğim bir şey var mı senin için?"
  "Yok..." dedim sümüklerimi koluma silerken. "....aslında bana bir peçete bulabilirsen çok iyi olur." sümüklüydüm çünkü. SÜMÜKLÜ.

  "Tamam....Peçete...PEÇETESİ OLAN VAR MI?" Çocuk masadan kalktı ve gözden kayboldu. Hemen ardından yine masada görevli olan bir kız geldi ve beni görünce "Aaa ne oldu sana?" dedi. Ben de başladım anlatmaya yok efendim bekledim, darlandım,rocka koştum, buraya koştum, birden sinirlerim boşaldı sizle alakalı değil diye. "Gerçekten sizle alakası yok.."
  "Aslında bizimle alakalı bir durum." güleryüzlü çocuğum dönmüştü. Önüme 2-3 tane peçete koydu. "Bizim buna bir sistem oturtmamız gerekirdi, her yıl böyle oluyor çünkü insanlar geç saatlere kadar bekliyor. Ama oturtamadık işte... Daha iyi misin şimdi?"
  "İyiyim iyiym sağol."

  20 numara mülakattan çıktı, 21 girdi ve ben de orada oturmaya devam ettim. Ağlamayı bırakmıştım ama bu sefer de "Ağladım sesim kısılacak işte ya offffffff" diye düşünürken gözlerim doluyordu. 15 dakika sonra sıra sonunda bana geldi ve içeri girdim.

  Mülakatı yapan kız HEMEN YÜZÜMDEN halimi anladı ve "Ne oldu sana?" dedi.
  "Ya....ben buraya saat....ühü...hımp hımp....6da ÜHÜHÜHÜHÜHÜHÜH." BİR POSTA DAHA AĞLAMAYA BAŞLADIM. Tutamıyordum çünkü kendimi ne yapayım, sen o kadar bekle bekle sonra tam ağladığın sırada çağrılıver ADALET Mİ?

   "Hadi ya...tüh....istersen yarın gel şimdi sesin kısılmıştır eminim ağlamaktan?"
   "Ama o kadar saat bekedim boşa gitsin istemiyorum yarın da beklemek istemiyorum."
   "E o zaman yapacağız şimdi mecburen."

  Başladı bana nota taklit ettirmeye. Söylüyorum şimdi ama kullandığım ses benim sesimin ancak %60 ı kadar böyle düşünün. Ama yaptıkça yaptıkça rahatladım, kız çok iyiydi, sohbet ettik güldük falan sonra 4 nota birden çalmalı kısma geçti. Piyanoda 4 farklı tuşa aynı anda basıyor hepsini taklit ediyorsun farklı farklı. Resmen sudoku gibiydi ama alnımın akıyla çıkardım o sesleri. Güvenim de yerine gelmeye başladı.

   Ben çıkarken "Bence gayet iyiydi sesin ki eminim normalde daha da iyidir o kadar ağlamışsın, anlayabiliyorum yani farkı." dedi. "Sonuçlar cuma günü mail olarak atılacak tamam mı, görüşürüz!" dedi ve odadan çıktım.

  Güleryüzlü çocuğuma (utanç içinde) yüzüne bakamadan "Yakşamlarrrr" diyip rocka koştum.

  Şansım geri dönmüş olacak ki benim gitmemle içerideki yarışmacı çıktı ve direkt ben girdim. Durumumu ordaki kişiye de (BU SEFER AĞLAMADAN) anlattım, sesimin ağlamaktan hafiften gittiğini söyledim ve yine mülakatı yaptık.


  İşte böyle. Bu sabah güleryüzlü çocuğu poğaçacıda yan masamda otururken gördüm. Gözlerim öne pörtledi. Ama o beni farketmedi Allahtan. Ama çok has uşaktı ha, helal olsun.
 

 

1 yorum:

  1. Merhaba önümüzdeki hafta seçmelere çağırıldım. Bu yazınız sayesinde beni nelerin beklediğini bilerek gideceğim. Paylaşımınız için çok teşekkürler.
    Sahi sonra sonuçlar nasıl oldu? Seçildiniz mi?

    YanıtlaSil

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı