Ağaca tırmananlar

30 Nisan 2014 Çarşamba

Tur Bölüm 1

"ŞÖFÖR BEY MÜZİK AÇIN MÜZİK, GARILAR KALKIN OYNAYACAZ!"

İşte tam o an, dobiş teyzelerin çalan Demet Akalın 'Türkan' şarkısına el çırpıp oynamalarını izlerken evrenin sırrını çözdüm. Muhtemelen çalıntı olan kırık dökük-daracık bir otobüste, 48 tane cingan Trabzon'lu teyzeyle 4 gün sürecek bir yola çıkmıştım. Popom şimdiden oturmaktan acımaya başlamıştı, havalandırma bozuktu, telefonumun şarjı şimdiden %8 idi ve fazla yük olmasın diye yanıma beni eğlendirebilecek HİÇBİR ŞEY almamıştım. Kağıt kalem bile. Kağıt kalemim olsaydı az önce varma şerefine eriştiğim evrenin sırrını not alabilir, kendimi ve gelecek kuşakları benim yaşamak üzere olduğum şeyleri yaşamaktan kurtarabilirdim. Kendimi kurtaramadım, ama sizi hala kurtarma şansım var. Evrenin sırrı şu:

"Annenizin gün arkadaşları ve onların gün arkadaşlarının ayarladığı bir tur asla kaliteli, eğlenceli ve iyi bir fikir olamaz. YAPMAYIN."
Bir tane de bonus sır var:
"Benzin istasyonlarının tuvaletleri yaratılışları gereği insan tahammülünün ötesinde bir pistir."

Ey insanlar! Bu kavgalar neden? Hayatta temiz bir tuvalet ve oturmaktan erimemiş bir poponuz varsa bu savaşlar neden? Gelin birlik olalım ve tuvaletlerin ve popolarımızın ve uçakların kıymetini bilelim. Gerisi boş. Gerisi yalan.

Peki ben nasıl mı tuvaletlerin, popoların ve evrenin sırrını keşfetmeklik oldum?

Her şey üniversite yaşamının bana kazandırdığı sürtüklük ve doğamda bulunan salaklık yüzünden oldu. Üniversite'ye geçtiğinizde bi "Ya orayı gezmeli burayı gezmeli şuraya gitmeli..." isteğine kapılıyorsunuz ve üniversitelerin de bu isteği körükleyen bir sürü gerekli gereksiz tatili oluyor. Bakın diş kontrollerim gereği her 6 haftada bir Trabzon'a gelmek zorundayım ve inanır mısınız şu ana kadar hepsi tatile denk geldi. Ama bugün ben neden devamsızlıktan sınıfta kalma tehlikesi içindeyim, o benim 10 metre yanımdaki ve ÖĞLEN 12DE başlayan derslere uyanamama üşengeçliğini göstermem yüzünden, neyse oraları geçelim.

Nisanın 18inde başlayacak 10 günlük bir bahar tatilim vardı. Ve ben artık her ay olduğu gibi trabzona gelmek istemiyordum ama sonra farkettim ki yine her ay olduğu gibi diş kontrolüm var gitmek zorundayım zaten. Yine de "yaaa gitmem bu ay da gider eskişehiri falan gezerim..." diye düşünürken birden mucizevi bir şekilde telefonum çaldı ve arayan annem bana duymak istediğim o sihirli kelimeleri söyledi. "Yıldız. Ben. Gap. Turuna. Çıkacağım. 1. Kişilik. Boş. Yer. Var. Sen. De. Gel."

DIPS.
ÇIKS.
DIPÇIKS.

Gerisini hiç sorgulamadım, direkt atladım Trabzon'a geldim. Ama meğersem annemin gün arkadaşlarının organize ettiği bir şeymiş, otobüs tur şirketi vs ayarlamışlar ama otobüsü görseniz... nasıl kötü, nasıl eski, dökülüyor. Tura katılan kadınlar gibi. ANAN HARİÇ DE! Anam hariç. Anam genç bi kadın. (Bu cümleleri telif haklarından dolayı kurmam gerekiyor yoksa annemin NASI YANE BEN YAŞLI MIYIM şirketi bana tazminat davası açar ağzıma sıçarlar.)

İşte böylece ben de kendimi o otobüsün içinde ALLAHIM BEN NİYE BURDAYIM ALLAHIMM BANA NİYE ZAMANINDA AKIL VERMİYON Kİ SEN BAK HEP BÖYLE YAPIYOSUN TÖBE BİSMİLLAH diye söylenirken eve geldiklerinde 1 saat bile katlanamadığım o gün-teyzelerine 328753987429874 saat katlanmam gerektiğini farkettim ve ilk durağımız olan Gaziantep'e varana kadar yaşadığım travmaları anlatmak istemiyorum çünkü okurken kör olabilirsiniz.

Çünkü şarjım bitmişti, karnım ağrıyordu (otobüs yolculukları hep karnımı ağrıtır), popom acıyordu, mola yerlerimiz içinde ilk insanların çiş kalıntılarının bile olabileceği pis benzin istasyonlarıydı (hepsini kullanmak zorunda kaldım............), havalandırma bozuktu ya hiç üflemiyordu ya ölümüne üflüyordu, kadınların çenesi demet akalının sesi bi durmuyordu, otobüsteki en genç insan bendim ve bu yüzden kadınların benden istekleri bitmiyordu (yıldız sen genç kızsın yavrum hadi kalk bana x ver/yap) ve en kötüsü en kötüsü EN KÖTÜSÜ de yapacak hiçbir işim olmadığı için dışarı bakıp istemsizce düşünüyordum. Ve eminim siz de yola çıkmadan daha 3 gün önce sevgilinizden sizden ayrılmaya karar verdiğini söyleyen bir MAIL alsaydınız (maille ayrıldı oç), siz de benim gibi cam kenarında o sıcağın içinde oturup en az 15 saat düşünmek zorunda bırakılmanın dünyadaki en kötü şey olduğunu düşünürdünüz.

ama hayat devam ediyor, napcaksın gülüm, biz de sonunda turumuzun başladığı Gaziantep'e vardık.

bölüm sonu dupçış

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar bunu dinliyorum

Bu aralar bunu dinliyorum
hurtsün solisti "dünya mirasları" listesine alınmalı