Ağaca tırmananlar

10 Kasım 2013 Pazar

çok zor bir şeyin eşiğinde

  Ailem dışında herkes üniversitenin çok harika bir 4 yıl olacağı garantisini verdi. Annemle babam sürekli "Sen bir git o zolukları çek göreceğiz seni..." şeklinde tripler atarken ben de "yağ heğ yağ heğ" şeklinde geri tripler atıyordum.
  Ama sorun şu ki ben şu an üniversitenin eğlenceli kısmını göremiyorum. Ya da daha o part'a gelmedik mi anlamadım ama benim tek gördüğüm derslerin ağırlığı, ödevlerin zorluğu, sınavların girmesi falan. Bölüm mü çok ağır, boğaziçi genel olarak mı ağır yoksa ÜNİVERSİTE Mİ AĞIR?

 Çamaşırdan bulaşığa, yemekten ütüye, temizlikten düzene ve tüm bunlarla birlikte bütttttüüün o dersleri, okunması gereken metinleri ayrıca araya giren sosyal faaliyet ve insani ilişkilerin HEPSİNİ HEPPPPPPPPPSİNİ düşünmek zorunda olan kişinin "ben" olmasını istemiyorum. Zaten zerre kadar bile olsa her şeyi düşünüp düşünüp müthiş boyutlara getirebilme gibi bir super-powerım var, bir de artık düşünmem gereken o kadar çok şey var ki, bunu çok başarılı bir şekilde kaldırabilecek ruhsal yazılımlara sahip değilmişim onu anladım.

  Ciddi anlamda boğaziçini bırakıp Ktü'ye yatay geçiş yapmayı düşündüm lan. Bunu okuyanlar "Yuh allahın gerizekalısı öyle şey mi olur, götünü yırttın oraya girene kadar!" şeklinde düşünebilirler. Ama tek başınıza hayat çok zor. Üniversite zor gençler, hazırlıklı olun.

  Ayrıca artık bu blogla ilgili bir şeyi sevmediğimi farkettim. Çok fazla bilgi içermesi. İnsanların burayı okuyup benimle ilgili artık olabilecek her şeyi bildiklerine kanaat getirmelerine artık katlanamıyorum. Bu bir ünlünün tüm filmlerini izleyip onu artık çok iyi tanıdığını düşünmek gibi bir şey, yanlış. Biri beni basitçe beni tanıyarak öğrensin istiyorum. Bu konuda tek tavır aldığım yer blogum değil aynı zamanda bulunduğum bütün sosyal ortamlar. Ortada kendimizle ilgili çok fazla bilgi var.


  Bu yüzden, üzülerek, sanırım artık.....bilemiyorum blogu bitirme kararı gibi bişey mi alıyorum acaba. Ben de bilemedim. O kadar yıl, o kadar emek, hepsi boşa mı gitsin. Öyle bir şey de olmasın ya.

  Sanırım düşüncelerimi toparlayana kadar blogu erişime kapatacağım. Silip kaldırmak da içime sinmez, üzülürüm. Umarım ne demek istediğimi iyice anlatabilmişimdir. Beni anlayacağınızı umaraktan, bu yazıyı böyle kısaca bitiriyorum.

  En başından beri bu zamana kadar kalan herkese, teşekkürler.

2 yorum:

  1. Aynı üniversiteyiz. Hayatımda bir şeylerin eksik (fazla) olduğunu biliyordum. Ama hiç böyle derinlemesine düşünmemiştim. Artık sayende biliyorum. Bende de var ondan. Hayata yetişemiyorum. Böyle mi yaşamak zorundayız ? Hep bir adım ötesini düşünüp geleceğimizi planlarken anı yaşamaktan mahrum bırakılmak mı bizim lanetimiz ? Hayat çok uzun, biz çok kısayız sanırım. Evet öyle. Asıl soru bu lanetle yaşamak zorunda mıyız ? Herkes nasıl başarıyor ? Sonunu göremiyorum...

    YanıtlaSil

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı